Kemal Çebi: Başka bir numaram yok!

Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Damga'ya konuştu. Yıllardan beri hep aynı telefon numarasını kullandığını belirten Çebi, “Benim başka numaram yok. Telefonuma benden başkası bakmaz. Bir kişi diyemez ki başkanı aradık da başkası çıktı. Bir de bütün telefonlara istisnasız geri dönüş yaparım” dedi. Siyasetçilerin bazı şeyleri abartabileceğini ifade eden Çebi, “Ama abartıyı abartmasını sevmem. Vatandaş gözünün içine bakar samimiyetini anlar” diye konuştu

Manşet Haber 12.01.2022, 21:21 13.01.2022, 05:39 Burak ZİHNİ
Kemal Çebi: Başka bir numaram yok!

Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, gazetemizi ziyaret etti. Ziyaret sırasında sorularımızı yanıtlayan Çebi, göreve geldikten 1 buçuk yıl sonra ilk anketini yaptırdığını açıkladı. Yüzde 51.3 ile seçildiğini belirten Çebi, ankette memnuniyetin yüzde 59.5'e çıktığını söyledi. Yapılan anket sayesinde sokağın da nabzını tuttuğunu belirten Çebi, “Hangi mahallede ne durumdayız onu görüyoruz. Vatandaş hangi soruya ne cevap veriyor onu görüyoruz” ifadelerini kullandı.


Küçükçekmece'de sanki Kemal Çebi'nin çok düşmanı var. Yeniden aday olmasını, seçim kazanmasını istemiyorlar. Bunları biliyor musunuz? Yaptıklarına karşı herhangi bir hazırlığınız var mı? Bunlara karşı gardınız var mı? Ayrıca sizin yaptığınız bir anket var mı? Planlarınız ne boyutta?

Düşman kelimesi ağır gelebilir ama rakip diyelim. Aşağı çekmeye çalışan rakiplerden bahsediyorum. Bunlar her dönem var bundan sonra da olacaktır. Bu bakımdan sıkıntı yok. Yeter ki işin içinde yalan ve belden aşağı şeyler olmasın. Biz Küçükçekmece'yi Türkiye genel siyasetinden soyutlayamayız. Sonuç itibariyle bir etkileşim teorisi var. İnsanlar genele göre hareket eder. Siz sadece insanlara vicdanlı davranırsanız onların da size yaklaşımı öyle olur. Ama 'bir adam geldi çok iyi hepimiz onun etrafında toplanıp' bunu kimseler demez. İki şey önemli. Birincisi belediye başkanlığını nasıl tarif ettiğiniz. Ben kafamda belediye başkanlığını nereye koyuyorum? Bu birincisi. İkincisi ise bu tarife uygun davranışlarının halkta karşılığı ne kadar? Bunun dışında sizi istemeyen, sizi doğru bulmayan olabilir. Ama günümüzde bütün bunların gerçeğe yakın bir şekilde ne olduğunu ölçme imkanımız var. Kamuoyu araştırmaları, saha ölçümleri gibi. Bir diğeri sizin yaptığınız çalışmaları kendi ekibinizle beraber ölçmek. Dışarıda ekibiniz var. Vatandaşa gidiyor, bir ihtiyacınız var mı diye soruyor, belediyeyi nasıl buluyorsunuz diye soruyor. Aldığı cevapları rapor haline getiriyor. Bunları ben görüyorum. Bir de sihirli kutu telefon var. Bu telefon numaraları ilk çıktığında 1 tane telefon numaram vardı. Hala o telefon numarasını kullanıyorum. Hiç değişmedi. Benim telefonuma benden başkası bakmaz. Bir kişi diyemez ki başkanı aradık da başkası çıktı. Bir yerde bütün telefonlara geri dönüş yaparım. Kimse bana. 'Ya aradık başkan cevap vermedin demesin.' Hemen aradığımı yakalarım. Numara kayıtlı olsun olmasın. Zaten belediye başkanısın. Seni arayan 3 kişiden 2'sinin numarası kayıtlı değildir. Buna rağmen ben her telefona geri dönerim. Bakın buraya gelirken yolda iken arayanlar var. Ben şimdi buradan çıkınca hepsini arayarak geri döneceğim. Benim başka numaram yok.


