22.01.2020, 06:30

Libya ve Afrika’nın bölünmesine ‘Muğlak bir adım’

Berlin'de bir araya gelen 12 ülke ve 4 uluslararası kuruluş, Libya Konferansında “kalıcı ateşkes” ve “silah ambargosu ile Libya dışından askeri desteğin son verilmesi” yönünde kararlar aldı. Konferansa katılan ülkeler: Türkiye. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi (ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa). AB üyesi Almanya ve İtalya, Libya’nın iki komşusu Mısır ile Cezayir, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Afrika Birliği’ni temsilen Kongo. Ayrıca Birleşmiş Milletler(BM), Avrupa Birliği, Arap Birliği ve Afrika Birliği’nin üst düzey yöneticileri de Berlin Konferansı’na katıldı.
Aslında, BM ambargosuna rağmen Libya'ya silah sevkiyatı son sekiz yılda hiç durmadı. Hatta BM Güvenlik Konseyi üyesi olan Fransa bile Libya'nın iç çatışmasına karışmakla suçlanıyor ve  Garyan'daki terk edilmiş bir üste cirit roketleri yaptığını         itiraf etti. 
BM, Libya'nın tekrar istikrar sağlaması için bazı prensipleri uygulaması gerekiyordu. Gerçi iş işten geçti ama biz yine de yazalım. İlk olarak BM, dışarıdan silah desteğini kesecekti. Bu saatten sonra çok zor ama; çünkü Libya’da Rusya, Türkiye, Sudan ve Mısır fiilen bulunuyor. İtalya’da asker gönderebileceğini açıkladı. Fransız zaten başından beri Libya’daydı. Dolayısıyla BAE ve Suudi Arabistan’ın öteden beri verdiği desteklere kayıtsız kaldığı için bugün BM’nin sözü dinlenmiyor. İkincisi, Libya siyasi ve kabile seçkinleri, ülkelerinin iyiliği için siyasi narsisizminden vazgeçmelidir. Üçüncüsü, BM en azından yerel ve uluslararası paralı milislerin belirli bir zaman dilimi içinde silahsızlandırılmasına yardımcı olmalıdır. 
Aslında yukarıda okuduklarınız bir ‘ temenni’den öte değil.  Çünkü ABD ve Avrupalı güçler, emperyalist çıkarları “diplomasi ve barış” kisvesi altında yürütüyorlar. 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyılın başlarındaki gibi Afrika’yı bölüşmek için Libya içerisinde oluşmuş/oluşturulmuş sorunu araçsallaştırıyorlar. 
Örneğin 15 Kasım 1884'den 26 Şubat 1885'e devam eden Almanya Şansölye Bismarck'ın Berlin'de düzenlendiği ‘Kongo Konferansı'nı hatırlatıyor. 2020 yılında yine Berlin’de ‘Libya Konferansı’nı Alman Şansölye Merkel’in davetiyle bölge ve bölge dışı devletlerin katılımıyla gerçekleşti. 
Bismarck’ın konferansı öncesinde başlayan işgal/ilhaklar, konferansla tescillendi. Fransa 1881'de Tunus'u ve 1884'te Gine'yi işgal etti. 1882'de İngilizler, Mısır'ı işgal etti. İtalya, 1870 ve 1882'de Eritre'nin bir kısmını ele geçirdi. Nisan 1884'te Almanlar, Güneybatı Afrika'yı ( Namibya) ilhak etti. Avrupalılar birkaç yılda kıtayı bölüşmüştü. Kongo Belçika'ya, Sahra'nın çoğu Fransa'ya düştü. Fas, Fransa ve İspanya arasında paylaşıldı.  İtalya,  Libya'yı 1912'de ele geçirdi. Almanlar Doğu Afrika'yı, İngiltere’de Sudan'ı işgal etti. Bismarck'ın Berlin Konferansında ABD, Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa devletleri ve Rusya temsilcileri tarafından “Berlin Konferansı Genel Yasası” kabul edildi. Bu anlaşma ile Afrika'nın kolonilere bölünmesi         hızlandı.
Mayıs 2011 ile bugün arasında Birleşmiş Milletler Libya'ya her biri iki yıldan az hizmet veren beş farklı milletten altı özel temsilci atadı. Şimdiki elçi Ghassan Salame, saygın bir Lübnanlı akademisyen, eski bakan ve hem Irak hem de Myanmar'da deneyimli BM operatörüdür. Ataması, sıradan Libyalılar arasında coşku yarattı. Ancak, Şahsen çözümün o kadar yakın olmadığını (yukarıda verdiğimiz örneklerden ötürü) vurgulamak isterim.
Bundan sonraki sürecin 2015, 2017 ve 2019’da olduğu gibi bir süre ateşkesin uygulanacağını daha sonra bir Hafter klasiği olarak, ateşkesin bozulacağını düşüyorum. Zira bölge de hangi ülkenin askeri/istihbaratını ararsanız var. Bu durum karşılıklı aktörler/devletlerin bir birine güvenmediklerinin de işareti aynı zamanda.
Öte yandan Avrupa petrol ihtiyacının %40’ını karşılayan Libya’nın istikrarsızlığını, büyük oranda Avrupa ülkelerini petrol ve doğal gaz açısından kendisine bağlı olan Ruslar, neden sonlandırmak istesin. Bu bağlamda Libya’da istikrarsızlığın iki lokomotif ülkesi söz konusu. Bunlar Fransa ve BAE’dir. Fransa, en yakın, en ucuz, en güvenli enerji ve jeo-stratejik ihtiyaçlarını Libya’dan sağlıyor. Libya’ya Rus, Türk, İtalyan ve ABD’nin girmesini kesinlikle istemiyor. BAE ise, Türkiye’nin olduğu her yerde karşısına çıkmayı bir milli politika haline getirmiş durumda.
İtalyan-Fransız rekabeti, ABD-Fransız, ABD-Rus, Rus-Avrupa bağımlı enerji ihtiyacı, Türk-Fransız, Türk-Yunan rekabetleri yüzünden Libya iç savaşının erken bitmesi mümkün gözükmüyor. Berlin’de ortaya çıkan 57 maddelik sonuç bildirgesi muğlak yönleri hasebiyle bir temenniden öte anlam ve çözüm katmıyor. 
Zira Berlin konferansı başlamadan hemen önce Hafter’e bağlı kabileler ve bölgelerden petrol limanları kapatıldı. Bu durum, Hafter’in aleyhine bir karar alınması durumunda Fransa başta olmak üzere Avrupalı ülkelerin karşılaşacağı muhtemel sonucun bir tehdidine işaret ediyor. Dolayısıyla Libya’da artık yeni süreç başlıyor. Vekaletler savaşı yerini asli savaşlara bırakıyor.

Yorumlar (0)