Türk basın dünyası iki önemli yayın organını daha kaybetti. Dün okurlarına 'son baskı' kapağı ile veda eden Habertürk Gazetesi'nin ardından KRT TV de yayınlarına son verme kararı aldı.
Bir süredir ekonomik sorunlarla uğraşan kanal, gelecek ay yayın hayatına son verecek.
Kanal, görüşleri nedeniyle merkez medyada yer bulamayan pek çok gazeteciye kapılarını açmıştı.
Habertürk Gazetesi'nin durumu her ne kadar ekonomik sıkıntılarla ve traja bağlansa da herkes biliyor ki gazetenin yayınına son verme kararının ardında başka gerçekler var.

Korkaklar birçok kez ölür, cesurlar bir kez
William Shakespeare sanırım bu anlamlı sözünü 15. yy'da söylemiş:
“Korkaklar birçok kez ölür, cesurlar bir kez.”
Biz 20. yüzıllarda dillendirdik.
21. yüzyılda hala dillendiriyoruz.
Yüz yıllar da geçse bu söz anlamını yitimeyecek.
Gelecekte belki de çok daha başka anlamlar taşıyacak.
Belki o yıllarda Shakespeare bu sözü medya dünyası için söylememiştir.
Siyaset, sanat, spor dünyası için söylememiştir.
Ancak bu söz günümüzde en çok medya dünyasının düştüğü duruma uygun düşmekte.
Şayet kişisel menfaatleri uğruna sahip olduğu bir yayın organının yayınına son veriyorsa bir medya patronu.
Beddua etmiyorum ama beter olsun     diyorum.
Madem bu kadar korkaktın arkadaş git başka iş yap.
Ticaret yap.
İnşaat yap.
Şu işi yap, bu işi yap.
Gazete patronu diye ortaya çıkıp sonra gazeteciliğin içine etmeye hakkınız yok.

Suçlu sadece gazete sahipleri mi?
Bilindik sözlerimizden birisi de 'Gazeteci olunmaz gazeteci doğulur'.
İyi de günümüzde medya patronlarımızın kaç tanesi gazeteci?
Çok azı.
Gazeteci olmayanın, iyi bir medya patronluğu yapmasını beklemek de fazlaca hayalcilik olmaz mı?
Tabi ki gazetecilik dışında holdingleşen, ticaret yapan, ihale kovalayan medya partonları beter olsunlar.
Onlar yüzünden belki de günümüz medya dünyası bu hale geldi.
İyi de hani 'hırsızın hiç mi suçu yok' hesabı, ya okurlara ne demeli?
İzleyenlere.
Yurttaşa.
Vatandaşa.
Ne demeli?
Onlar neden adam gibi yayın organlarına sahip çıkmazlar?
Bakın dünyanın gelişmiş memleketlerinde hala kağıt gazete tirajları artarken, ne yazık ki Türkiye'de kitap okuma oranı, gazete okuma oranı her geçen gün dibe vuruyor.
Tamam dünyanın gelişmiş memleketlerinde de sosyal medyaya ilgi bizdeki gibi.
Görgüsüz paylaşımlar.
Şatafat falan.
Ama.
O insanlar aynı zamanda kitap okumayı da sürdürüyorlar.
Gazeteleri, dergileri ücret ödeyerek bayiden satın almayı da sürdürüyorlar.
Biliyorlar ki, özgür ve bağımsız bir yayın organı birgün herkese lazım olabilir...

Gazeteciler gerçeği cesaretle söylemelidir
Gazeteci halkın avukatıdır.
Gazeteci hakikatin peşinde olmalı ve bunu okuru ile paylaşmalıdır.
Gazeteci gerçeği cesaretle söylemelidir.
Gazeteci işine duygusallığı karıştırmamalıdır.
Gazeteci bir siyasi partiyi, bir görüşü, bir spor kulübünü, bir sanatçıyı, kendisine yakın görebilir.
Burada sorun yok.
Ancak görüşlerinde ve bilgileri paylaşmada, yorumlarında herkese eşit mesafede durmayı sürdürmelidir.
Bütün bunlar bildiğimiz şeyler.
Peki bütün bunları uygulayan kaç gazeteci var.
Kaç televizyoncu var.
Kaç yayın organı var.

Ensemiz kara hem de zifiri kara!
Gördüğünüz ve duyduğunuz üzere, medya dünyamız içler acısı.
Bir tarafta gazetecilik yaptığını zanneden zavallılar, diğer tarafta gazete, televizyon sahibi olduğunu zanneden zavallı ve korkak partonlar.
Bir diğer tarafta doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini, haklı ile haksızı ayır etmekten yoksun okurlar, izleyenler, vatandaşlar...
Hani enseyi karartmayalım diyeceğim ama.
Ensemiz kara hem de zifiri kara!

krt

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.