Birçok belediye başkanına ulaşmak için danışmanının da danışmanıyla görüşüyorsunuz...

Benim için bu geçerli değil. Bakın bir belediye başkanından telefonla mesaj atarak randevu istenir mi? Benden istenir. Nitekim daha bugün istediler. Bakın “Merhaba başkanım ben Semih, yarın ziyaretinize gelmek isterim” yazmış. Ben buna hemen hay hay dedim. Yani telefon bir iletişim aracı. Ben sana numaramı vermişim. Senin bir hakkın var artık. Beni arayabilirsin, mesaj atarsın benim de sana cevap verme mecburiyetim var. Gelelim bir de anketlere. İlk bir buçuk yıl anket yaptırmadım. Yani insanlar bir görsün tanısın dedim. Biz de bir iş yapalım. İnsanların kafasında bir kanaat oluşsun. O yüzden bir buçuk yıldan sonra anket yaptırdık. En son yaptırdığımız anketi söyleyelim. Güvendiğim bir anket firmasıydı onlara da söyledim. Aynaya bakmak istiyorum dedim. Ben 51.3 ile seçildim ben.


Burada araya girmek isterim, Ekrem İmamoğlu'nun oyu kaçtı?

31 Mart'ta daha düşüktü sonra 54'e çıktı.


İlçe belediyesinden aşağıda mıydı?

Yok. İki seçimde de benden çok aldı aşağı yukarı aynı oyu aldık. Seçim öncesi ben Ekrem Bey'e dedim ki seninle yarışacağız. 'Nasıl' dedi. Sen dedim İstanbul'u 25 bin oy farkla kazanacaksın. Ama ben kendi hesabımı yapıyorum. 26-27 bin oy farkla kazanacağım dedim.


Kaç oyla geçti sizi?

Esas şey şu ki Ekrem Bey, 31 Mart'ı 25 bin oy farkla kazandı. Sonra zarfın şurası yamuk, şunun şusu yamuk deyip 13 bine kadar düşürdüler farkı.


En son anketteki oy oranınız nedir?

59.5. En son yaptırdığım firma Aksoy Araştırma. Her mahallede sordurduk. Bunu yaparken şirket de tabii gibip “Bu pazar seçim olsa Kemal Çebi'ye oy verir misin?” diye sormuyor. Aksine 144 tane soru soruyor. Hangi mahallede ne durumdayız onu görüyoruz. Vatandaş hangi soruya ne cevap veriyor onu görüyoruz.

kemal çebi
 


Peki ne tür ayrıntılar çıkıyor ankette?

Örneğin Atakent'in memnuniyeti ile Atatürk Mahallesi'nin memnuniyeti aynı olmuyor. Şikayeti, talebi de öyle olmuyor.


En büyük şikayet nedir Küçükçekmece'de?

Trafik. Ama bizimle bir alakası yok.


Sizle ilgili sorun görülen şeyler neler?

Değişiyor. Mesela diyor ki vatandaş 'Kanarya Mahallesi'ne kreş yaptı. Buraya yapmadı.' Ya da diyor ki 'Cennet Mahallesi'ne daha çok asfalt döktü.' Bakıyorum ki Cennet Mahallesi'nde 4 sokakta asfalt yenileme yapmışımz, şikayetin geldiği mahallenin 17 sokağında asfalt yenileme yapmışız. Bunları görme fırsatımız oluyor yani. Cennet Mahallesi'ndekiler de 'başkan kendi mahallene ne zaman hizmet edeceksin' diye soruyor. Velhasıl bu araştırmalar bize rehberlik ediyor.


kemal çebi


Bunları niye yayınlamıyorsunuz sosyal medyada?

