23.03.2020, 06:50

Minicik korona dünyayı dize getirdi, bize neler öğretti?

Mikroskopla bile zor görülebilecek boyuttaki bir virüs dünyayı dize getirdi.

Hani bilim o kadar ilerlemişti?

Hani uzayda ülke kuruyordunuz?

Hani her biriniz bir devdiniz?

Sanayide?

Teknolojide?

Bilimde?

Üretimde?

Parada?

Pulda?

Sporda?

Böbürlenmekten altınızdaki bisliğe battığınızın farkında değildiniz.

Bu sözlerim böbürlenen kim varsa herkese.

Siyaset adamına.

Sanatçısına.

Sporcusuna.

Bilim insanına.

Medyacısına.

*

Gördüğünüz gibi, hani öteki tarafa gittiğimizde herkes bir metre kefen parasıyla gidecek derdik ya.

Daha o tarafa gitmeden hepimiz bir virüsün esiri olduk.

Mekke’ye gitme.

Papa’ya gitme.

İran Kum kente gitme.

Camiye girme.

Kiliseye gitme.

Sokağa çıkma.

AVM’yi kapat.

Mağazayı kapat.

Selamı kes.

İletişimi kes.

Muhabbeti kes.

Evden çıkma.

*

Nasılmış?

*

Demek ki o böbürlendiğiniz ürünlerin, güç gibi gördüğünüz sanal rezilliğinizin, paranızın, pulunuzun, dayınızın, ablanızın, ağabeylerinizin hiç ama hiç bir kıymeti harbiyesi yokmuş.

Aslolan ve tek olan neymiş.

SAĞLIK!

SAĞLIK!

SAĞLIK!

*

Bari şu virus alarmı geçtikten sonra az da olsa insan olmayı hatırlasınız.

Sizden güçsüz olanı ezmezsiniz.

Sizden parasız olanı hakir görmezsiniz.

Arabanızla, paranızla, villanızla, lüks eşyalarınızla övünmeyi bırakarak, tepeden bakarak, küçük dağları ben yarattım edasından kurtulursunuz.

Bu yer yüzündeki her canlıya saygılı olursunuz.

Unutmayın sizin paranız, pulunuz, gücünüz, vicdandan mahrum bir bünyeniz varsa.

Bu evrenin de mikroskopla bile zor görülebilen ama dünyayı dize getiren virüs gibi güçleri var artık.

*

Kim ne derse desin dünya bundan böyle koronadan önce, koronadan sonra diye yeni bir devir ile tanıştı.

Tamam belki 1960’lı yıllardan beri tesbit edilen bir virüs serisi korona.

Bu virüsün parçaları sars 2002 yılında ve mers 2012 yılında boy gösterdi.

Sars vakalarında kayıp yüzde 10’dan fazla iken koronada kayıp yüzde bir civarında oldu.

Dünya çok daha farklı virüsler ve salgın hastalıkları da gördü.

150 milyon insanın yaşamını yitirdiği kara veba gibi salgınları da yaşadı.

Ancak.

İlk defa tüm dünya eve kapandı.

İlk defa tüm dünya kendisini çaresiz hissetti.

İlk defa başbakan, cumhurbaşkanı boyutunda çaresizlikle göklerden medet umuldu.

*

Dünya sağlık örgütü korona virüsüne uygulanacak aşı için 2020 sonunun beklenmesi gerektiğini açıkladı.

Çin biz aşıyı bulduk dedi.

Amerika gelişmeleri izlese de elinde aşı olma ihtimali şüphelerini gideremedi.

Rusya çaresiz köşeye sıkışmış olanları bekliyor.

Avrupa ülkeleri daha beter bir şekilde beklemekle yetiniyor.

Türkiye diğer Avrupa ülkelerine bakılırsa biraz daha şanslı durumda.

Henüz vaka sayısı binli rakamlara gelmedi.

Ölen sayısı ondalık rakamlarda.

Halkta henüz bir panik havası yok.

Dileriz çok daha hafif atlatırız.

*

Peki olan biteni az da olsa yorumluyoruz da bu işin nereye gideceğini ne kadar kestirebiliriz?

Öncelikle artık yeni bir çağa girdiğimizden hemfikir olalım.

Dördüncü sanayi devrimi, 21.YY’ın dijital çağı dünyası.

Bu çağda robotların takip olduğu ortamlar olacak.

Eloktronik alışverişler, eğitimler, ibadetler, sporlar, yaşamlar hakim olacak.

2002, 2012, 2020, 2022, 2030, 2040 kritik seneler.

Bu senelerde yeni virüs salgınları ile yaşanacak.

Korona ile ABD’nin Çin’e saldırdığı Çin’in ise en kısa sürede bir karşılık vermesi tahmin ediliyor.

Belki de virüs aşısı bulundu denilerek herkese dijital cip takılması da konuşuluyor.

Anlayacağınız birileri dünyayı parmağında oynatıyor, biz sadece seyrediyoruz.

Bu durumu çok kolay yorumlamamız için Türkiye’de son kırk yılda gerçekleşen Feto olayına bakabilriz.

*

Bilim insanları, askerler, öğretmenler, siyasiler tek bir insan tarafından yönetilerek ülkeyi ele geçirmek istemediler mi?

Evet.

İşte dünya da böyle bir güç tarafından yönetilerek gerektiğinde bilim geri plana atılmakta.

Varsa yoksa dünyaya hakim olma planı.

Gerisi fasa fiso.

Gerisi şu ölmüş, bu patmış, bu yanmış hikaye…

*

Söylemek istediğimiz aynen şu.

Dün de dünya bazı güçler tarafından yönetilerek bu günlere getirildi.

Bugün de gelecek planları bizim bilgimiz ve etkimiz dışında yapılıyor.

Bütün bu yaşananlara rağmen, olan biteni tabi ki takip edeceğiz ama yapılan herşeyi de planlayanların olduğunu unutmayarak, yaşamımız kaliteli bir şekilde sürdürmeye çalışacağız.

Bilimle, akılla, mantıkla, santla, müzikle, iyi insanlarla kalan ömrümüzün süresini değil, kalitesini önemseyerek ve düşünerek yaşayacağız.

Başka çaremiz yok…

Yorumlar (1)
Gülsen Ekinci 6 gün önce
Süper bir yazı bu kadar güzel anlatılabilirdi helal olsun