28.12.2017, 06:49

Müzeler toplumsal geçmişimiz

İnsan evladı dün içgüdüsel olarak beslenme, barınma, korunma ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılamak için toplama ve biriktirme isteği toplumsal yaşama geçmeyle birlikte topluluğun yönetim erkinin askeri ve politik başarısının kanıtı yani üstünlüğünün bir göstergesi olarak farklı ve güzel olanı elde etmeye başladı. Günümüze gelene kadar her türlü nesneyi, sanat eserini büyük bir hırsla toplamaya ve biriktirmeye devam etti. Biriktirmenin temelinde yatan yöneticilerin hırs ve güç sembolü belli bir amaca yönelik, düzenli ve sistemli bir eyleme dönüştüğünde önce koleksiyon sonra müzeciliğin temeli atıldı.
Müzeler, bir ülkenin/ulusun kimliği olma görevinin yanında yaşanılan topraklarda önceki uygarlıklardan bize kalan o toplulukların yeme, içme, barınma, üretim yapma, zevkleri, sevdaları, düşünceleri, inançları, davranışları, kullandıkları aletler yaşam tarzlarının korunduğu ve geleceğe taşındığı yerlerdir. Geleceği görmek için geçmişi bilmek dahası yarınları sadece bugünü değil geçmişin üzerine inşa etmek gerekir, bunu tarihi yaşatan ve unutturmayan bilimcilerimiz ve müzelerle sağlayabiliriz. Müze hangi ülkede olduğu önemli değil önemli olan tarihsel görevi yani arşiv ve kütüphane sorumluluğunu yerine getirmesi gerekir.
Günümüzde müzecilik anlayışı kendi konusu içinde olabildiğince çok eseri, belgeyi yani kanıtı toplayıp korunmasını sağlamak ve toplum yararına sunması hedeflenir. Müzeler tarih, sanat, kültür ve bilim yuvaları olma çabası içinde sorumluluklarının bilincinde görevini en iyi biçimde yerine getirmelidir. Yaşanan toplumsal koşullara uyum sağlayarak geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklara/gençlere ve konunun ilgilisi ve uzmanı yetişkinlere sunularak, sergilemede günün koşullarına uygun tavır almalıdır. 
Toplulukların ve devletin yönetim erkinde bulunanlar tarafından yendiği ve işgal ettiği yerlerden getirdiği ve biriktirdiği güç sembolü olan eşyalar ilkin koleksiyon sonra müzeciliğin temeli atıldığını belirtmiştik; günümüze gelene kadar üretim aletleri, ilişkileri ve savaşlar toplumsal yaşamımızı büyük oranda etkilemiştir. Yönetim erkini elinde bulunduranların doymak bilmez hırsları, kaprisleri, bencillikleri ve sahip olma güdüleri ile çevresine topladığı sorgulamaktan aciz ve düşüncesiz ve yaşamlarını ona biat etmekle birleştirenler savaşları ve katliamları yapanlar dünya tarihine kara bir leke olarak bulunmakta, bunları da yan tutmadan tarafsızca müzede sergilemelidir.
Günümüzde müzecilik sadece eski medeniyetlerin yaşam tarzlarını değil savaş ve savaşta kullandıkları teçhizatları ve uygulamaları da bize yansıtması gerekir. Bu nedenle müzecilik resim tablosu ve giyim kuşam olarak algılamamalı, resimde kullanılan tuval neden yapıldı, boyanın hammaddesi ne, giysilerin iplikleri, nerede dokunduğu kimler tarafından üretildiği, yaşam tarzları ne gelecek nesillere aktarılması gerekir. Özellikle son 200 yıl içinde bilimsel teknik gelişmeler, ekonomik çıkar gereği çıkarılan savaşlar ve savaşlarda kullanılan aletlerin üretimi bunların gün yüze çıkarılıp sergilenmesi tanıtılması müzeciliğin görevleri arasında. Temel olarak müzeciliğin amaçları içinde kültür ve bilimin toplumun tüm kesimlerine aktarılması yanında eğitim, toplama, koruma, inceleme, değerlendirme ve sergilemedir; bu nedenle “yaygın eğitim kurumu olarak toplumu eğitmeyi, kültür ve bilimi aktarmayı hedefler. Müze sadece bir bina ve koleksiyon değildir, müze toplar ama bir depo değildir, müze korur ama bir soğuk hava deposu değildir, müze belgeleri düzenler ama bir kütüphane değildir, müze eğitir ama bir okul değildir. Müzeler üstlendikleri görevleri gereği bir açık üniversite, toplumdaki her hangi bir kişinin, ailenin ve ilgili ilgisiz tüm toplumun eğlenerek öğrenebileceği, öğrenmenin bir zevk olabileceği kültür merkezidir.”  
Toplumun içinde gelecekle kaygısı olanların sorgulama yapanların ve eğitim kurumlarının müzelere gezi düzenleme bilgi alma çabası içinde olmasını gerekir. Oysa müzelerin nerede olduğunu bilenlerimiz olmadığı gibi öğrenme çabası içinde de değiliz. Geleceğimize yön vermek için geçmişi bilmek gerekir, yaşınız kaç bilmiyorum ama kaç müzeye gittiniz neler gördünüz yaşamınıza bir etkisi oldu mu hiç sordunuz mu?
Başta eğitim kurumları olmak üzere öğretmen ve öğrenciler, devlet kurumları kaymakamlık, valilik bunlara bağlı tüm kurumlar ve belediyeler çalışanlarını ve yurttaşları müzelere yönlendirip gezi görmeleri, bilgi almalarını sağlamalıdır. Hangi mülki amir, yerel yönetim başı bunu sistemli düzenli olarak yapmakta? Ayrıca yazılı ve görsel basın bu konuda neden duyarlı olmuyor oysa birçoklarını şahsen bilgilendirip çağrı yaptım daha neden bekliyorlar? Geleceğimizi emanet ettiğimiz gençleri, gezme imkânı olmayan yurttaşlarımızı devlet/kamu idari amirleri sorumlulukları gereği toplu taşıma araçlarıyla buralara yönlendirip bilgi almalarını sağlamalı.
Tüm kötülüklere, sahip olma hırs ve bencilliğe rağmen, barış, huzur ve paylaşımın artması dileğiyle yeni yılınızı gönlünüze göre geçmesini temenni ederim.
 

Yorumlar (0)