Yayınlamıyoruz.



Mesela şimdi bir ankette yüzde 55 almışsınız diğerinde yüzde 44 alsanız onu yayınlar mısınız?

(Gülerek) Yok canım onu tabii ki yayınlamam. Bakın şimdi ben siyasetçilerin bazı şeyleri abartmasını yadırgamam. Ama abartıyı abartmasını sevmem. Mübalağa sanatına dönmemesi lazım işlerin. Şimdi bana deseniz ki boyunuz kaç? 1. 74'üm dedim mesela. Halbuki 1. 70 boyum var. Sonra mesela kalktım gittim. Arkamdan vatandaş konuşuyor; 'Ya 174 var mı ya...' Bakın tartışma konusu olur. Ama 1.85'im desem vatandaş 'Amma attı ya' der. Bakın gülüyorsunuz. İşte siyasette de böyle. Abartıyı abartısanız size herkes güler. Siyasetçilerin şöyle bir huyu var. 'Ben siyasetçiyim onu anlatırım nereden bilecek ya' diye düşünür. Öyle bilebilir. Senin anlatmandan anlar. Vatandaş sana sorduğu sorunun cevabını biliyordur. Ya da gözünün içine bakar samimiyetini anlar. Bakın bir gün Kanarya'da bir dernekte seçim çalışması yapıyoruz. Otuzlu yaşlarda bir genç soru sormak istedi. 'Bu Halkalı Caddesi'ni, Sefaköy trağini rahatlatmak için, böyle yolun üstüne bir kat daha, bir kat daha gibi bir projeniz var mı?' diye sordu. Apartman mı dedim bu öyle bir şey yapalım. Benim öyle bir şeyim yok kardeşim dedim. Hadi alternatif yol falan tamam da yolun üstne bir kat daha çıkalım, bir kat daha çıkalım öyle bir şey yok dedim. Hatta böyle bir beklentin varsa hiç beklentiye girme dedim. Sonra o genç naptı, 'Oyumu sana vereceğim. Beni kandırmaya çalışmadın' dedi. Bunu niye anlattım. Verdiğiniz sözler belirleyicidir. Ben seçimi kazanacağıma inanmıştım. Hiç uçuk bir şey söylemedim. Yani söylesem biri gelip dese ki 'hani söz vermiştin' ne diyeceğim.


Siyasi hırsınız yok. Kazanmak için her şey mübah görmüyorsunuz. Ama kazanmak için her şey mübah diyen çok var.

Çok güzel. Bakın önümüzde güzel örnekler var. Mesela Süleyman Demirel. 6 kere gitti 7 kere geldi. Geldi de 7'inci de cumhurbaşkanı olarak geldi. Ama gelirken de ortalığı yıkmadı, giderken de yıkmadı.


2014'te aday adayı oldunuz aday gösterilmediniz ama tepki göstermediniz.

Evet asla şikayet etmedim. Sordular niye olmadın diye. Dedim partinin iç meselesidir olabilir. 2019'da ise adaylığım açıklandığı gün şaşırmamıştım. Ben diğer aday adaylarıyla da aday ilan edildiğim günün akşamı yemek yedim. Hiçbiriniz kaçamazsınız dedim. Burada seçim çalışmasından kaçan siyaset yapamaz, deşifre ederim dedim. Birlikte çalışacağız dedim.


kemal çebi


İBB'ye terör iltisaklı çalışan alındığı gerekçesiyle özel bir teftiş başlatıldı. Daha önce de Küçükçekmece'de yaptığınız bir park için benzer bir soruşturma geçirdiniz. Bu konuyla alakalı ne düşünüyorsunuz?

Yani parkla ilgili hiçbir şey yoktu. Ne bizim ne mühendisin ne müdürün kimsenin bir alakası yoktu. Konu abartıldı.


Ama terör örgütünün renklerini anımsatıyordu...

