28.07.2021, 06:53

Mülteciler...

Her insan doğal olarak iyi şartlarda yaşamak ister. Her insan bir defa dünyaya gelir ve elindeki tek hayatı da olabildiğince güzel geçirmeye çabalar, bu insanın en doğal ve en anlaşılabilir isteğidir. İnsan hakları idealine göre her insan eşit doğar, eşit özgürlüklere sahiptir ve belirli kesin hakları vardır. Bu haklardan bazıları şöyledir:

  • Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.
  • Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır.
  • Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir.
  • Herkesin zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı vardır.

Zulüm altında başka ülkelere sığınma kısmı önemlidir, insanların yaşadıkları ülkede afetler olabilir, savaşlar çıkabilir veya hükümetler/örgütler insanlık dışı uygulamalar yapabilir. Böyle durumlarda bugünlerde haberlerde sıklıkla gördüğümüz gibi bazı insanlar mülteci olarak başka ülkelere gitmek isteyebilirler.

Sığınmacılarla mülteciler birbirine çok karıştırıldığından kısaca tanımlayalım; sığınmacı can güvenliği endişesi gibi sebeplerle ülkesini terk edip başka ülkelere sığınma talebinde bulunan ve başvurusu henüz kabul edilmeyen kişidir. Mülteci ise sığınma talebi kabul edilmiş, ülkesinden ayrılma endişesi sığındığı ülke tarafından haklı bulunmuş kişidir. Göçmenler ise mültecilerle aynı sebepler olabileceği gibi başka bağımsız sebeplerle de (örneğin ekonomik nedenler gibi) ülkesinden gönüllü olarak ayrılıp başka bir ülkeye göçmüş kişilerdir. Yani mültecilerden çok farklıdır.

Ülkesine mülteciler gelen bir vatandaş bazı konularda endişelenmekte haklıdır. Mültecilerle ilgili yapılan en büyük şikayetler şöyledir; ucuz iş gücü olarak birçok vatandaşın işini elinden almak, suç oranlarını arttırmak, ülkedeki demografik yapıyı bozmak. Böyle şikayetlerin ve endişelerin önüne geçmek için gelişmiş ülkeler genelde oldukça katı mülteci kuralları koyar. Sonuçta her devlet kendi vatandaşını önce düşünmek zorundadır. Ayrıca ülkenin dilini ve kültürünü öğretmek için kurs programları da olur.

Başka bir ülkeden gelen mültecinin eğitim seviyesi, düşünce yapısı, ideolojisi ve dini gibi nedenlerle sığındıkları ülkeye uyum sağlamada sıkça sorunlar yaşanır. Ülkenin vatandaşları mültecileri istemeyebilir ve hatta ırkçılık da görülüp, yaygınlaşabilir. Bana kalırsa bir ülkeye mülteci veya başka yollarla göçmen olarak gidenler gittikleri ülkede tamamen içe kapanık olmamalılar. Ülkenin kültürünü benimseyip oralı olmayı denemeliler. Özellikle son yıllarda mülteci/göçmen karşıtı hareketlerin ortaya çıkmasında bunun önemi olduğunu düşünüyorum, gittikleri ülkede geldikleri ülkedeki gibi yaşamaya devam eden çok insan oluyor. Bu da karışıklıklara yol açtığı gibi ülkenin kurulu düzenini ve kültürel yapısını bozabiliyor. Haliyle bu istenmeyen bir durum.

Mültecilerin gözünden baktığımızda doğup büyüdükleri ülkeden mecburen kaçmak zorunda kalıp başka ülkelere sığınmak başlı başına kötüyken, bir de sığındıkları ülkede ayrımcılığa maruz kalabiliyorlar. Ülkesine mülteciler gelen bir vatandaşın gözünden bakarsak, gelen mülteciler başka bir ülkede yetiştikleri için ve geldikleri ülkenin kültürüne yabancı olacakları için endişelenmekte haklılar. Gerekli eğitimler ve programlar yapılamadan aceleyle mülteci alındığındaysa daha olumsuz sonuçlar oluşabiliyor. Yani hangi taraftan bakarsak orayı haklı gördüğümüz bir duruma düşüyoruz, nötr bir hâl.

Öte yandan suç sabıkası olan ve etrafına zarar verdiği her şekilde belli olan kişileri vatandaşlar kendi ülkelerine almayı istememekte haklıdırlar. Zaten gelişmiş ülkeler böyle kişilerin sığınma talebini kabul etmez. Bu tarz kitleleri ayrı tutmak gerekir, çünkü onlar zaten mülteci statüsüne değil kaçak durumuna girerler.

Sonuç olarak mültecileri kimse istemez. Mülteciler de mülteci olmayı istemez. Mümkün olsaydı kendi ülkelerinde aynı iyi şartlarla yaşamayı tercih ederlerdi, mültecilik diye bir şeyin hiç var olmadığı, gerek duyulmadığı bir dünyada yaşamayı isterlerdi. Bütün ülkeler halkına iyi şartlar sunabilseydi eğer, insanların bir defa geldikleri hayatta daha iyi bir yaşam umuduyla başka yerlere gitmeye çalışmalarına da gerek kalmazdı. Fakat ülkeler arası refah seviyesinde uçurum olduğu sürece, savaşlar ve ideolojik çatışmalar devam ettiği sürece, her insan gerçekten eşit şartlara erişene dek mültecilik var olmaya devam edecek.

Yorumlar (0)