28.09.2020, 06:03

O Kürt’ü dövdürmeyecektik!

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın partisi AKP bir toplum yani, kitle partisi mi yoksa sadece lidere endeksli bir parti mi?

Sorumu iki șıkı içeren şekilde soruyorum, fakat aynı zamanda cevabı da içinde bir soru soruyorum, aslında!

Benim bu soruya cevabım: AKP, kesinlikle lidere endeksli bir partidir ve șu an bu partinin başında Recep Tayyip Erdoğan olmasa, yüzde 1 dahi oy alamaz.

Türkiye’mizde kitle partisi diyebileceğim iki parti vardır: birisi CHP, diğeri ise MHP’dir. Bu partilerin başına kim geçerse geçsin, alacakları oy üç aşağı beş yukarı aynıdır.

Bunları şu sebepten yazıyorum.

Mevcut iktidar yıpranıyor, yanlışlar yapıyor; hatta parmağını gözümüze gözümüze sokuyor; dolayısı ile oyları düşüyor.

Ama oy oranı yüzde 30’un altına hiç inmiyor.

Ama buna rağmen ana muhalefetin oyları da hiç artmıyor: hatta aksine düşüyor bile! Soru şu: problem iktidarda mı yoksa hiçbir olgun ve samimi bir muhalefet yapamayan CHP de mi?

Benim fikrim kesinlikle problem CHP’de. İktidar yanlış yapar, hata yapar. Buna karșın, muhalefet bu yanlış ve hataları toplar ve gerektiği gibi halka anlatır ama nasıl anlatır, Kim anlatır?

İki elin parmak sayısı kadar seçim kaybeden bir lideri birçok seçmen dikkate almaz.

CHP tarihinde hiçbir genel başkan bu kadar çok seçim kaybedip, o makamda bu kadar durmaya heveslenmemiştir.

Sonucu ise ortadadır. İktidarın bunca yanlış ve hatalarına rağmen, muhalefetin oyları, maalesef bir puan bile yukarıya çıkamıyor.

Şimdilerde ana muhalefet çok önemli bir hata daha yapıyor: HDP, iktidar tarafından berber koltuğuna oturtuldu.

Saçlarının kesilmesini istemeyen çocuğa babasının dayatması ile saç tıraşı yapılıyor; hem de baba nasıl isterse öyle tıraş ediliyor.

Bu hataya en yüksek perdeden muhalefet etmesi gereken parti CHP olmalıdır.

6 milyon oy almış partiyi budamak ve sonrasında ise kapatmaya kadar gӧtürmeye niyetli bir iktidarın karşısında sus pus olursanız o meşhur fıkradaki gibi olursunuz:

(Bahçesine giren üç çocuğu yakalayan bahçe sahibi neden bahçemdeki meyveleri çalıyorsunuz diyerek çocuklara hepsini bir kenara sıkıştırıp sormuş: “Sen nerelisin?” demiş. Biri “Ben Kürt’üm” demiş. Dayağı yemiş. Digeri ise “Ben Süryani’yim” demiş ve o da dayağı yemiş; sonuncusu ise “Ben Türk’üm” demiş. Hepsini döven bahçe sahibi Türk çocuğu da dövmüş.

Dayaktan perişan olan bu üç genç evlerine doğru perişan halde giderlerken, gençlerden birisi demiş ki biz yanlış yaptık ilk dayak yiyen bu kürdü dövdürmeyecektik, eğer biz bir olabilseydik o adam hiç birimizi dövemeyecekti.)

“Sarı ӧküzü vermeyecektik!” hikâyesinden esinlenip yukarıdaki hikâyeyi oluşturdum. Ama derdim, burada kısaca kıssadan bir hisse yaratmak, tabi.

Şimdi senin kuruluş geçmişin bu dünyada en eski üç partiden biri iken tarihin çok partili süreci başlatacak kadar devrimci bir gelenekten gelen bu partinin yapacağı en güzel muhalefet tarzı hakkın ve hakkaniyetin yanında olmak ve olan bitene gerektiği gibi muhalefet yaparak, tepki gösterebilmektir.

Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır.

İnanıp da bu iktidara oy verenlere hiçbir sözüm yoktur. Demokrasi ile yönetilen ülkemizde çoğunluk esasına göre yönetiliyoruz ama diğer demokrasi dışı olayların karşısında, muhalefet olarak, artık lütfen sıkı durun.

Tekke ve zaviyeleri kapatan yasanın tarihi 30 Kasım 1925.

Bulunduğumuz yıl 2020 ülkemizi kimler nasıl yönetiyor devlet kurumlarında Fetö tarzı, vakıflara, cemaatlara üyeliği olanlar işe alınırken, sen ne yapıyorsun Sayın CHP yöneticisi? ATATÜRK tehlikeyi neredeyse 100 yıl ӧnce görmüş ama sen öyle acizsin ki, çıkmış yasayı bile koruyamıyorsun.

Nerede ise Atatürk'e küfretmenin serbest olduğu bir ülkede sana 5816 no lu maddeyi çıkaran Menderes hükümetinden bu zamana kadar hiç bu kadar Aatamıza hakareti bir arada gördün mü?

Neredesiniz?

Devleti yöneten yakın kişilerin çocukları akrabaları ihaleler alırken, servetlerine servetler katılırken, ihalelerin vakıflar aracılığı ile istenilen kişilere verilirken, milyonlarca okumuş işsiz ordusu varken, taraflı medya bu kadar bariz bir şekilde konuşma yazma özgürlüğünü tek taraflı kullanırken, dış politikada adeta her ülke bize düşman olmuşken, dövizin ülkeyi yönetenlerin söyleminin aksine yükselişinden kim sorumlu sen bunları ibraz bile edemezken halktan hangi yüzle hangi meziyetinle oy isteyeceksin.

Sayın ana muhalefet yöneticileri:

Yӧnetiminde herkim olursa olsun yüzde 20-25 oy potansiyeli olan bir kitle partisinin bunca yıldır bașındasınız. Bu oy oranını neden bir milim artıramadığınız bizim malumumuz da, bu sizin ne zaman malumunuz olacak? Esas soru bu aslında! En azından, mevcut anketlerde ortaya çıkan % 20’lere varan kararsız seçmenin ve kendi seçmeninizin fikrini değiştirecek söylemler ve politikalar üretemezseniz, sizi tarih yargılar. Lütfen, biraz muhalafet! Çok șey mi istiyoruz, sizlerden!

Sağlıcakla kalınız.

Yorumlar (0)