Magazinde görülenden fazlasıyız

Türkiye'nin en yakışıklı erkekleri arasında gösterilen manken Şenol İpek'le hem magazin dünyasını hem de kendi hayatını konuştuk. Gazete ve televizyonlarda görülenin aksine farklı bir kişiliği olduğunu anlatan İpek, “İnsanlar bizi magazinde gördükleriyle sınırlı tutuyor. Halbuki magazinde görülenden çok daha fazlasıyız. Bugün gerek iş hayatında gerek çeşitli STK'larda ve gerekse de siyasette çeşitli çalışmaların içindeyim” dedi.

Moda ve magazin dünyasının önemli isimleri arasında gösterilen manken Şenol İpek'le keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Geçmiş yıllardan bugüne değin hayatında neler olup bittiğini anlatan İpek, milletvekili aday adaylığından, şimdilerde patronluğunu yaptığı organizasyon şirketine ve görev aldığı sivil toplum kuruluşlarına kadar birçok konu hakkında uzun süre gündemden düşmeyecek açıklamalarda bulundu. Yaklaşan yerel seçimler öncesi belediye başkan adaylığı teklifi aldığını da paylaşan İpek'in, söyledikleri öyle sanıyoruz ki magazin dünyasında gündemi belirleyecek...

Geçmiş yıllarda erkek manken deyince akla gelen ilk isimlerden biriydiniz. Şu anda neler yapıyorsunuz?
Şuan kariyer hayatıma oyunculuk ve sunuculukla devam ediyorum. Ayrıca yeni kurmuş olduğum bir organizasyon şirketim var. Hatta geçtiğimiz günlerde güzel bir organizasyonumuz vardı. Sadece kadınların katıldığı kadına şiddetle alakalı bir etkinlik gerçekleştirdik. İçeride 500 kadar hanımefendi vardı. Kadınları yan yana getirdiğimiz güzel bir organizasyon yaptık. Bunun yanında STK ve çeşitli federasyonlarda görevli olarak çalışmaya da devam ediyorum.

Peki kadına şiddet demişken. Ünlüler dünyasında da bunu çok görüyoruz. Siz bu kadına şiddet meselesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben her şeyden önce bir bacı sahibiyim bir ablam var. Yine her şeyden önce bir anneden bir kadından doğmayız. Erkek arkadaşlarımıza bunu anlatmak lazım. Karşımızdaki kadının bir anne olduğunu anne adayı olduğunu anlamamız lazım. Sadece kadına değil her türlü şiddete karşı olmamız lazım. Toplumda bu anlamda bir dejenarasyon var sadece ünlülerde değil. Bu kadar çok duyulmasının sebebi de şiddet olaylarının artması artması değil. Bu eskiden de vardı. Şimdi sosyal medya çok yayıldığı için kadına şiddet olaylarını daha çok görüp duymaya başladık. Tabii ki psikolog ya da akademisyen değilim ama toplumun içindeyim. Bu şiddet meselesinin etkenleri olduğunu da söylemek lazım. Alkol, uyuşturucu, psikolojik durumlar gibi. Yine de bu haberleri sık görmemizin sebebi sosyal medya.

İyi mi peki sosyal medyanın bu doğrultuda olması?
Biz tüketim toplumuyuz. Çok hızlı tüketiyoruz. Sosyal medyayı da çok içimize alıyoruz. Biz de dejenere olmuş yapılara bir merak var. Diyanet, siyaset ve sağlık hakkında konuşmayı çok seviyoruz. Birine bir yerim ağrıyor de adam doktor gibi ilaç tavsiye eder. Siyasi konularda bilgisi olmayan insanların bile bir fikri var. Okumadan, bilmeden fikir belirtmek çok kötü oluyor. Bir tabir var delinin biri kuyuya taş atar insanlar çıkarmaya çalışır bu da onun gibi. Ünlüler dünyasında şiddet diyoruz sosyal medyaya yansıdığında bu bunu dövdü deniyor. Halbuki adli boyutuna bakmak lazım. Biz görür görmez dorğu deyip iftiraları bile onaylıyoruz hemen asıp yargılıyoruz. Halbuki değerlendirmek lazım sindirmek lazım. Maalesef çok hızlı yargılıyoruz.

YEREL SEÇİME GİREBİLİRİM
Daha önce AK Parti'den İzmir milletvekili aday adayı olduğunuzu biliyoruz. Önümüzde de bir yerel seçim var. Tekrar siyasete girme ihtimaliniz var mı?

Siyasetin uzun zamandır içindeyiz. Siyasetin içinde olmama şansı yok yaşadığımız konjektür ve mesleğimiz gereyi. Solcu demek ne kadar doğru bilmiyorum ama ailem DSP ve 
CHP'de uzun yıllar görev aldı. Ancak kendi yetişme tarzımı kendi gelişimimde merkez sağa daha yakın olduğumu keşfettim. Milliyetçi ve muhafazakar bir yapıya sahibim. Mesleğime bakarsanız dejenerasyon çok gibi görünüyor ama bizim camiada da muhafazakar çoktur. Ailem çok karşı çıkmadı çünkü benim için öncleikli olan vatan, bayrak ve millettir. Bu üç değeri benimseyen benimledir karşı çıkan da benim için düşmandır. 

