21.10.2020, 05:58

Kıymetini bilmediğimiz ülkemiz

Sevgili okurlarımız, geçen yıllarda da ülkemizin konumu hakkında bilgiler sunmuştuk. Anadolu'muz yeryüzünün en önemli gen merkezlerinden biridir. Badem, armut, kiraz, vişne, incir, nar, arpa, buğday, çavdar, yulaf, bezelye, bakla, soğan, sarımsak, pırasa ve ketenin anavatanı Anadolu'dur. Hayvan türleri bakımından da Türkiye zengin bir yapıya sahiptir. Tüm Avrupa'da 60.000 türe karşılık Türkiye'de 80.000 tür hayvan yaşar. Sulak alanlar bakımından da 1 milyon hektarı aşan alanı kaplayan 250 sulak alanımız vardır. Bu araştırmalar benim söylemim değil. 1996 yılında benim Büyükçekmece Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneğini kurduğumda takip ettiğim 3. Çevre Şurası Sonuç Raporu verilerinde bildirilmiştir. Ama gelen yönetimler maalesef tarla kazanacağız diye, maden arayacağız diye, sivrisinekle mücadele diye, binalar konduracağız diye sulak alanlarımızı, ormanlarımızı, meralarımızı tüm bu zenginliklerimizi yok ediyorlar. Sonra da kıymetini bilemedik, haksızlık ettik, gibi mazeretler öne sürülüyor. Yıl 2020 oldu. Eti, otu, mercimeği, buğdayı dışarıdan alır olduk.

Gelelim ülkemizi tehdit eden Çevre sorunları'na. Türkiye'de 1950'li yıllarda başlayan hızlı sanayileşme, tarımda modernleşme ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan hızlı kentleşme ile birlikte çevre bozulmaları da önemli sorunları getirdi. Özellikle sanayi ve kentleşmenin yoğun olarak yaşandığı Marmara Bölgesinde, hava, su, toprak kirliliği, doğal ve tarihi değerlerin tahribi, plansız ve sağlıksız yerleşme, rant saldırıları Marmara'yı ve bütün yurdu sarmıştır. Yaşamakta olduğumuz çevre sorunlarını şu şekilde özetleyelim.

-Türkiye Avrupa ülkeleri arasında nüfusu en hızlı artan ülkedir. Bu yetmiyormuş gibi sınırlarımızı Suriyelilere açtık. Hızlı nüfus artışı, kırsal alanlardan kentlere göçü hızlandırmış, bu da kalkınma ve gelişmeyi güçleştirmekte, kalkınma hızını düşürmektedir.

-Yaşanan hızlı kentleşme, özellikle de bazı büyük kentlerde (İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Adana, Mersin, Antalya, Gaziantep, Diyarbakır, Kocaeli gibi) yoğunlaşmaktadır. Bu kentlerin nüfusunun tahminlerin üstünde artması, planlı ve sağlıklı bir kent gelişimini ve yönetimini güçleştirmektedir.

-Hızlı sanayileşme, sanayinin yanlış yer seçimi ve belirli bölgelerde, özellikle Marmara Bölgesinde yoğunlaşması sonucu, bazı bölgelerde (İzmit Körfezi, Bandırma Körfezi, Bursa, İstanbul metropoliten alanı) geri dönülmesi zor çevre bozulmalarına ve su kaynaklarının ve denizin kirlenmesine neden olmuştur.

Prof. Dr. İbrahim Ortaş Anadolu'da yanlış toprak yönetimi sonucu çöldeymişiz gibi kum fırtınalarının oluştuğu, çölleşmeye doğru gidildiğini söylüyor, devamla12 Eylül 2020'de Polatlı'da başlayıp Ankara'yı saran kum fırtınası oluşumunun birçok yerlerde evlerin çatılarının uçmasına, ağaçların devrilmesine, yangınlara ve çok ciddi maddi kayıplara neden olduğunu, genelde kurak iklimlerde ve çöllerde toprakta organik madde ve toprak yüzeyi bitkilerinin olmaması sonucu toprak esen rüzgarla uzaklara taşınmaktadır. İç Anadolu bölgesi özellikle Konya, Eskişehir, Ankara bölgesinde geçmişte de insanın yanlış toprak yönetiminden kaynaklanan kum fırtınaları yaşanmıştır. Kurumların koordineli çalışmaları bu tür kum fırtınaların ve doğa olaylarının önüne geçilebilir diyor. Sevgili Okuyucularımız yazılarımı sıkılmadan okumanız için kısa kısa yapıyorum. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.

Yorumlar (0)