01.03.2021, 05:54

Limana ulaşma stresi...

Her Cumartesi günü olduğu gibi bir Cumartesi'yi daha sensiz ve sessiz geçirmenin hüznü ile ele aldığım bu cumartesi yazısında gönlümde, kalbimde oluşan duyguları için için kaynayan ve fışkırdı, fışkıracak diye beklenen depremler öncesi ve sonra yaşanan artçılar misali gelip giderken, bunun nedeninin tusinamileri yaratan okyanuslar ortasında kalmış bir gemi gibi limana, sana demir atamadığımdan mı bilmem, ama o gemiden farkım yok şu an.

Ve o geminin pervanesinin bir balıkçı ağına bilemedin yunus sürüsüne, ya da köpek balığı sürüsü, belkide dokuz kollu Ahtapota yakalanmışçasına ulaşmak istediği limana ulaşamamanın gerginliği ile çatırdarken buzlara çarpıp, batan titanike benzememek için sakin ve karşıdan kendisine yol gösterecek olan senin kadar güzel kız kulesini bekler, sana gelmek isteyip, adım atamayan atakları ile...

Ve her Cumartesi günü gündemden, siyasetten, son dakika gelişmelerden uzak kendimi ve içimdekilerini aktarmaya çalığım, ele almaya gayret ettiğim “Cumartesi Yazıları” başlıklı bir yazımın bir kez daha sana doğru aktığını hisseden ve sana dokundukça hayat bulan, canlanıp, heyecanlanan parmaklarımın seni okşarcasına dokunduğu bilgisayarımın tuşlarının değerlerken sana, limana gelmek isteyen ama dizlerinin üzerine aldığı bilgisayarın seni, sana olan duyguları aktarırken adeta bir piyanodan gelen güzel sesle beni dinlendirip, panik yok, ufukta demir atacağım liman görünüyor dercesine sakinleştirdiğini de hissediyordum.

O güzel hislerin beni sana, gemiyi limana bağlayan güçlü halatlar olduğunu bir kez daha bana hissettiren bir cumartesi günü sensiz geçse de, gemi gibi okyanus dalgaları arasında kalmış, oluşan tsunamilere rağmen direnen ben tüm kalbiyle sana ulaşmak istediğimi, limana biraz daha yaklaştırdığını bilmeni, hissetmeni şimdilik, dün, bugün olmazsa, da her an o sevdiğim limana yanaşıp, demir atacağımı bilmeni isterim özlediğim, bir kez daha zevk ve mutlulukla demir atamadığım limanım...

Yorumlar (0)