13.10.2020, 05:58

Kırgızistan’ı, ABD ve Rus çekişmesi ve ‘Hemşehricilik’ bölüyor

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek'te 15 yıldır 3.kez protestocular parlamento ve cumhurbaşkanlığının bulunduğu “Beyaz Saray” ı ele geçirip ateşe verdiler. Ülkede seçim sonuçlarını tanımayan 12 siyasi partinin taraftarları, düzenledikleri gösterinin ardından Cumhurbaşkanlığı ve Parlamentoyu işgal etmiş, eski Cumhurbaşkanı Atambayev ve eski milletvekili Sadır Caparov’u cezaevinden çıkarmıştı. Protestolarda bir kişi yaşamını yitirirken, 590’dan fazla kişi yaralanmış, ardından da Başbakan Kubatbek Boronov ve Meclis Başkanı Dastanbek Cumabekov istifa etmişti

Yazıyı okuyacak eğer vaktiniz yoksa; kısaca özet yapalım… Kırgızistan’da ABD/FETÖ/CIA ile Rusya’nın bir iktidar mücadelesi var. ABD, Kırgızistan’ı ele geçirerek Çin’in İpek yolu projesini engellemek, aynı zamanda Uygur bölgesine komşu olduğu için Kırgızistan; Çin ile enerji ve siyasi nedenlerle gücünü kırmak istiyor. Kırgızistan’da kutuplaşma fazla, ülke kuzey-güney, Rus-Özbek yanlıları şeklinde bir ayrışmanın içerisinde. Rusya’da Orta Asya’daki gücünü kaybetmek istemiyor. Şimdi detaylara geçebiliriz.

Bugün Kırgızistan'da yaşananlar, ekonomik meselelerden ötürü 2005 ve 2010 yıllarında yaşanan devlet başkanların devrildiği olaylarla paralellik gösteriyor . Her durumda, başkentteki huzursuzluğa, önemli taşra kentlerindeki huzursuzluk eşlik etti. Yolsuzluk ve baskıcı siyaset, iktidarın daha otoriter bir ailede yoğunlaşmasına neden oldu. Kırgız siyasetindeki önemli fay hatlarından birisi Kuzey (Bişkek, Çuy, Talas, Narın) ve Güney (Oş, Celalabad, Batken) bölgeleri arasındaki iktidar mücadelesidir.

Protestocular parlamento seçimlerin sonucunu kabul etmeyi reddettikleri için şiddetli bir ayaklanmaya yol açtı. Merkez Seçim Komisyonu daha sonra sonuçları iptal etti. Çatışmalar bir iktidar boşluğu yarattı ve mafya kuralları ülke çapında yayılıyor, insanlar devlet dairelerine baskın yapıyor ve kendi liderlerini atıyor. Başbakan Kubatbek Boronov Çarşamba günü istifa etti, ancak şimdi göstericiler yeni bir hükümeti kimin yönetmesi gerektiği konusunda anlaşamıyor.

Ülkede Pazar günü yapılan parlamento seçimlerine 16 siyasi parti katıldı. Resmi sonuçlar, oyların çoğunluğunun Cumhurbaşkanı Ceenbekov'un küçük kardeşi Asylbek Ceenbekov'un Birimdik partisine ve Kırgızistan'ın gümrük hizmetlerini kontrol ederek servet elde eden güçlü Matraimov ailesinin liderliğindeki Mekenim Kırgızistan partisine gittiğini gösteriyor. Her iki taraf da Cumhurbaşkanı Ceenbekov'un müttefiki olarak görülüyor ve Rusya ile yakın ilişkileri biliniyor. Yerleşik muhalefet partilerinin hiçbiri sandalye alamadı ve 12 muhalefet grubunun tümü ortak olarak sonuçları tanımayacaklarını açıkladı. Seçimlere giren 7 partiden 4’ünün % 7’lik oy oranını geçti. % 7’den az oy alan partilerin mecliste temsil edilemeyeceği açıklandı. Mecliste oy hakkına sahip olan partiler; % 24.5 Birimdik Partisi, % 23.8 Mekenim Partisi, % 8.7 Kırgızistan Partisi ve % 7.13 Bütün Kırgızistan Partisi. İşte bu 4 partiden üçünün Ceenbekov ile yakın bağları var.

Latin Amerika,Ortadoğu ve Batı'da, otoriter güçlü bir devlet başkanı demokratik/anti-demokratik bir ayaklanma görevden alınırken Kırgızistan'da daha çok bir "güneylinin" bir "kuzeyli" ile değiştirildiği veya bunun tersini görülüyor. Bu dinamikler ve Kırgızistan'ın siyasi evrimini baltalayan derin bölünmeleri oluşturuyor.

