08.03.2021, 06:03

Merhaba sevgili okurlar...

Yerel bir gazetede yazı yazmak, evlerinize çay sohbetine gelmek gibi bir duygu. Her şey yuvadan başlamıyor mu? Evler birikerek köy, daha çoğalınca kasaba, biraz daha çoğalıp idari yapı değişince ilçe, ilçeler toplanıp il, iller toplanıp ülkeyi oluşturmuyor mu?

Şimdi bir engeliniz yoksa bir çay koyun, çayınızı içmeye geliyorum. 14 milyonluk kadim şehrimizin içinde 3-4 kişilik sıcacık yuva, acısı-tatlısı içinde en küçük birim. Varsa dedeniz, neneniz ayrı bal. Çaydan sonra çocuklarla da parka gitmek isterim.

Çocuk parkı bir kentin ilk dayanışma ve paylaşma odağıdır. Çocuklar orada oyun oynarken dayanışmayı, el ele tutuşmayı, birbirini korumayı daha da önemlisi oyun gruplarını paylaşmayı öğrenirler. Renkleri, ağacı, çiçeği, çimi, böceği ve daha önemlisi toprağı orada tanırlar. Belki ilk defa canlı hayvanları da orada tanır, dokunurlar. Bir apartmanda yaşadığınızı düşünün, çocuk için çocuk parkını oradan düşleyin.

Çocuk parkları; çocuklar için serpilme, gelişme mekanıdır. Dayanışmayı ve yarışmayı yani hayatın ilk çekişmesini orada görürüler. Ortak oyuncak, oyun grupları birlikte eğlenme!

Çocuğu veya çocukları eve bıraktıktan sonra ebeveynlerin başka bir meşguliyeti yoksa sizi tiyatroya ya da operaya davet etmek isterim. Sinemanın 5'li salonları artık televizyonlarla yarışmaya başladı. Yine de müşteri tavlayamaz hale geldiler. En iyisi o yüzden ben sizi tiyatroya veya operaya götüreyim.

Bir İstanbul ilçesindeyiz, asgari 3 tiyatro ve 2 opera salonu var, her ikisinde de programlar güzel. Küçük küçük salonlarda amatör tiyatrolar, müzik grupları çalışmalarını sergiliyor. 24 saat yaşayan nadir kentlerden birinde, 7 renkli ışıklarla yaşamın karıştığı bir akşamdayız. Oyundan çıkınca bir yerlere takılıp iki tek atma da var... Oyunun kritiğini yaparız. Kendimizce keyfi tüttürüp, sonra saadetimize bakarken yarın çalışma günü olduğu için, aldığımız bilgi ve geceye sarılıp yatarız.

Uygunsanız ertesi gün nene ve dedinizle iki saatliğine yürüyüşe çıkarız. Parkta gezdirip, bir çay içeriz ve çayın buharında; 'nerede o eski günler' muhabbeti yapar, parktaki çay ocağından '2 çay, 1 simit gelecekti, nerede kaldı' muhabbeti yaparız.

Yürüyüş parkurunda oturma bankları, spor yapmak için küçük ama sabit spor aparatları belki bizleri de meşgul eder. Kente sığdırdığımız koca hayatı bu tür numaralarla tazelemeye çalışırız.

Kısaca kent; çocuğun serpilip, gelişeceği, yaşlının rahat barınabileceği, yetişkinin eğitim ve öğrenimine devam edeceği, mekandır.

Bir kentin soy adı kültürdür...

Yorumlar (0)