Peki bir daha soralım tekrar siyasete girecek misiniz?
Milletvekili aday adaylığı sürecinde olumlu ilişkiler kurdum. Hatta şu an İstanbul'da ismini veremeyeceğim bir partiden belediye başkan adaylığım söz konusu. Bu konuda iştişare halindeyiz. Bu teklif bana gelince gururlanıp, heyecanlandım ama iştişarelerimiz sürecek.

MİLLETVEKİLİ METROBÜSE BİNMELİ
Milletvekilliği aday adaylığınız döneminde halkın içinde şortla gezerim demişsiniz...

Elbette öyle yapardım. İzmir'deyim. Seçim için Haziran ayında adayım. Kordonda herkes şortla dolaşıyor benim orada takım elbiseyle gezecek halim yok hemşerilerim nasılsa öyle olmak lazım. Halktan olmak lazım. Şu anki siyasilerimizin bazıları halktan çok uzak. Ben bir İstanbul milletvekilinin metrobüse binip Beylikdüzü'nden, Söğütlüçeşme'ye geçmesini isterim. O havayı bir koklasın isterim. Bu iş Ankara'dan yönetmekle olmuyor. Seçim bölgenizde aktif olmanız lazım. İnsanların içerisinde yaşamanız lazım. Seçilen vekillere bakıyorum bunu söylemekten çekinmiyorum hepsi hali vakti yerinde insanlar. Vekil olmak için zengin olmaya gerek yok. Akıllı olmaya, sosyal politikalar geliştirip, çözüm noktasında iyi bir vekil olmak gerek. Çoğu vekilin derdi başka halkla iç içe değiller. Lüks bir aracın kapısından inen birisinin vatandaşın derdini konuşması çok etik. 1 milyonluk arabadan inip bin beş yüz lira maaş alan adamla konuşmanız bana çok samimi gelmiyor. 

Peki vatandaşlar siyasileri nasıl değerlendiriyor dersiniz?
Biz genel olarak seçimlerde şahıslara değil partilere oy veririz. Hala seçime girmeyen partilerin amblemini oy pusulasında arayan vatandaşlar var. Ataerkil bir yapımız var. Ben öyle yetişmedim ama babam şuna oy verdi ben de vereyim deniyor. Particilik takım tutmak gibi oluyor. Ben Erdoğan'ı çok seviyorum, destekliyorum ama AK Partili değilim. Desteklerken de yapılan bazı şeyleri eleştiriyorum. Biz de doğru inandığınız partinin her şeyini doğru kabul ederseniz hata olur. Halbuki yanlışları da söylemek lazım biz de bu yapılmıyor yapılmayınca da iş fanatizme gidiyor. Eleştirelim ki düzelsin. Ama biz de eleştirilerde belden aşağı. Eleştiriler biz de argo tabirlerle bam diye geliyor. Eleştiriyi doğru yaparsak her şey daha güzel olacaktır.

Vekillik bittiği zaman mecburen halkın içine giriyorlar. Sudan çıkmış balık gibi oluyorlar     diyebilir miyiz?
Yani yüzdeleme olursa buna tepki gösterecekler ama doğruyu söylemek lazım. Vekillerin yüzde ellisi doğru profiller değil. Halka hizmet, hakka hizmet, hani. Burada doğru şeyi verdiklerine inanmıyorum, samimi gelmiyorlar bana. Verdiğim örnek gibi bir milyonluk arabadan inip şoförle korumayla gelip vatandaşla fotoğraf vermenizi samimi bulmuyorum. Bu demek değil ki bu arabaya binmeyin. Kapitalizm eleştiri yapmıyorum. Doğru dengeyi oluşturmaktan bahsediyorum. Bin beş yüz lira maaş alan adamın seviyesine inmek için o metrobüse binmelisiniz. Şimdi bir simitle öğle yemeği geçiren bir insanın derdini hayatı boyunca simit çay yememiş insan anlayamaz.

İZMİR DAHA İYİ YERE GELMELİ
Peki, biraz da İzmir'den söz edelim. İzmirli olduğunuzu biliyoruz. İzmir Fuarı için çalışmalarınız da var...

Mustafa Kemal Atatürk hepimizin milli değerlendiren biridir benim için çok değerlidir. Parmağımdaki yüzükte de imzası mevcuttur. Atatürk, o kadar güzel bir şey söylemiş ki: “İzmir fuarlar şehri olacak” demiş. Ama benim İzmir'im bugün çok geride kaldı. Siyasetçilerin doğru hamleler yapamamalarından dolayı geride kaldı büyük bir köy haline geldi. İzmir'in insanı mutludur ama İzmir çok daha başka bir yerde olmalıydı. Fuarlarla ilgili Atatürk'ün sözünün devamlılığını sağlamak lazım. Atatürk vefat etti ama fikirleri yaşıyor. Dolayısıyla fikirleri yaşatmak için doğru söylenmiş o sözleri yaşatmak gerekiyor.