Ceenbekov ve müttefik siyasi partileri de muhalefet tarafından ülkenin daha gelişmiş ve kentsel kuzeyine göre ülkenin güney tarımını tercih/temsil ediyor. Parlamento seçimleri 120 sandalyenin 100'ünün Ceenbekov ile uyumlu güney temsilcilerine verilmesiyle sonuçlanmıştı!!. Bu başarısız seçim, kuzeydeki etnik açıdan Kırgız politikacıların etnik açıdan Kırgız güneyli Ceenbekov'a fena halde kaybetmekle yüz yüze kaldığı bir duruma yol açtı. Protestolar sadece başkentte değil, aynı zamanda kuzeydeki önemli eyalet şehirleri olan Talas, Naryn ve Karakol'da da patlak verdi. 2005'te tam tersi oldu; "kuzeydeki" cumhurbaşkanı ‘güneydeki’ protestocular tarafından zayıflatıldı. Hem otoriterler hem de demokratik koalisyonlar daha önce Kırgızistan'da kuzey ve güneyde bu bölgesel çıkarları dengelemeye çalıştılar. Bu nedenle sivil toplum kuruluşları ve itidalli kesimler, herkesi "bölgeselcilik" ten ve "coğrafi bölünmeden" kaçınmaya çağırıyor.Ancak tesiri mümkün gözükmüyor. Bu bağlamda Kırgız nüfusunun % 67’sini Kırgızlar, % 30’unu Ruslar ve % 10’unu Özbekler oluşturuyor.

Bölgeselcilikten daha da kötüsü, doğuştan gelen etnik çoğunluk siyaseti, ne yazık ki daha açık bir ötekileştirme stratejisine dönüşüyor. Kırgızistan'daki seçimlerle ilgili sorunlardan biri, genel olarak etnik azınlıklara, özellikle de etnik Özbeklere pek bir seçenek sunulmamış olmalarıdır. Özbekler, nüfusun yaklaşık %10-13'ini oluşturmalarına rağmen çoğunlukla aktif siyasi yaşamdan dışlanmış ve ekonomik tahribata maruz kalmaktadır. 2010'da güneydeki etnik Özbek liderler, siyasi olarak bazı toplumsal meseleleri ele alma ve otoriter cumhurbaşkanının görevden alınmasında önemli rol oynadı. Rusya’ya yakın politika güden Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov’un, başkent Bişkek’i terk ederek kendisini destekleyen aşiretlerin yoğun olduğu ülkenin güney bölgesine çekildiği uluslararası medya tarafından belirtiliyor

Muhalefet ayrıca, bir Çinli şirketle yapılan bir anlaşmayla ilgili yolsuzluktan 11 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev de dahil olmak üzere birçok siyasi kişiyi serbest bıraktı. Muhalefet güçleri tarafından da cezaevinden serbest bırakılan Sadyr Japarov, Salı günü yapılan acil bir parlamento oturumunda ülkenin başbakan vekili seçildi. Eski cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, bir cumhurbaşkanı seçiminde Ceenbekov'a başarısız bir şekilde meydan okuduktan sonra 2017 yılında ülkeden kaçan eski başbakanı Omurbek Babanov'u destekleyen gruplar tarafından hapishaneden serbest bırakıldı.Ancak yazıyı kaleme saatlerde Atambayev’in tekrar tutuklandığı iddia ediliyor. Bu arada Cuma günü dört parti, Babanov'u başbakanlığa aday gösterdi. Yani ABD ve FETÖ yanlıları iktidarı ele almaya çalışıyor. Ancak Rus destekli iktidarda sert hamleleri sürdürüyor.

ABD ve AB'nin yanı sıra Rusya ve Çin, krizin barışçıl çözümü için çağrıda bulundu. ABD ve Çin hükümetleri, yabancı güçlerin karışmamasını istedi. Çin ile uzun bir sınırı paylaşan, denize kıyısı olmayan bu Orta Asya ülkesi, hem Rusya'nın hem de Çin'in stratejik planlarının anahtarı olmuştur. Moskova bölgeyi ve Kırgızistan’ı arka bahçesi olarak görüyor ve nüfuzunu korumak için sert siyaset oynuyor. Çin için Avrasya'nın merkezinde yer alan Kırgızistan’ı, Kuşak ve Yol Girişimi'nin hayati bir halkası olarak görüyor. Geçen yıl Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Bişkek'i ziyaret etmişti. Çin, Kırgızistan ve Özbekistan ile karayolu ve demiryolu ağı kurdu. Afgan savaşının ilk döneminde ABD, Kırgızistan'ı yakıt ikmali ve diğer lojistik amaçlarla kullanmıştı. ABD üssü 2014 yılında Parlamento tarafından kapatıldı.

