25.10.2020, 08:42

Kusursuz fırtına geliyor !

TEMMUZ sonu itibariyle vaka sayısında, Eylül başı itibariyle de vefat sayılarında hızlı bir yükseliş olduğu görülmüştü. Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan 19 Ekim vaka sayısı da uzun süre sonra 2 bini aştı. Açıklanan 75 vefat sayısı ise, 2 Mayıs'tan bu yana görülen en yüksek ölüm sayısı olarak kayıtlara geçti. Daha önce de aynı başlıkla uyarmış ve eklemiştim. Eğer önlem alınmaz maske mesafe ve hijyen kurallarınma uyulmaz ise bu Anormalleşmenin faturası çok ağır olur demiştim. Maalesef dedğim noktaya daha Ksım ayına bile gelmeden ulaşıldı. İşin can alıcı noktası ise 1 milyom 100 bin sağlık çalışanının bu süreçte her anlamda tükenmeye başlamasıdır. Bakın farkındamısınz bilme ama sağlık çalışanları bizleri yaşatabilmek için savaşırken ÖLÜYORLAR!. Bu savaşın ön cephesinde çarpışan sağlık çalışanlarına biz hiç bir şey yapmıyoruz.
 

TTB beklenen son için uyardı
 

TTB Merkez Konseyi bir kez daha dikkatleri “Covıd-19 + İnfluenza=Kusursuz Fırtına” olasılığına çekti. Sağlık Bakanlığı’nın gerekli önlemleri almadığı, şeffaf davranmadığı öne süren TTB “Sağlık Bakanlığı'nın koruyucu sağlık hizmetlerindeki yetersizliği, Covid-19 salgınında olduğu gibi influenza salgınına karşı hazırlıkta da ne yazık ki açıkça görülüyor” denilerek toplum sağlığı açısından zor bir dönemden geçildiğinin altı çizildi. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) yaptığı uyarıyı hatırlatan TTB , “Tıp literatürünün en büyük korku olarak ifade ettiği “Covıd-19 + İnfluenza = Kusursuz Fırtına” olasılığı ne yazık ki giderek artıyor. Konunun ciddiyeti nedeniyle bu yıl, DSÖ 6 ay üzerindeki herkese influenza aşısını önerdiğini ilan etti. İnfluenza ve Covid-19 birlikteliğinin bu korkutucu etkisini önlemek için birçok ülke de influenza aşısı stoklarını tamamlayacaklarını ilan etti, ediyor” ifadelerine yer verilerek DSÖ kriterlerine göre yaşı 6 ay üzeri olan her bireyin aşılanıp, aşılanamayacağını sordu.
 

Üç ay önce uyardılar
 

TTB  olarak Sağlık Bakanlığı'nı birçok defa, influenza mevsiminin yaklaşmakta olduğu ve yeterli aşı stoku için gerekli hazırlıkları yapması gerektiği yönünde uyarıları hatırlatılarak, “En son  Sağlık Bakanı'na 7 Ağustos 2020 tarihinde gönderdiğimiz mektubumuzda ‘Yürütülecek kapsamlı hazırlıklara gereksinim vardır. Yeterli aşı stoku erken olarak sağlanıp, aşının mümkün olan en erken dönemde yapılması sağlanmalıdır' şeklinde uyarmıştık. Bu uyarılara rağmen gerekenlerin yerine getirilmediğini; kaç doz aşının temin edildiğinin bile halka şeffaflıkla açıklanamadığını üzülerek görüyoruz” denildi,
 

Aşı kriteri şaşırttı
 

Sağlık Bakanlığı pandemiyle mücadelede toplumu/sağlık çalışanlarını yeterli ve düzenli bilgilendirmemekte; yeterli ve ihtiyacı karşılayacak organizasyonu yapamamaktadır. Son günlerde aile hekimleri için influenza aşısı yapılacak kişilerin belirlenmesinde, bilimsel alt yapıdan uzak-anlaşılmaz, puanlama sisteminin getirilmesi de bu yetersizliğin bir diğer yansımasıdır. Bu puanlama sisteminde diyabet hastaları, kronik kalp-akciğer hastaları, bağışıklık sistemini etkileyen ilaç kullanan hastalar için dahi ‘İnfluenza açısından 1.öncelikli yüksek risk grubunda değilsiniz' ibaresi çıkmıştır. Bilimsel olarak anlaşılamaz bu puanlama sistemi, hekimlerin toplumla karşı karşıya getirilmesinden ve sağlıkta yeni bir şiddet dalgasının körüklenmesinden başka bir şeye yaramayacaktır.
 

