24.12.2017, 21:50

Mesele aşk-ı mevzu

Bu dönemdeki ilişkilerde gerçek aşkın kuraklığını çektiğimiz o kadar çok konular var ki; hangisinden başlasam bilemedim. Devir değişti. Eski aşklar nerde şimdiki naylon aşklar nerde... 
Gençliğin içine birazcık girerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Onların ki nerde trak orada bırak meselesi... Birbirlerine birden bire, aman aman deli aşık olurlar. Canım,aşkım,birtanem,bebeğim,maymunum,eşeğim,böceğim,tavşanım gibi hitaplar havada uçuşken, herşey yolunda gibi bir aşk yaşıyorlar. Sonrasında neden telefonumu açmadın,neden onu sosyal medya hesabında beğendin,neden onunla arkadaş oldun gibi sanal gerginlikler ile tamamen tahammülsüz bir aşk meselesi yaşıyorlar. Kim çeker seni of diyip hemen ayrılıyorlar ardından hayattan çıkarma yolunun ilk maddesi ; sosyal medya hesaplarından birer birer çıkartılır ve engellenir. Ohhh bitti işte hayatımdan çıkardım, engelledim diyerek sıfırlama sistemi devreye girer. Ne kadar kolay oldu demi hayattan çıktı işte. Bitti o büyük aşk. Mesele de bitti.
Esas mesele şu ki; çözüm aramak,fedakar-vefakar olmak, anlayışlı olmak,tahammül etmek, fikirleri paylaşıp fedakarlık yaparak orta yol bulmak hak getire... 
Onlar bunun adına aşk diyorlar. Değerlerden, kıymetden bihaber.
---
Eskiden aşklar daha bir başkaymış… Her duygu daha şiddetli, daha cesur ve bir yanıyla da hep daha naif yaşanıyormuş. İşte tam da böyle duygularla iç içe bir aşk için yazılan Sessiz Gemi şiirinin hikayesi…
Nazım Hikmet'in annesi Celile hanım İstanbul'un güzel sosyetelerinden biridir. Hikmet bey ile 16 yıllık evliliklerinde sorunlar yaşamaktadır. Genç Bahriyeli Nazım, Heybeli’de okuyor; haftasonları ailesinin yanına geliyordu. Ve Yahya Kemal’den evde şiir dersleri alıyordu. Evliliği mutsuz giden Celile hanım ve Yahya Kemal arasındaki sanat ve edebiyat içerikli sohbetler giderek aşka dönüşür ve Celile hanım kötü giden evliliğini sonlandırır. Aralarındaki aşk Bahriyeli Nazım'ın okulunda duyulur ve sınıf arkadaşı Necip fazıl tarafından hocaya şöyle der. "Hocam kibrit suyu içerek intihara kalkıştığınızı duyduk… Sınıfın bu durumdan duyduğu derin üzüntüyü size söylemek isterim…” Necip fazıl okul tarafından cezalandırılır ama durumdan mutsuz olan Nazım ise hocasının paltosunun cebine şu notu koyar " Hocam olarak girdiğiniz bu eve, babam olarak giremezsiniz…” Yahya Kemal evlilikten korkan biri olarak bu not ile, deliler gibi sevmesine ve kıskanmasına rağmen geri çekildi. Celile hanım Paris'te giderken Sirkeci garında buluştular. Vedalaştılar. Yıllar sonra Nazım Hikmet, büyük bir şair, sosyalist bir insan olmuş; düşünceleri yüzünden hapislere düşmüştü. Artık yaşlı bir kadın olan annesi Celile hanım ise, oğlunun hapisten çıkması için Galata Köprüsü’nde açlık grevine başlamıştı. Üstelik gözleri de görmüyordu. Ama o, bu haline aldırmadan, oğlu için mücadele veriyordu. Tesadüf bu ya; bir gün yolu Galata Köprüsü’ne düşen Yahya Kemal’in, büyük aşkı Celile ile yolu orada kesişti. Ama yanına gitmeye cesaret edemedi… 
Yaşar Kemal öldükten sonra bulunan birinci zarfta :
“Bu zarfın içindeki hatıra, 19 Ağustos 1930’da Sirkeci garında gece saat 10’da veda ettiğim aziz bir kadının göğsündeki çiçektendir… Koparıp verdiği bu iki yaprağı daima muhafaza edeceğim…” ve diğer zarfta ise "sessiz gemi" şiiri bulunmaktaydı. 

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Şimdiki aşk dediğimiz yani balon aşklar ile eski aşkları kıyaslamak çok yanlış olur. Eski aşklar ile ilgili şarkıların,şiirlerin hikayelerini çok merak eden biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. 
Şimdiki aşk meselesi için emek veresimiz yok. Çoğumuzunki ilişki değil, ilişmek.
Sevgisiz sevgililer, aynalara hayran olan gösterişçi çiftler, inançsız balon aşklar ile dolu her yanımız.
Her şeye rağmen el ele,omuz omuza durmak, kusurlarıyla, eksikleriyle, korkularıyla, başarısızlıklarıyla birini sevmek- sevilmek hayal gibi. Bendesin diyen ve hep sizde olan aşkınız olsun. Balon olmasın. 
Mesele işte bu...
Gerçek sevgi içinde kalın.

Yorumlar (0)