23.05.2020, 06:27

Libya’da patron artık Türkiye

Şunu açık bir şekilde vurgulamak gerek; Ortadoğu ve Akdeniz havzasında belirleyici güç; artık Washington değil, İstanbul ve Moskova’dır.

Türkiye'nin Libya'ya verdiği destek, Rusya'nın Suriye stratejisine benzer şekilde gelişti. Trablus Meclis onaylı resmi davetle Libya’ya giden Türk Ordusu ve güvenlik unsurları, iç savaşın tüm dengelerini değiştirdi. Türk askeri Libya’ya ilk adım attığında neredeyse başkent Trablus dışında tüm Libya, Hafter’in elindeydi. Bugün ise Hafter’in Batı cephesi çökmüş, Libya’nın Batısında en büyük güç Türkiye destekli Ulusal Mutabakat Hükümeti(UMH) oldu.

Libya’da Türkiye ve UMH, son olarak Watiyya Hava üssünü ele geçirerek, sadece Libya’nın değil Afrika’nın en büyük asker (7.000 ile 10.000 kişi arasında) kapasitesine sahip hava üssünü ele geçirerek, psikolojik üstünlüğü de ele geçirmiş oldu.

Watiyya hava üssü aynı zamanda Trablus’un savunması açısından da hayati önem sahip. Türkiye, bu hava üssün modernizasyonunu yaparak Kuzey ve Orta Afrika’yı kontrol edebilir. Özellikle Tarhuna bölgesinden de gelecek güzel haberler, Türkiye ve UMH’in başarısını perçinleyecek. Orta Libya diyebileceğimiz başkent Trablus’un güneyine karşılık Mizdah,Alasaba ve Tarhuna’nın ele geçirilmesiyle Hafter’in Tobruk’da durması zorlaşacaktır.

Hafter’in Yunanistan ve BAE başta olmak üzere Mısır veya Körfez ülkelerinden birine kaçması yüksek bir ihtimal olarak duruyor. Zaten Hafter’de son kozlarını oynuyor. Türkiye’nin Watiyya üssünü almasından sonra Rusya’dan uçak istedi. BAE’nin ağır silah ve Sudanlı paralı asker sevkiyatı da devam ediyor. BAE son dönemde Kazakistan ve Ukrayna şirketlerine kayıtlı uçak yardım da bulundu.Ancak uçakları uçuracak paralı pilot bile bulamıyor.

Libya, çoğunluğu doğuda Sirte Havzası’nda ve güneybatı Murzuq Çölü'ndeki El Sharara ve El Feel parsellerinde önemli miktarda petrol ve doğal gaz yataklarına sahiptir. Buna ek olarak, Libya'daki petrol ve gaz üretiminin yaklaşık üçte ikisi doğudaki Hafter’in kontrol ettiği topraklarda gerçekleşirken, ihracat gelirleri BM'nin Trablus'taki tanınmış UMH tarafından tahsil edilmektedir.

Libya’da güneydeki petrol ve gaz sahalarını kuzeydeki ihracat limanlarına bağlayan geniş boru hattı ağı vardır.  Endüstriyel altyapısı ve sınırlı işleme kapasitesi nedeniyle, Libya'nın petrol tüketiminin çoğu, İtalya gibi ülkelerden ithal edilen rafine petrole bağımlıdır.

İtalyan enerji devi ENI, Libya'nın Ulusal Petrol Şirketi (NOC) aracılığıyla el-Feed petrol sahasının yanı sıra ülkenin güneybatısında bulunan Ghadames Havzası'ndaki diğer kritik ihracat ve arıtma tesislerini de kontrol ediyor. El-Sharara sahasındaki Fransız, İspanyol, Avusturya ve Norveç kontrollü yerlerden petrol ve gazın çıkarıldığı kuzey boru hatları yoluyla taşınması gerekiyor. Bu amaçla bir dönem İtalyan çıkarlarını sekteye uğratmış.Fransa ile İtalya karşı karşıya gelmişti. Bugün ise işler değişti. Artık masa da Türkiye’de var.

Sonuç olarak Türkiye, Libya’da artık egemen güçlerden biri oldu. Özellikle Watiyya üssünü ele geçirerek, başta jeo-stratejik bir üstünlüğü ele geçirdi. Aynı zamanda güneybatıdaki havzalarında çıkarılan enerji türevlerinin kuzeye ‘güvenli’ intikalinde belirleyici unsur oldu. Bu bağlamda askeri açıdan sırtını Tunus ve Cezayir’e dayayarak Cezayir-Libya ve Tunus-Libya sınırının güvenliğini sağladı. Son kertede Cezayir’de tıpkı Libya’da UMH’in yaptığı gibi Türkiye ile bir güvenlik anlaşması niyetinden olduğu uluslararası medya tarafından belirtiliyor.

Elbette Libya’da henüz iç savaş bitmedi; ve vekalet savaşları neredeye asli savaşlara bırakma noktasında. Hafter'in güç kaybettiği alternatif yollar aramasıyla daha fazla hata yapması yüksek ihtimal olarak duruyor.

Son olarak Libya’daki mücadelesiyle göğsümüzü kabartan TSK, MİT ve çeşitli güvenlik unsurlarımıza hasseden teşekkür ederim. Allah yardımcıları olsun…

Yorumlar (0)