TTB Aile hekimleri anketi ürkütüyor
TTB Eylül ayında salgının pik yaptığı Nisan ayına göre artış sormuş ve İstanbul dışında büyük oranda artış görmüştü. Ekim ayı anketinde Eylül ayına göre artışı sordu. Ankete yanıt verenlerin %41’i Eylül ayına göre azalma, %38’i ise artış olduğunu belirtti. Katılımcıların %21’İ ise izlem sayılarının değişmediğini belirtti.
 

460 bin izolasyonlu var
TTB'nin ‘Aile Hekimliği Pandemi Anketi Ekim 2020’, Türkiye'de Covid-19 pandemisinin geldiği aşamayı ortaya çıkardı. Aile Hekimliği Kolunun 75 ilden 835 aile hekiminin katılımıyla 7-14 Ekim tarihlerinde yaptığı anketin ürküten sonuçlarını, Dr. Emrah Kırımlı açıkladı. Bir önceki aya göre bazı illerde vaka sayılarında artış yaşanırken, bazı illerde düşüşler görüldüğü belirtilen ankette, açıklanan rakamların önümüzdeki günlerde artmasından endişe duyulduğu belirtildi.
Dr. Emrah Kırımlı, ankete 81 ilin 75'inden hekimlerin katıldığının altını çizdi. Ankete katılan aile hekimlerine günde 14 bin 373 pozitif hasta geldiğini belirten Kırımlı, evde izlenen hasta sayısının 143 bin, evde takip edilen izolasyonda olanların sayısının ise 460 bin 966 olduğunu söyledi.
Aile Hekimlerinin ağır bir yük altında olduğunu söyleyen Dr. Kırımlı, “Ne yazık ki ağır hasta olmadığı sürece, yani şiddetli nefes darlığı, klinik durumu gerçekleşmediği ve ateşi olmadığı sürece evde takip edilmeye devam ediliyor. Evde de çok yoğun ağrılar bulantı kusma gibi belirtiler hastamızı zorluyor. Bir kısmının zaten ek hastalıkları var, onlar ne yapacaklarını bilemiyorlar. Uzaktan takip etmekte hem hasta hem bizim için hiç kolay değil. Hastalar kendilerini yalnız ve terk edilmiş, ümitsiz hissediyor” diye konuştu.
 

Anket artışı doğruluyor
Eylül ayı anketine İstanbul’dan yanıt verenler günde ortalama 1714 yeni vaka bildirirken bu sayı Ekim anketinde 2824’e çıkmıştır. Hasta sayısı Ankara için Eylül ayında 2671 iken Ekim ayında günde 2125’e düşmüştür. Bu bilgiler Sağlık Bakanının İstanbul’da %50 artış oldu açıklaması ve sahadan bildirilen gözlemler ile uyumludur.
 

