05.08.2021, 06:58

Ormanlarımız, meralarımız ve sorunları

Sevgili okuyucularımız 1ay önce yazdığım ve 28.06.2021 tarihinde  yayınladığım ormanlarımız konusunu tekrar önünüze sermek istedim. Bu korkunç yangınlar içimi yaktı. Aynı yazıyı ikinci defa önünüze getirdiğim için beni af edin. İnşallah önce okumamış kişilerin eline geçer üzüntümü paylaşır.  İlk yazım: Sevgili Okuyucularımız. Her yaz başında yüreğim yanıyor. Ormanlarımızı dile getiren ve orman yangınları konusunda dikkat çeken ayrıca ağaç düşmanı maden ve taş ocaklarını konu eden makaleler yazıp sizlere sunarım. Orman yangınlarında Rusya'dan kiralanan uçaklar da gelmiyor.

Zamanın Orman Bakanı Bekir Pakdemirli o yıl 5 Haziran Dünya Çevre Gününde yaptığı açıklamada bu yıl Türkiye'de 897 yangın oluyor ve 1013 hektar orman yok oluyor. Ayrıca bu sene bu konularda yine yağma var. Ve Türkiye'yi ormansız bırakmak isteyen kanı bozukların bilerek orman yakmaları da söz konusu. Ülkede 5-6 ilde ve her birinin 3-5 noktasında aynı anda başlayan orman yangınlarına şahit oluyoruz. Ülkemizin bitki ve hayvanlarının yapısını incelediğimizde, ormanların, çayır ve meralarının, çeşitli bitkilerinin ve hayvanlarının, milli parkların, ulusal ve uluslar arası doğayı koruma alanlarının çeşitli sorunlar yaşadığını görüyor, duyuyor, okuyoruz.

Ormanların genelde dünya, özelde ülkemiz için, sunduğu ilaç yapımında, meyvede, hayvanlara yaşam alanı sunmada ve çeşitli ahşap ürünleri ve hizmetleri açısından; yaşanabilir bir çevreye sahip olmada çok önemli olduğunu hepimiz biliriz. Ülkemizin iklim      ve arazi koşulları nedeniyle biyolojik çeşitlilik tüm dünya ülkelerine kıyasla son derece yüksektir. Bilim adamları, Anadolu’nun tarih boyunca birçok uygarlığa beşiklik etmesinin, orman varlığını doğal, tarihsel ve kültürel nedenlerle olumsuz yönde etkilendiğine işaret ediyorlar. Verimli ve verimsiz ormanları bir arada düşünsek bile, ülkemizin ormanlık alanı 20 milyon hektar kadardır. Bu da, ülkemizin %26’sını kapladığını göstermektedir. Bu sayıya baktığımızda Türkiye’nin, Avrupa ülkelerine göre ormanca yoksul bir ülke olduğunu ve var olan ormanların da ülke yüzeyine dengesiz dağıldığını söyleyebiliriz.

Prof. Dr. Koray Haktanır’ın dediği gibi, ülkemizdeki “ormanlar çeşitli iç ve dış etkenlerden zarar görmektedir”. Türkiye’de ormanların içinde ve bitişiğinde yaklaşık 10 milyon civarında köylünün yaşaması ve hayat standartlarının elverişsiz olması, gelişmiş ülkelerde görülmeyen orman koruma sorunlarına sebep olmaktadır. Türkiye’de hala tarla açma veya genişletme, binalar kondurarak yerleşme, ısınma ve yapı malzemesi olarak kullanma için ağaç kesme, hayvan otlatma, yangınlara sebep olma veya orman yangını çıkarma yoluyla çeşitli şekillerde ormanlarımıza zarar verilmektedir. Türkiye’de her yıl ortalama 1000 dolayında yangınla 13-15 bin hektar orman yanmakta, 4-5 bin hektar tarla açılmakta, 3-4 bin hektar alana yerleşim yapılmakta, binlerce metreküp ağaç kesilmektedir. Bunun ötesinde, çeşitli böcekler, mantarlar, asit yağmurları da zarar vermektedir.

Personel, teknik araç gereç yetersizliği, gerekli araştırmaların yapılmaması bu zararların önlenmesini kısıtlamaktadır. Çayır ve meralarda da durum aynı. 1930’lu yıllarda 44 milyon hektar olan çayır ve meralarımız tarımın 1950’li yıllardan sonra makineleşmesiyle 22 milyon hektara düştüğü söyleniyor. Bu çayır ve meraları bitkisel üretim amacıyla kullanma, aşırı otlatma, iyileştirme yönetim çalışmalarında yetersizlik gibi sorunlarla karşı karşıyadır. Şimdi bunları göz önüne alıp, ülkemiz nereye gidiyor diye düşünürsek; ana yurdu Türkiye olan, buğdaydan mercimeğe tarımsal ürünü, 15 milyar dolara varan hayvansal ürünü dışarıdan ithal etmeye başladık.

Gazetelerde okudum ve utandım. Yunanistan’dan tonlarca buğday satın almışız. Bunca tarım arazisi olan ve onu kullanamayan bir ülke olduk. Küçük üretici olan köylümüz maliyet-satış dengesini kuramadıkları için para kazanamaz oldular. Parayı aracılar kazandı. Köylümüzde göç etme zorunda kaldı. Ahhh! Şimdi Köy Enstitüleri hala faaliyette olsaydı, yetişen çocuklarımız evini yapmayı, sebzesini meyvesini yetiştirmeyi öğrenseydi onlarda öğrencilerine öğretseydi Türkiye böyle mi olurdu. Şimdi daha büyük bir hızla daha kötü günlere gidiyoruz. Yandaşlar hariç. Tanrı çocuklarımızın, torunlarımızın yardımcısı olsun. Sağlıklı kalın...

Yorumlar (0)