04.08.2020, 06:07

Kurban bayramı corona bayramına döndü!

KURBAN Bayramı yapılan tüm uyarılara rağmen yurttaşların umursamazlığı vurdumduymazlığı sayesinde adeta bir "Corona" bayramına döndü. Sahil kesimleri başta olmak üzere yurdun dört bir yanında bayram süresince ne maske ne mesafe nede hijyen kaldı.. Milyonlar sokaklara sahillere aktı. Kurallar hiçe sayıldı. Bence döndük başa zurnanın zırt dediği yere. Sanki olacakları görmüş gibi Sağlık Bakanlığı da veri tanımı değişikliğine giderek Corona vakalarını karartma yoluna gitti. Zaten vaka sayıları konusunda da toplumda gerekli güveni epeydir yitirmişti. Ama bence hiçbiri bu Kurban Bayramı yaşadıklarımız gibi olmadı sonuçları bakımından da olmayacak. Ürkütücü artışlara gebe kötü günler yaşayacağız.  Bunu sağlık İle ilgilenenler bu işin uzmanları da ortak kanı olarak söylüyor uyarıyor. Balık hafızalı bir toplum olarak bizler ise aldırmıyoruz. Demek neymiş yaşayarak öğrenecekmişiz. Ama bunu bedeli hem maddi hem manevi olarak çok ağır. Canlarımız yİtip gidiyor. Hastane kapılarında tedavi olmak için bekliyoruz. Çileler çekiyoruz. Ama bir maske takmıyoruz bıuda bize ders olsun demekten kendimi alamıyorum.

Bakanlık verileri saklıyor
Gelelim şimdi son gelişmeleri değerlenmdirmeye ve uzmanlar neler söylemiş yada söylüyor onlara bakalım. Tıpta doktorların tek birliği TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Adıyaman "Sağlık Bakanlığı verileri saklıyor” diyerek ortaya çok ciddi bir iddia attı. Başkan Prof. Dr. Sinan Adıyaman, “Yoğun bakımdaki hasta sayısını vermek istemiyorlar. Çünkü biz bunlara bakarak çıkarımlarda bulunabiliyorduk. Aktif hasta sayısını yoğun bakımdaki hasta sayısına bölüyorduk. Dünyada yüzde 1,5 civarındayken  TTB açıkladıktan sonra Sağlık Bakanlığı bu verileri ortadan yok etti" dedi.

Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı Covid-19 tablosundan yoğun bakım ve entübe hasta sayılarını kaldırması tepki çekti. Bakanlığın gün gün yayımladığı ve yeterince ayrıntılı olmadığı gerekçesiyle bilim insanları tarafından sıkça eleştirilen tabloda değişikliğe gidildi. Yapılan değişiklikle 1 Haziran’dan bu yana ikiye katlanan yoğun bakımdaki hasta sayısı ile entübe hastaların sayısı kaldırılarak yerine zatürre oranı ve durumu ağır hastaların sayısı kondu.Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, bakanlığın verileri uluslararası standartlara göre açıklamadığına dikkat çekti:“Yoğun bakımdaki hasta sayısını vermek istemiyorlar. Çünkü biz bunlara bakarak çıkarımlarda bulunabiliyorduk. Aktif hasta sayısını yoğun bakımdaki hasta sayısına bölüyorduk. Dünyada yüzde 1,5 civarındayken  TTB açıkladıktan sonra Sağlık Bakanlığı bu verileri ortadan yok etti.