İstanbul’da acilen enfeksiyon kontrol tedbirleri alınmalıdır
Vaka sayılarının Türkiye genelinde verilmesi salgının nerede yayılıp nerede sönümlenmeye başladığı bilgisini bizden gizlemektedir. Anketimizde görülen sonuçlara göre İstanbul’da belirgin bir artış vardır. İstanbul’dan çalışmaya katılan aile hekimleri çalışma döneminin başı ile sonu arasında yoğun bir artış olduğunu ayrıca belirtmişlerdir. Salgının yayılması riski nedeniyle İstanbul’daki bu artış korkutucudur. Şehre özel acil enfeksiyon kontrol önlemleri alınmalıdır.
Eylül 2020-Ekim 2020 arasında salgın sürecinde neler değişti?
Eylül ayında gerçekleştirilen anket sonuçları ve TTB COVID-19 Pandemisi izleme kurulu tarafından yapılan çalışma ve basın açıklamaları ile Turkuaz tabloda gerçek vaka sayılarının halka açıklanmadığını ve yüzbinlerce PCR+ vakanın bildirilmediğini öğrenmiş olduk. Sağlık Bakanı da bu gerçeği 30 Eylül tarihli basın açıklamasında topluma duyurdu. Salgın yönetiminde bir başka önemli gelişme filyasyon ve evde karantina uygulamalarının izlem süresinin kısaltılması, temaslı hasta grubunun daraltılması oldu.
Eylül ayında yapılan TTB anket çalışmasındanbu aya geldiğimizde COVID19 rehberinde iki önemli değişiklik oldu:PCR+ hastaların izlem süreleri 14 günden 10 günde düşürüldü ve BT pozitif hastalar filyasyon çalışmasından çıkarıldı.
Bu iki değişiklik ile aile hekimlerinin izlem listelerindeki PCR+ hasta sayıları %40 azaltıldı ve toplam izlem sayılarında belirsiz bir düşüş gerçekleşti. Bu nedenle Ekim ayındaki toplam izlem sayıları ve PCR+ hasta ortalamaları daha düşük olmuştur. Bu nedenle iki ayı kıyaslarken toplam sayılardan ziyade gün başına düşen hasta sayısı göz önüne alınmalıdır.
Eylül toplam hasta sayıları ne kadardı?
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 30 Eylül tarihli basın toplantısında, tüm PCR+ vakaların açıklanmadığını ve vaka ve hasta sayısı ayırımı yapıldığını belirtmiştir. 22 Eylül’de yayınlanan TTB Aile Hekimliği Kolu anket sonuçlarımız açıklandıktan sonra farklı kaynaklar günlük vaka sayılarının açıklanandan daha yüksek olduğunu belirtmiştir. Anket sonucumuza göre 7-14 Eylül tarihlerinde 14 günlük geriye dönük hesaplamamızda aile hekimlerinin izlem listelerine günlük 13341 PCR+ hasta düşmektedir.
TTB COVID19 pandemisi 7. ay değerlendirmesinde de benzer bir hesaplama toplam test sayıları üzerinden yapılmıştır. Her iki veri de benzer sonuçlara ulaşmaktadır. Eylül ayında Türkiye’de günlük 12-14 bin arası yeni PCR+ hasta olduğu görülmektedir.

Türkiye’de COVID-19 olguları (Eylül 2020) TTB COVID19 Pandemisi 7. Ay Değerlendirmesi
Ekim ayında aile hekimlerinin izlem listelerine günde 14373 yeni PCR+ hasta eklenmektedir.
Ekim ayı anketine yanıt veren aile hekimlerinin izlem listesinde ortalama 6,533 PCR+ hasta düşmektedir. Türkiye genelinde 22000 aile hekimi olduğu ve izlemlerin 10 gün olduğu göz önüne alındığında günlük ortalama 14373 yeni hasta aile hekimleri izlem listelerine düşmekte ve yaklaşık 150 bin kişi evde tedavi alıp takip edilmektedir. Bu sayılara hastanede takip edilen COVID-19 hastaları dâhil değildir. Toplam sayıya hastanede yatan vatandaşlarımız da eklenmelidir. Eylül ayında bu sayı ortalama 8,49 ve toplamda günlük 13341 olarak belirlenmiştir. Ortalama sayısındaki azalma izlem sürelerindeki değişiklikten kaynaklanmaktadır.
 

