Seçimler gelir geçer. Hele hele ülkemizde neredeyse her sene bir seçim yaşanıyor.
Genel seçim.
Yerel seçim.
İlçe başkanlıkları seçimi.
Meslek örgütü seçimi.
Hemşehri derneği seçimi.
Okul aile birliği seçimi.
Site yönetimi seçimi.
Spor kulübü başkanlığı seçimi.
Arkadaş seçimi.
Okul seçimi.
Eş seçimi.
İş seçimi.
Aş-yemek seçimi.
Kıyafet seçimi.
Araba seçimi.
Mekan seçimi.
Ev seçimi.
Kitap seiçimi.
Dergi seçimi.
Gazete seçimi.
Şarkı seçimi.
Film seçimi.
Dizi seçimi.
Tatil seçimi.
Renk seçimi.
Burç seçimi.
Kurs seçimi.
Menü seçimi.
Yol seçimi.
Gol seçimi.
Koltuk seçimi.
Yatak seçimi.
Masa seçimi.
Kasa seçimi.
Tasa seçimi (o kadar da değil tabi) :).
Neyse siz çoğaltabilirsiniz, nelerin seçimini yaptığımızı.

Gazeteci kesin hüküm belirtmez!
Hani yazımızın başında dedik ya; neleri yazmalı neleri yazmamalı diye.
Öncelikle biz gazetecilere veya medyaya düşen haber vermektir.
Bilgi vermektir.
Olayları aydınlatmaktır.
Olayları doğru yorumlamaktır.
Yaşananları aktarmaktır.
Kamunun hakkını savunarak, hakikatleri paylaşmaktır.
Adaleti gözeterek halkı aydınlatmaktır.
Hani bu günlerde bize soruyorlar ya; şurayı kim kazanır?
Hadi sordun, yorum yapıyorsun, yok öyle de değil, yanılıyorsun diye üstüne bir de fırça yiyorsun!
Bakın açık ve net söyleyeyim, vekil tayin ettiğiniz avukatın, kesin hüküm belirten gazetecinin, hastaya gün ve saat veren doktorun sözüne güvenmeyin, inanmayın, ciddiye almayın.
Avukatın dosyasına hakim karar verir.
Doktorun teşhisine Allah karar verir.
Seçimlerde şurada şu kazanır, burada bu kazanır diye ahkam kesen gazetecinin kesin hükmüne ise sandık karar verir.

Cak cuk başka, cakabilir, cukabilir başka!
Hani spor müsabakalarını hatırlayın lütfen.
Maç başlar, zayıf takımı kimse ciddiye almaz, favori takımın kazanacağına karar verir çoğunluk.
Oysa zayıf diye gösterilen takım veya bireysel müsabakalarda sporcu bir performans gösterir ki herkesi yanıltır.
Hani müsabakadan önce, cak cuk (kazanacak, alacak, yıkacak...) diyenler kaybeder, cakabilir, cukabilir (kazanabilir, alabilir, yıkabilir...) diyenler kazanır.
Seçimlerde de öyle.
Bize düşen tespit yapmak, artıları eksileri ortaya koymak.
Hataları göstermek.
Rakamları sıralamak.
Mantık oluşturmak.
Ortada net olarak adayların durumunu ifade etmek.
Ve sonuçlar ile ilgili de alternatifler sunmak.
Şöyle olursa A kazanır, böyle olursa B kazanır, şunlar şu yönde oy kullanırsa şuna yarar, bunlar bu yönde oy kullanırsa ona yarar falan.
Sonuçta sandık açılmadan hiçkimse hiçbir yerde ne kazanır ne de kaybeder.
Her şeye seçmen ve sandık karar verir...
***
Hele hele her seçimde basın organı gibi değil de adeta siyasi rakip gibi yazan, çizen, başlık atan, yorum yapan meslektaşlarım yok mu (Müsadenizle bunlara meslektaş demek istemiyorum...) inanın bana bırakın mesleğimiz adına, insanlık adına büyük üzüntü duyuyorum...
***
Son olarak şunu söylüyorum.
Dün yazdım uyduruk anket şirketlerine yaptırım gelmeli diye.
Bugünde medya mensuplarına sesleniyor ve diyorum ki sadece ve sadece işimizi yapalım.
Gerisi siyasilerin ve yurttaşın işi.
Aksi halde hiçbir zaman tam anlamıyla adil, tam anlamıyla hakkaniyetli, tam anlamıyla objektif ne seçim yaşanır ne de yaşam olur...
 

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Zerrin 1 ay önce

Demeyin zaten öylelerine meslektaş falan. Bir de şu var ki, insan burç ve gol seçimi nasıl yapsın,burç doğduğun tarihle ilgili, gol karşı tarafın maheretiyle.

Misafir Avatar
MEHMET MERT 1 ay önce @Zerrin

Burç derken karşı cinsi burcuna göre, gol derken maçın-haftanın-yılın en iyi golü anlamında seçim yaparız...:)

Beğenmedim! (0)