24.07.2021, 06:40

Mahallede, ilçede, ilde ülkede çevre yönetimi

Çevrenin yönetiminde bir topluluğa hizmet etmek amacı ile kurulmuş bulunan kamusal, özel ve gönüllü kuruluşlar ve tek tek bütün yurttaşlar çevreden sorumludur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56. Maddesinde, "Herkesin kirliliği önlemenin, Devletin ve vatandaşın ödevi olduğunu" açıkça belirtilmiştir. Buna rağmen Türkiye'nin dereleri, nehirleri, gölleri, ormanları, meraları, yer altı suları son yıllarda daha da artan bir hızla talan adilmektedir. bir sürü nehir ve derenin doğal hali bozulmuş mikrop yuvası olmuştur. Kıyıları balık ölüleri ile dolmuştur. Son günlede de Tuz Gölü'nde Flamingoların ölümü fotoğraflarını görüyoruz.

Denizlerde salya diye bir mikrop çıktı. Yer altı sularımız onlarca metre aşağı inmiştir. Orman alanları plansız madenciliğe, villalara açılmış, Kalorisi çok düşük olduğu bilinen kömürle çalışacak termik santraller, tehlikesi ve atıklarıyla tüm dünyada yavaş yavaş terk edilen nükleer santraller biz de hala planlanıyor bu ülkemizde tarım ve hayvancılığın yok olmasını getirecek korkusunu dinlemiyoruz.

Daha şimdiden barajlar, hidrolik santraller doğal göllerin kuruması, yalnış sulama uygulamaları bu yokoluşları getirmektedir. Durum böyle devam ederse hele bir de Kanal İstanbul ortaya çıkarsa bu coğrafyadaki yaşam tarihte hiç görülmediği kadar tehlike altına girecektir. Türkiye'deki bitki ve hayvan türlerinin büyük kısmı yok olacak, yübinlece insan doğdukları toprakları terk edecektir. Doğa nesne değildir.

Kendi kadim kuralları doğrultusunda değerli bir işleyişe sahiptir. Doğa ticari bir mal haline getirilemez. Su, orman, toprak yalnızca  doğaya aittir. Kendi var oluşumuza, ait olduğumuz topluma, yaşadığımız gezegene ve gelecek nesillere karşı duyduğumuz vicdani sorumluluğumuz olmalıdır. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.

Yorumlar (0)