09.03.2021, 05:52

Neden DEVA Kadında

Geçen hafta Ankara’da keyifli ve bir o kadarda umut dolu iki güne şahitlik ettim. Bununla beraberde verdiğim kararın haklı gururunu ve onurunu yaşadım. Deva Partisi Kadın Politikaları Başkanlığı tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen ‘DEVA KADINDA ZİRVESİ’ etkinliğine katıldım.

Programda, kadının insan haklarının, toplumsal refahtaki etkisinin, kadının yeni dönemdeki kurucu rolünün nasıl olacağı bütün yönleriyle ele alındı. Ayrıca DEVA Partisi’nin kadının güçlendirilmesi için benimseyeceği ve uygulamaya koyacağı politikalar konuşuldu ve tartışıldı. Birbirinden değerli moderatörlerin ve konuşmacıların yer aldığı programda beni en çok etkileyen ise hayatın farklı alanlarından rol model kadınların kendi hikâyelerini anlatmaları oldu.  Kadının isteyince neleri başarabileceğini bir kez daha gördüm.

Tam gün devam eden programa, Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan eşi Zeynep Babacan ile birlikte katıldı. Programın açılış konuşmasını, Deva Partisi Kadın Politikaları Başkanı Elif Esen gerçekleştirdi. “Ortak akıl, eşitlik, azim ve ahlak bizim rotamız olacak” diyen Esen, “ayrıştıran değil birleştiren, susan değil konuşan, sorgulayan, Türkiye’nin tüm renkleriyle yan yana yaşamayı mümkün kılan, yeni hikâyesi olan bir partiyiz ve yeni kadrolarla iyileştirici çözümler ve politikalar üreteceğiz. Ülkemizdeki nobran ifadelerden çok yorulduk. DEVA birbirinin onuruna değer veren, haysiyet odaklı yaklaşımlarıyla siyasete nezaket iklimi getirecek” ifadelerini kullandı. Elif Esen yaptığı konuşmasıyla salondaki kadınlara ışık tutar nitelikteydi. Her bir kadının yüzünde inanç, umut ve cesaret beliriyordu.

Elif Esen’in ardından  kürsüye DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan çıktı. Babacan, konuşmasında partisinin cinsiyet kotasına dikkat çekti. Siyasi partiler içerinde %35 cinsiyet kotası uygulayan tek partinin Deva Partisi olduğunu söyledi. Ve ekledi “ekonomik dar boğazdan ve politik sıkışmışlıktan ancak kadınların aklı ve emeğiyle kurtulabiliriz. Karar mekanizmalarındaki çeşitlilik başarıyı artırıyor. Kadınların siyasete katkısı, yeni siyasi kültürün mihenk taşıdır. Siyasetin, kadınların nezaket diline ihtiyacı var. Müzakereci ve uzlaşmacı yaklaşımına ihtiyacı var. Kadınların ötekileştirilenlerle empati kurma yeteneğine ihtiyacı var. Yeni bir siyasi kültür için kadınlarla her kademede yan yana çalışıyoruz. Bu yüzden ‘kadınlar kolu’ kurmadık. Bütün parti organlarında yüksek cinsiyet kotaları koyduk. Partili kadın kermes yapmak, partiye bağış toplamak, sosyal aktiviteler organize etmek, kurslar açmak, yoksullara yardım etmek gibi faaliyetlerle partinin ana gövdesinin destek gücü olarak anlamlandırılıyor yani ana gövde değil. Biraz önce saydığım aktiviteler, kermesler, yardım toplama, sosyal çalışmalar bunlar kuşkusuz siyasetin olmazsa olmazı ama kadınların sadece bu alanda olmaları ya da o alanın sadece kadınlar tarafından yürütülmesinin beklenmesi işte bu nokta, bizim itiraz ettiğimiz bir nokta” ifadelerini kullandı.

Babacan’ın konuşmasında ki en can alıcı noktalardan birisiydi bu cümleler. Sayın Babacan’ı dinlerken aklıma 1 yıl önce DEVA Partisi’ni kurarken söylediği şu cümleler geldi. “Biz bu çatı altında sadece yeni bir siyasi parti değil, aynı zamanda yeni bir “siyasi kültür” inşa edeceğiz.” Evet, bugün yepyeni bir siyasi kültür, yepyeni bir siyasi kimlik inşa ediliyordu ve bende buna adım adım tanıklık ediyordum. Bu yeni siyaset kültüründe de kadının siyasetteki yeri güçleniyordu. Tam da Türkiye’nin ihtiyacı olan şey gerçekleşiyordu.


 


 

Toplantının olduğu Bilkent Otelinin salonu, Türkiye’nin doğusundan batısından gelen çok sayıda İl Kadın Çalışmaları Başkanlarıyla doluydu. Türkiye’nin bütün renkleri bir aradaydı. Bende salonda hem DEVA Partisine gönül vermiş bir partili, hem de bir gazeteci olarak yılların vermiş olduğu alışkanlıkla sürekli not alıyor ve gözlemlerimi yapıyordum. Programın sonunda kendi kendime şunu söyledim; Kadının kendini güvende ve mutlu hissettiği, cesur kelimesinin anlam bulduğu yer olmuştu DEVA Partisi…

Kadın ve su damlasının içinde ki filizlenmiş fidan bir birini o kadar güzel tamamlamıştı ki…

Toplumun yarısını oluşturan Kadınların neden DEVA dediğini çok daha iyi anlamıştım artık.

Deva Partisi, Kadını görmezden gelmiyor, Kadını önemsiyor ve sahipleniyordu…

Deva Partisi, Kadın meselesine farklı yaklaşıyor, farklı politikalar geliştirmekteydi…

Deva Partisi, toplumsal fırsat eşitliğine inanan bir partiydi…

Deva Partisi, kadının siyasetteki yerinin güçlenmesini esas alıyordu…

Deva Partisi, uyguladığı %35 cinsiyet kotası ile kadının temsiliyetini garanti altına alarak, kadınların karar mekanizmalarında olmasına önem veriyordu...

Deva Partisi, ortak akla ve istişareye inanan bir yapıdaydı…

Deva Partisi, Kadının her alanda daha fazla görünür olması ve güçlenmesi için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı…

Deva Partisi, Kadınları ana kademelerin yardımcı güçleri, ya da seçimden seçime sahaya sürecek yedek kuvvetler olarak görmüyordu…

Deva Partisi, pariteyi hedef almıştı ve kadın erkek yan yana yürüyecekti. Hem partiyi hem de ülkeyi bir arada olursa doğru bir şekilde yönetebileceğine inanıyordu…

DEVA Partisi, gücünü bu toprakların çeşitliliğinden alıyordu…

Deva Partisi, biliyordu ki demokrat bir kültür olmadan, siyaset baskıdan ve şiddetten kurtulamaz.

Deva Partisi, umut dolu yarınları kadınlarla birlikte inşa etmeye inanmıştı…

Deva Partisi, siyasetin sadece erkeklere bırakılmayacak kadar ciddi bir iş olduğunu söylüyordu…

İşte bu sebeplerden dolayı Kadınlar; özgürlük için, eşitlik ve adalet için, çocuklarımızın bugününü ve yarınını kurtarmak için, DEVA Partisi diyordu…


 

Son olarak, bugün 9 Mart Deva Partisi'nin kuruluş yıl dönümü. Diliyorum ki DEVA Partisinin filizlenmiş fidanı, Kadının gücüyle kocaman bir çınara dönüşür ve şefkati tüm Türkiye haritasını okşar.

deva partisi kadın

Yorumlar (0)