Evde takip edilen 460.966 kişi vardır
2020, 7-14 Ekim tarihleri arasında aile hekimlerinin izlem listesinde ortalama 20,953 hasta mevcuttur. Türkiye genelinde yaklaşık 461.000 kişi evde izolasyondadır. Eylül ayında bu oran 26,2 ve toplamda yaklaşık 600.000 kişi olarak tespit edilmiştir. Sayılardaki azalma BT pozitif hastaların filyasyon listesinden çıkması ya da PCR+ hastalarda bulaşma yollarının değişmesi (iş yeri yerine aile içi bulaşma, BT pozitif hastaların filyasyona dâhil edilmemesi gibi) ile temaslı kişi sayısının azalmasına bağlı olabilir.
 

Corona virüs kadar önemli
Pandemi tüm yakıcı etkisi ile devam ederken sağlık çalışanları koronavirüs enfeksiyon etkenine ve COVID-19 hastalığına genel toplumdan 14 kat daha sık yakalanıyor. Yükleri günden güne arttığı halde çalışma koşulları ve ücretlerinde bir iyileşme yerine hak ettikleri saygıyı bile göremeyip, idareciler tarafından “kendilerini hastalandırmak”la suçlanıyorlar. Sağlık çalışanlarının ne beden enerjisi, ne ruhsal gücü sonsuzdur. Sağlık çalışanlarının tükenmesi, toplum sağlığı için koronavirüs enfeksiyonu kadar önemli bir sorundur. Tükenmişlik kavramı, çalışma ortamının ruh sağlığı kapsamında 40-45 yıldan beri tanınmakta, önleme ve baş etme yolları bilinmektedir. Kişinin bedensel ve ruhsal enerji kaynaklarının bitmesini ifade eder. İnsanlarla yoğun ilişki gerektiren, doğası gereği fedakarlığa dayalı ve sorumluluğu yüksek meslek üyelerinde daha fazla görülür. Sağlık alanının da bu bakımdan tüketicilik potansiyeli yüksektir.
 

Taramalar çok az yapılıyor
Bulaş riski yüksek olan sağlık çalışanlarına tarama testleri tıbben gerekenden çok az uygulandı ya da hiç uygulanmadı. Hastane ortamında şiddetli virüs yüklenmesiyle karşılaşan sağlıkçılar, bulaştırıcı olup olmadıkları hakkındaki bilgisizliğin verdiği kaygı içinde kaldılar. İdari kararlar tıbben gerekenden farklı olduğunda bu durumun getirdiği yük tükenmeye dönüştü. Hastalanan sağlık çalışanlarının göreve dönmelerinin hemen ardından ani ölümleriyle karşılaşılması, tıbbi yönden “göreve başlama” ölçütlerinin uygulanmasında duyarlık gösterilmediğinin göstergelerindendir. Ülkemizin sağlık sistemi kendi çalışanlarına şefkatli davranmamaktadır.
 

Ruh sağlığı bozuluyor
Ülkemizde ise ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı ve asistanı hekimler pandemi servislerinde pratisyen hekim olarak görevlendirilmişlerdir. Bu uygulama, çok sayıda uzman adayının eksik eğitimine yol açmakta, ruh sağlığı sorunu olan bireylerin tedavilerinde aksamalara neden olmaktadır. Üstelik bu uygulama ruh hekimlerinin; sağlık çalışanlarının hastane içinde ruh sağlığını yükseltme, tükenmeyi önleme için program hazırlama ve uygulama olanağını da ortadan kaldırmaktadır. Oysa ruh hekimlerinin hastane pandemi kurulu üyesi olmaları ve hastalarının tedavi hizmetleri yanında, sağlık çalışanlarının ruh sağlığının desteklenmesi amacıyla da asıl işlerini yapmaları gerekmektedir. Sağlık çalışanlarının tükenmelerini önlemek amacıyla ruh sağlığı yönünden tarama çizelgeleri ve psikiyatrik muayenelerle izlenmeleri gereklidir. Sağlık çalışanlarının tükenmeleri ve iş verimlerinin azalması doğrudan doğruya toplum sağlığı sorunu olarak baş gösterecektir; ancak bu süreç sağlık çalışanlarının toplu tükenmesi ile sonuçlandığında, bu sorunla baş edecek başka bir meslek grubu bulunmayacaktır.

Yorumlar (0)