Nasıl anımsatıyordu anlatayım ben sana. Drone ile görüntü çekilmiş ve renkler değiştirilmiş. Orada kırmızı var mıydı? Yıldız pembe yahu. Bizim kullandığımız renkler başka. O parkta bir galaksi havası yaratmak.


Yapılmadan önce siz görmüş müydünüz?

Tabii ki. Ben onu gördüm. Bizim yıldızda 7 köşe var. İnternette onu 5 köşeye indirmişler. Bizim yaptığımız parkın içinde yıldızın 7 köşesi var. Her köşeden de bir şey sarkıyor. Onları kaldırmışlar 7 köşeli yıldızı 5'e indirmişler.


Neden kaldırdınız?

Ben kaldırdım. Kaymakam 'ne yapacaksınız' dedi. Ben de hem sizi zor durumda bırakmayalım hem de böyle bir şey zaten yok kaldıralım dedim ve ben kaldırdım.


Bundan dolayı soruşturma geçirdiniz mi?

Belediye geçirdi. Ben özel bir soruşturmaya tabii olmadım. Ama bu araştırıldı. Mülkiye müfettişleri geldi. 30'a yakın insanla konuştu. Bana şöyle sıçradı konu. Benim imzam yoktu. Yetki müdüründü. Başkan yardımcısı ve müdürü açığa aldık. Sonra 'başkan yardımcısı belediyeye geliyor, başkanla görüşüyor' denilmeye başlandı. Sonra bir de bunun için geldi müfettişler. Oradan da Danıştay'dan döndü. Sonuç olarak uzatmayalım. En son 3 mühendis arkadaşımız terörden yargılandı hepsi beraat etti işlerine döndü.


Bu minvalde İBB'yle ilgili ne dersiniz?

Biz iş talep eden insanlardan birkaç evrakla beraber adli sicil kaydı isteriz. Adli sicil kaydı geliyor. 'Belediyede şurada burada çalışmasında sakınca yoktur' diyor. Tamam buna istinaden işe alıyoruz. Başka yapacak ne var yani? İmamoğlu'nun yapması gereken daha ne var? Efendim neymiş 'orada PKK'lılar varmış.' Olacak şey değil.



Ama terör iltisaklı deniyor. Yani geçmişte terör suçlamasıyla yargılanmış, 3 ay cezasını çekmiş, serbest kalmış mesela...

Yani cezasını çekmişse normal insan muamelesi görür. Bakın bizim zamanımızda güvenlik soruşturması vardı. Onu devlet yapardı. Şimdi bu dönemde güvenlik soruşturmasını kaldırdılar.


Valilik yapmıyor mu?

Yok, ne valiliği. Kimse yapmıyor.


15 Temmuz'dan sonra gelmedi mi güvenlik soruşturması?

Hayır. Şu an öyle bir şey yok. Eskiden güvenlik soruşturması vardı. Belediye başkanına zarf içinde şu şu sakıncalı diye gönderilirdi. Şimdi böyle bir şey yok. Neyse buradaki amaç başka şeylerdir. Gündem değiştirme çabası var. İmamoğlu'nu yıpratma çabası var. Bir sürü şey var. Bu idari bir soruşturma, bunun kapsamını genişletmişler.


Buradan Ekrem Bey'e bir şey gelebilir mi?

İki şey düşünebiliriz. Birincisi normal bir şeydir buradan bir şey çıkmaz. İkincisi bunu siyasi çıkara nasıl çeviririz, bir şey bulmamız lazım derler. Her şey olabilir. Yani mesela sen sıfır araba alırsın çıkarsın yola polis çevirir yazmak isterse gene ceza keser.


ÖRNEK ALDIĞIM BAŞKANLAR VAR

Hiç kıskandığınız bir mevkidaşınız var mı? Beğendiğiniz işler veya sizin kıskanılan işleriniz var mı?