Hasta artışı inanılmaz boyuta ulaştı
Normalleşme’ adımları nedeniyle salgının bastırılamadığına dikkat çeken Prof. Dr. Adıyaman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sahadan gelen geri bildirimler de Sağlık Bakanlığı açıklamalarının üstünde bir gerçekle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Sağlık Bakanı İstanbul için Türkiye’nin Vuhan’ı demişti. Ancak Diyarbakır, Urfa gibi illerde inanılmaz bir hasta artışı var.”TTB Başkanı, sözlerini şöyle noktaladı: “Ankara’da yoğun bakımlar dolmuş durumda. Artık özel hastaneler yoğun bakımda Covid-19’lu hastaları yatırmıyor. Kamu ve şehir hastanelerinde aşırı derecede hasta var. Bazıları dışarda bekletiliyor. Yoğun bakımda yer olmadığı için, anca hasta kaybı olduğunda yatabiliyorlar. Baktığımızda hızla bir artış var, ilk anlara geri dönmeye başladık. Amaç sağlık sisteminin bunla baş edebilmesini sağlamak. Sistemimiz bunu kaldırmayabilir. Dolayısıyla bu iki parametrenin kaldırılmasının hiçbir anlamı yok. Yapılan tablo değişikliği yanıltıcı, halkı yanlış bilgilendiriyor.

Son durum vahim
TTB Başkanı, Adıyamansözlerini şöyle noktaladı:“Ankara’da yoğun bakımlar dolmuş durumda.Artık özel hastaneler yoğun bakımda Covid-19’lu hastaları yatırmıyor.Kamu ve şehir hastanelerinde aşırı derecede hasta var.Bazıları dışarıda bekletiliyor.Yoğun bakımda yer olmadığı için, ancak hasta kaybı olduğunda yatabiliyorlar.Baktığımızda hızlı bir artış var, ilk anlara geri dönmeye başladık. Amaç sağlık sisteminin bunla baş edebilmesini sağlamak. Sistemimiz bunu kaldırmayabilir.Dolayısıyla bu iki parametrenin kaldırılmasının hiçbir anlamı yok. Yapılan tablo değişikliği yanıltıcı, halkı yanlış bilgilendiriyor. Gerçekleri gizleyemezsiniz. Pandemiyi de yanlış yönettiniz.”

Hasta sayısı patladı
Alınan tüm önelmelere yapılan bütün uyarılara rağmen Anormal Normalleşme dönemi meyvelerini çabuk verdi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Ahmet Saltık "Türkiye’nin pek çok yerinden meslektaşlarımızdan bize ulaşan, TTB’ye erişen ve basına da yansıyan verilerden HASTA SAYISINDA ANORMAL BİR PATLAMA yaşanmaktadır. Kamuda yoğun bakım yatakları dolmuştur.Bakanlık, ölçüsüz – hesapsız – akıl dışı “normalleşmeyi” sürdürmektedir.Halk da Bakanlığın iyimser yansıtmalarına dayalı olarak önlemleri savsaklamaktadır" uyarısında bulundu. Saltık 31. Temmuz itibarıyla oluşan tabloyu şu şekilde yorumladı:
"DSÖ’ne bildirilen resmi toplam olgu sayısı 17,550,515
– DSÖ’ne bildirilen resmi toplam ölüm sayısı 680,159 (%6)
– Halen aktif hasta sayısı 5,925,003
– Kritik durumda (yoğun bakımda) olan hasta sayısı 65,484 (%1)
Türkiye’de “ağır hasta sayısı” 583, zatürresi olan hasta oranı %8,8
– 30 Temmuz günü tanı alan yeni hasta sayısı 287,343; nüfusuyla orantılı olarak Türkiye’de beklenen; 287,343 x %1,1 = 3,161 (saptanan 982)
– 30 Temmuz günü ölen hasta sayısı  6,418
Türkiye’de beklenen; 6,418 x %1,1 = 71 (saptanan 17)
– Türkiye’nin dünyadaki sırası : 17 (nüfus büyüklüğü sıralaması ile aynı)
– 1 milyon nüfusta test sayısı (%40 tanı yetenekli) : 56,874 (İngiltere’nin 174’ü!)"