Kırgızistan 1991'de Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana önceki iki cumhurbaşkanının devrildiğini görmüştü. 2005'te ABD, ülkede bir "renkli devrim" düzenledi. Rusya'nın etkisini kontrol altına almayı hedefliyordu. 2010'da Rusya, görevdeki cumhurbaşkanına karşı aktif olarak ajitasyon yapıyordu ve güneydeki şiddeti durdurmak için müdahale etmekte isteksizdi, ancak Rusya'nın ekonomik ve dış politika çıkarları olduğu sürece daha otoriter eski Sovyet cumhuriyetleri arasında alışılmadık bir "demokratik" birlikte çalışmayı kabul etmeye istekliydi. saygı duyuldu 2010'da Çin küçük bir oyuncuydu, 2020’de ise belirleyici bir güç oldu. Amerikan basını, ülkeyi ABD'nin Orta Asya'daki en yakın müttefiki olarak ilan ederdi. Kırgızistan, yıllarca Amerika Birleşik Devletleri'nin Manas'taki tek Orta Asya hava üssüne ev sahipliği yaptı. Hava üssü, Afganistan'a giren ve çıkan Amerikan askerlerinin ilk ve son durağı oldu. Üs operasyon halindeyken yaklaşık 5,6 milyon yabancı asker geçti.

Üs, 2011'de eski Cumhurbaşkanı Atambayev'in seçilmesinin ardından parlamento tarafından 2014'te kapatıldı. Ancak ABD’nin etkisi hep devam etti. Atambayev, ülkenin Rusya ile yeniden düzenlenmesini ve Kırgızistan'ın en büyük ekonomik yatırımcısı ve ticaret ortağı olan komşusu Çin ile ekonomik bağların artırılmasını destekledi.

6 milyonluk eski bir Sovyet Cumhuriyeti olan Kırgızistan, son yirmi yılda jeopolitik rekabetin arttığı bir yer olmuştur. Çin ile sınır komşusu, Rusya’ya ve 2001 yılında ABD tarafından işgal edilen Afganistan'a yakın. Çin hükümet istatistiklerine göre, ikili ticaret 2019'da 6,35 milyar dolar olarak gerçekleşti. Çin, Kırgızistan ulusal borcunun 4 milyar dolarını elinde tutuyor. Kırgızistan'ın GSYİH'si yalnızca 8 milyar doların biraz üzerindedir. Ülke aynı zamanda Pekin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin de merkezi bir bileşenidir.Buna ek olarak, Kırgızistan ekonomisi, COVID-19'un neden olduğu Rusya'daki göçmen işçi dövizlerinin çökmesi nedeniyle düşüş içinde. Son birkaç yılda Kırgız ekonomisinin üçte birini oluşturan bu işçi dövizleri, 2010 isyanından bu yana Kırgızistan'daki siyasetini yumuşattı. Kırgızistan uzun zaman herkese yetecek kadar tereyağı bulunmayan bir yer olmuştur, Çin ile önemli ekonomik bağlara rağmen, Kırgızistan'daki Çin karşıtı duyarlılıklar da yüksek seviyededir. 2019'da Bişkek, Kırgız-Çin evliliklerinin yasaklanmasını talep eden ve Çin'in ekonomik etkisine kısıtlamalar getirilmesini talep eden büyük Çin karşıtı protestolar oldu. Çoğunlukla Müslüman olan ülke, Çin'in büyük Müslüman azınlığı Uygurlara ev sahipliği yapan Çin'in Sincan bölgesi ile de bir sınırı paylaşıyor.


Kırgızistan, Rusya öncülüğündeki Toplu Güvenlik Anlaşması Örgütü üyesidir ve bir Rus hava üssüne ev sahipliği yapmaktadır. Rusya, Kırgızistan'daki tüm siyasi gruplarla güçlü bağlar kurarken, hâlen iktidarda olan Cumhurbaşkanı Ceenbekov'un otoritesini destekleyip desteklemeyeceği belli değil, ancak açık olan bir şey krizin Rusya’daki Vladimir Putin’e acil bir dış politika tehdidi oluşturmasıdır. Rusya’nın arka bahçesinde Moskova yanlısı başka bir ülke daha olan Cumhurbaşkanı ve Beyaz Rusya, Ağustos’taki Başkanlık seçimlerinden sonra siyasi kargaşa yaşanıyor. Güney Kafkasya'da, Ermenistan ile Azerbaycan arasında, her ikisi de eski Sovyet cumhuriyetleri olan Dağlık Karabağ konusundaki çatışma, Rusya'yı istemediği bir çatışmaya sürükleme riski taşımaktadır. Üçü de bir araya geldiğinde, Moskova’nın eski Sovyet bölgesi ile daha güçlü siyasi ve ekonomik bütünleşme kurma girişimleri Rusya’yı kritik zorluklarla karşı karşıya bırakıyor.

Yorumlar (0)