04.04.2018, 06:09

Nükleer enerjiyle tanışırken

ABD, Ortadoğu'da "Proje Terör Örgütü" kurma çalışmalarına hız verip, Münbiç konusunda bizi oyalama taktikleri uygularken ; Türkiye, dünyanın en büyük projelerinden biri olan "Akkuyu NGS (Nükleer Güç Santrali)'nin temelini atıyor. Yatırım maliyeti 20 milyar dolar olan bu nükleer güç santrali, dört üniteden oluşacak ve ilk ünite 2020 yılında hizmete girerek enerji üretecek. Santral tam kapasiteyle (dört ünitesiyle) Türkiye'nin 100. kuruluş yılı olan 2023'te faaliyete geçecek. Her bir ünite 1200 MW (megawatt) gücünde olup, yılda, 35 milyar KWh (kilowatt saat) elektrik enerjisi üretecek. 
**
Halen, dünyada 450 civarında faaliyette olan ve 50'den fazla da yapımı devam eden Nükleer Enerji Santrali var. Türkiye, uzun yıllardan beri nükleer enerji sahibi olma hayaline, Türk-Rus işbirliğiyle kurulacak Akkuyu Santrali  ile nihayet kavuşacak. Günümüze kadar kurulamamasının yegane nedeni; istikrarsız iktidarlarımız ve ekonomik sıkıntılarımızdan başka bir şey değildir. Sayın Cumhurbaşkanı, bu nedenle "karşınızda eski Türkiye yok" diyerek iç ve dış tehdit odaklarına mesaj göndermektedir. 
**
15 Temmuz ile öncesi ve sonrası sayısız terörist eylemlerin, Afrin'in, Münbiç'in, Kandil'in varoluş nedenleri; Türkiye'nin, Akkuyu NGS'ni ve diğer devasa projelerini yapmamızı engellemektir. Şükür ki; bunu başaramadılar ve ne kadar "proje terör  örgütü" kurarsa kursunlar, hiçbir şekilde başaramayacaklar. Çünkü; dost-düşman bütün dünya gördü ki, Türkiye, terör örgütleriyle asla çökertilemez... Hatta, ikinci nükleer santral, muhtemelen Türk-Japon işbirliği ile Sinop'ta yapılacak ve arkasından diğerleri     gelecek.
**
Çok stratejik olan ve Türkiye'nin, Batı dünyasına bağımlılığını önemli ölçüde azaltarak tam bağımsızlık yolunda ülkeye ivme kazandıracak bu projenin başlaması ve yapımı aşamasında çeşitli olumsuz provokasyonlar yapacaklardır. Şimdiye kadar, şer güçlerin kurulmasını istemedikleri tüm nükleer enerji santralleri için, o ülke, bölge halkları ve çevreçileri hemen kışkırtılmış ; "çevre kirliliği" bahane edilerek inşaatlar ya iptal edilmek zorunda kalınmış ya da hukuk mücadelesi başlatılarak dev projelerin yapımı uzun yıllar almış, zaman kaybına, ekonomik zara neden olmuşlardır. Aynı durumların bizde de yaşanması çok muhtemeldir. Nükleer Santral yapmayı planlayan ülkelerin hükümetleri, "çevre kirliliği, radyasyon ve zararlı atıkların zararsız bir şekilde imhası" konusunda tek başlarına karar alamıyorlar. "Dünya Çevre Temizliği Örgütü"ne tesir edecek sayısız üst kuruluşlar var. Bu durumda, UAEK (Uluslararası Atom Enerji Kurumu) devreye giriyor. İlgili ülkeye verdiği teklif ve önerilerin uygulanması, o ülke tarafından yasal bir zorunluluk olarak taahhüt edilmiş oluyor...! Bütün bunları, Akkuyu Santrali'nin yüzde 60'lık bölümünün yer altında olacak şekilde, bir aksilik durumunda sızıntının toprağa karışmaması için dünyanın en güvenilir santral tekniğiyle yapılacak olmasına rağmen yazma ihtiyacı duydum...
**
Daha önce yazmıştım: Türkiye, dünyanın 10 büyük projesinden, 6'sını kendisi yapıyor diye. Bunlar; İstanbul Finans Merkezi, Kanal İstanbul, Üçüncü Hava Limanı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türk Akımı ve Tanap projeleridir. 2018 yılı itibariyle hızla büyümeye, ilk 10 ekonomi arasına girmeye doğru ilerlerken bu yolda "tekerimize taş koymak" isteyeceklerdir tabi. "Büyük ve Güçlü Türkiye" hedefine ulaşmak için, nükleer güce sahip olmak şarttır. Türkiye, başka alanlarda olduğu gibi, doğalgaz ve nükleer enerji alanında da Rusya ile tam bir işbirliği içinde. Dolayısıyla, stratejik projeler ile ticari ve ekonomik işbirliği mekanizmaları sayesinde ; yeni dünya düzeni ve siyaseti şekillenecektir. Büyük aktör olmak ancak büyük projeler üretmekle mümkündür.
Selam ve sevgi ile...

Yorumlar (0)