Veriler yeterli değil
Prof Saltık açıklamasında verilerin iler – tutar yanının bulunmadığına dikkat çekti.  Saltık yoğun bakımdaki hasta sayısının açıklanmadığını anımsatarak verilen bilgileri şu şekilde yorumladı.:
"Artık verilen “bilgi” (!?) şu :
Türkiye’de “ağır hasta sayısı” 583, zatürresi olan hasta oranı %8,8Ağır hasta sayısı yoğun bakım + entübe olanlar mıdır??
Yalnızca entübe olanlar mıdır?
Bu doğru ise yoğun bakıma alınan hasta “ağır hasta” değil midir, kim ağır hastadır?
Resmen ilan edilen toplam olgu sayısı 230,873’tür.
İyileşen (taburcu edilen demek daha doğru.. tam iyileşme??) 214,535
Toplam ölenler 5,692. Son 2 rakamı toplayıp toplam olgu sayısından düşersek;
230,873 – (214,535 + 5,691) = 10,647 olarak halen yatan hasta sayısını buluruz.
Ağır hasta olan 583 kişinin, halen yatanların %5,75’i olduğunu buluruz.
Bu oran dünya ortalaması olarak %1!
Sağlık Bakanlığı’nın %8,8 zatürre oranı, 10,647 yatan hasta içinde başlı başına çok yüksek bir orandır.
Ölümler dünya genelinde %6 iken Türkiye’de 5,692 / 230,823 = %2,5!
Bakanlığın verilerinden çıkarabildiğimiz ölçüde yoğun bakım hastalarımız (zatürre olduğu bildirilen %8,8) dışında halen yatanların %5,75’i ile dünya ortalamasının 5,75 katıdır ama ölüm oranlarımız dünya ortalaması %6 iken bizde %2,5’tir!?

Nereye varılmak isteniyor?
Uzmanların da yorumlarının ardından sorulacak soru "Sağlık Bakanlığı nereye varmak istemektedir?" olmalıdır. AB kuşkusuz gerçekleri bilmektedir, o yüzden kapıları kapatmıştır. Rusya dünyada 4. sırada salgın içindedir ve  10 Ağustos’ta Türkiye – Rusya uçuşları ve turizmin açılması planlanmaktadır. Bu çılgın ve sorumsuz bir davranıştır turizm gelirleri elde etmek hatırına!
31 Ağustos’ta okulların açılması planlanmaktadır. Eylül sonrasında influenza / grip mevsimi başlamaktadır ve kapalı mekanlara dönüş başlayacaktır. Dünya Sağlık Örgütü ciddi ciddi 2. dalga uyarısı yapmaktadır, örn. İspanya! Günlük yeni olgu sayıları ve ölümler rekorlar kırmaktadır!Toplum bağışıklığı yok gibidir, aşı ve ilaç da  yoktur!  Dünyada, komşularımız İran, Irak, Bulgaristan, Rusya’da ciddi salgın vardır. Suriye’den güvenli veri yok ama herhalde güllük – gülistanlık değildir. Türkiye transit bir coğrafyadır ve 5 milyonu aşkın “sığınmacı” sı vardır. Irak – Suriye sınırı delik – deşiktir; Gaziantep, Batman, Urfa hasta kaynamaktadır.
Bu gidiş iyi değildir; halktan, hatta Bilimsel Danışma Kurulu üyelerinden bile gerçekleri saklayarak varılacak yer büyük bir hüsrandan başka bir şey olamaz!
Bir kez daha uyaralım;

BU SALGIN TÜRKİYE’ye DİZ ÇÖKTÜREBİLİR!
Başta AKP iktidarı olmak üzere herkes, daha çok gecikmeden aklını başına toplamalıdır. İktidar, gerçekleri saklamayı bırakmalıdır, turizm etkilenmesin deniyorsa zaten dünya – alem gerçekleri biliyor.
Muhalefet, daha etkili yöntemlerle iktidarı uyarmalı ve halkı bilgilendirmelidir. Örneğin Eylül ortalarında bir ULUSAL SALGIN KURULTAYI toplamalı ve çözüm önerilerini iktidara ve kamuoyuna sunmalıdır. Halk da sorunun ciddiyetini kavramalı, çok sorumlu davranmalıdır..

Yorumlar (0)