ÇOCUKLAR İÇİN ÇALIŞIYORUM
Sizin çocukları çok sevdiğinizi ve çocuklar için çeşitli görevler aldığınızı da biliyoruz. Bu konudan bahsedebilir misiniz?

En büyük hedeflerimden birisi baba olmak. Allah nasip ederse çok istiyorum. Vakti zamanı geldiğini hissediyorum. Çocuklar çok çok kıymetli. Biz hepimiz bir gün çocuktuk. Ben hep bir bisiklet istedim ailem zor günler geçiriyordu. Bir bisiklet alabilmek için nelre yaptığımı hatırlıyorum. Bütün arkadaşlarımın bisikleti var iken benim olmaması beni çok çok üzmüştü. O eksikliği hep hep hissedip bir şeyi olamayan çocukları ayrı bir yere koydum. Engelli çocuklar, şehit çocukları gibi bunların hepsine sahip çıkıp kollamalıyız. Toplumdaki eğitimli her bireyin o çocuklar için elini taşın altına sokması gerektiğine inanıyorum. İyi yetişen bir çocuk ülkesine vatanına faydalı olur. Biz mesela Güneyodoğu'dan gelen çocukları burada ağırlıyoruz gösteriyoruz. 

Magazinel yönünüz ağır bastığı için bunları pek bilmiyorduk...
Maalesef. Yaptığınız çok doğru şeyler akıllarda kalmıyor veya insanların işine gelmiyor. Basın da hayatınıza giren kadına bakar. Ama dönüp baktığınız zaman çocuklar için yaptığınız şeyleri önemsemezler. Ben bunu 24 senedir yaşıyorum. 18 yıldır Down Sendromlu çocuklar için çalışıyorum mesela. Çünkü bu çocukların anne babası vefat ettiği zaman bu çocuklar hayatını idame ettirebilmeli. Bunlar için çalışıyoruz ama topluma sorsan bilmez. Zaten toplum bilsin istemiyorum. Önce rabbimiz görsün, o çocuklara yardımcı olalım kafi. Biz onların hayır dualarıyla ayakta duruyoruz.

MAGAZİNLE BİRBİRİMİZİ TAMAMLIYORUZ
Peki moda ve magazin dünyası desek...
Magazin, mesleğimin parçası. Basın ve biz zincirin iki halkasıyız. Bizler yani magazin figürleri ve magazin gazetecileri birbirini tamamlar.

Bir zamanlar Çağla Şıkel'in size attığı bir mesaj vardı...
Evet. Tostumu yedim bekliyorum şeklindeydi. Yani yaşanmış olan bir şey. Hayatımızın bir kesitinde olan bir cümle. Sonuçta yaşanmış olmuş artık olmuşa çare yoktur.17-18 sene oldu. O olaylar magazinin içinde çığ gibi büyüdü. Bizim elimizde olan bir şey değildi insanların hoşuna gitti.

DİZİ TEKLİFİNİ REDDETTİM
Dizilerden teklifler alıyor musunuz?

Teklifler geliyor. Hatta resmi teklifler de var. Geçen bir yapımcı abimiz bir dizi için görüşmeye çağırdı bir rolden bahsetti ama ancak haftada 6 günümü alıyor. Ben de dedim ki abi benim ilgilendiğim dernekler var çocuklar dolayısıyla bana verilecek hiçbir para onlardan daha kıymetli değil dedim. Haftanın iki günü olursa olur dedim. Ben o çocukları ihmal edemem. İnsanlara yardım etmeyi önemsiyorum. Bana rabbimin verdiği en büyük imkan insanlara ve çocuklara yaptığım bu yardım organizasyonları. Ama bir dizide oynarsam o çcouklara yardım edemeyeceğim. Hiçbir dizinin bölüm başı ücreti o çocuklardan değerli değil.

Gençlere mankenliği asla tavsiye etmem
“Gençlere mankenliği tavsiye etmiyorum. Çünkü benim olduğum dönemdeki kadar iş popülasyonu çok yok. Defile sayısı çok az. Reklam oyunculuğu, sinema veya tiyatroyu daha çok tavsiye ediyorum. Mankenliği tavsiye etmiyorum.”

Önce bunalıma girdim sonra manken oldum!
“Ben 1994 yılında Hürriyet Gazetesi'nde kantinden garsonluk yapıyordum. Futbolcu olmak istiyordum sakatlık geçirince olamadım. İyi bir eğitimde almayınca üniversiteyi kazanamadım ortada kaldım bunalıma girmiştim. Oradaki magazin muhabirleri sen aslan gibisin filan deyince beni ajansa götürdüler. Orada kurs aldım, eğitim aldım. Daha sonra buralara geldim. Şenol İpek oldum.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.