Bunu ikiye ayırabiliriz. Birincisi kıskanma derecesinde değil ama örnek alabileceğimiz hizmetler olmuştur. Avrupa'ya gidiyoruz. Orada bir belediyenin projesini görüyoruz bunu gideyim de ilçemde yapayım diyorsun. Şimdi Hans'ın yaptığını örnek alıyorsam Bahçelievler Belediyesi'nin yaptığını iyiyse niye örnek almayayım. Örnek alır yaparım. Bunu açıklamaktan da gocunmam. İkincisi Küçükçekmece çok büyük. Özellikle benden önce Aziz Yeniay, Temel Karadeniz görev yaptı. Küçükçekmece Belediyesi hizmet binası anlamında en zengin belediyedir. Bugün 57 tane hizmet binamız var. Nedir bunlar? İstanbul'da kaç ilçede 3 tane kültür merkezi var? Kaç ilçede müzik akademisi var? Bağımsız bir müzik akademisi diyorum. İstanbul'da kaç tane ilçede çocuk üniversitesi var? Bunlar biz de var. 7 tane bilgi evimiz var. Eğitime katkı açısından bilgi evlerimiz çok yoğun çalışır. Ki bu bilgi evlerinin başarı oranlarını yüzde 93'e kadar çıkarttık. 11 tane de gündüz çocuk bakımevimiz var. Bunu biz yaptık. Spor ve Kadın Müdürlüklerimize ait yerler var yine. Hepsinin sayısı 57. Bunları zaten 65'te durduralım diyoruz çünkü işletme maliyetlerini yükseltiyor. Ama insanlar bunlardan ciddi hizmet alıyorlar. Mesela burada kendimi övebilirim. Küçükçekmece'de kültür, sanat, edebiyat konusunda 1'e 5 hamle yaptık. İnat etmişiz ya. Tiyatro izletmediğimiz insan kalmayacak. Şimdi her ay bir sanat sergisi açılıyor. Daha cuma günü Yahya Kemal Beyatlı sergisi açtık. Ondan önce Hava Kurumu sergisi açtık. Bugüne kadar gene Küçükçekmece'de yayınlanan 7'inci kitabımızı çıkarttık.


SALLAMIYORUM; CEVAP YAZARIM

Misafirim var diyelim. Geldi, görüştüm. Misafiri uğurladığımda hemen telefona bakarım. Hemen 5 dakika telefona vakit ayırırım. 50 kişi vs biriktirmem yani. Bir diğeri mutlaka bana yazıp da cevap bekleyen herkese cevap yazarım. Ya sallama ya diyenler olacak; sallamıyorum. Cevap yazarım. Bir tanesini bile atlamam. Bu iş zor mu? Gerçekten zor. İnanın zor. Ama faydası var. Ben sahayı öğreniyorum. İkincisi etrafımda çalışanların durumunu öğreniyorum. Diyorlar ki 'başkan talimatı verdi hemen yerine getirelim.' Şimdi birisi arar, mesaj atar... Adamlar biliyor başkan telefona bakıyor. Otomatik bir denetim sağlanıyor böylece. Otokontroldür bu. Başkana mesaj yazarlar, başkan bunu görür. Başkan bunu mutlaka görür derler. Beni ilgilendiren bir konu ise ben bakarım, ilgilendirmiyorsa ilgilendiren kişiye yönlendiririm. Mesela bakın buraya gelirken yardım isteyen birine o konuda ilgilenecek kişinin numarasını atmışım. Buraya gelirken 15:21'de ilgilenin diye mesaj atmışım. 16:08'de 'çözüldü başkanım' diye cevap vermiş. Bir vatandaşımız da köpekle ilgili mesaj atmış. Herhalde köpeği hasta. Ben de ilgili kişiye yönlendirmişim gene 10 dakika içinde cevap gelmiş “ilgileniyoruz başkanım” diye. Bunları çok önemsiyorum.


EKREM HACIHASANOĞLU

Yorumlar (0)