Ortadoğu’da devlet yapısı


Ortadoğu'da 'kan bağı ve aile bütünlüğüne bağlılık' kültürü, dış dünya ile mukayese kabul etmeyecek derecede ve üst düzeyde gelişmiştir. Dünyanın bu bölgesinde soyu ve nesli koruma refleksleri oldukça gelişmiş toplumlardan ; Türkler, Araplar, Kürtler, Persler ve diğerleri yaşar. Bu Milletler gerek aile bağlarına, gerekse tarihte kurdukları devletlerine diğer dünya milletlerinden daha çok kıymet ve değer vermiş, hatta tarihte devletlerinin bekası için en yakınlarını feda edebilecek uygulamalara bile başvurmuşlardır.
**
Bunlardan Arap toplumları, İslam ile şereflendikten sonra tüm insanlığa örnek teşkil eden ve adına "Asr-ı Saadet" denen göz kamaştırıcı bir aile, toplum ve devlet hayatı yaşamış, Peygamber'in Vefatı'ından kısa bir süre sonra bu mutlu dönem geride kalmış, tekrar karanlık bir çağa girmişlerdir.
**
Genlerinden gelen 'değerleri koruma iç güdüsüyle' hem aileyi hem nesli hem de devleti daha etkin bir koruma altına almış, ebediyen yaşamasını temin maksadıyla ; aile, soy ve nesil bağı kuvvetli bu toplumlar, idarede söz sahibi olmak için devletin çeşitli kademelerine elemanlar yerleştirmişlerdir. Aile bağlarının daha da güçlenmesine katkı sağlayan 'aşırı korumacılık ve tutuculuk duygusu' yazık ki ; devlet idaresi için aynı başarıyı sağlayamamış ve Arap toplumları, özgürlükçü, demokratik devlet yapısına ulaşamamışlardır. Bu nedenle, Batı toplumlarındaki "ulus devlet" yapısına galebe çalacak bir devlet yapısı kuramamışlardır.
**
Doğu Devletleri, kişisel (aile bazlı) ve otoriter bir rejim yapısını beraberinde kurmuş olmakla birlikte Doğu halkları, devlete kutsallık atfettiği için idare eden diktatoryaya karşı çoğu zaman sabırlı davranıp baş kaldırmamış, zaten bireysel bir yaşam biçimini benimsediklerinden dolayı bu organizasyondan mahrum yaşamış, zaman zaman diktatoryal baskı ve zulümlere baş kaldıracak olduklarında da ; şiddetli bir şekilde bastırılmışlardır.Güç ve güvenlik ; bir kişinin, bir ailenin veya mutlu bir azınlığın egemenliğine terk edilmiş, çoğu kez tanrısal (ilahi) sayılmış, içinde de siyasi ve askeri sertlik barındırmıştır. Hükümet etmenin şartı neredeyse gücü elinde bulundurmaya bağlı tutulmuştur.
**
Araplar ve Arap kültürü, bölgede baskın güçtür. Kimlikler, dile ve soy ağacına dayalı olarak tanımlanmış, kişi ve ailelerin toplumdaki statü ve saygınlığı; asalet, nesep, haysiyet, onur ve şeref gibi geleneksel değerlere göre belirlenmiştir.
**
Batı modeli devlet kavramını geliştiremeyen Araplar, farklı mezhepsel anlayışların hakimiyet çatışmaları,  etnik grupların birbirleriyle rekabeti ve üstünlük kavgaları, aile ve kabile kültürünün baskın egoları nedeniyle son çağa gelinceye kadar (1940'lı yıllar) sosyalizm, pan-arabizm gibi ideolojik modellerle tanışanca bunları geliştirip güçlenmek yerine onları aynen veya daha sıkı uygulamalarla sahiplendikleri için daha fazla geri kaldılar. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra başta İngilizler olmak üzere Batılılar dünya hakimiyetini ele geçirince ; sınırları Batılılar tarafından cetvelle çizilen, her soy ve sülaleye, aşirete ve kabileye ait mümkün olduğunca küçük, dışarıdan kontrol ve İdare edilebilen Arap Devletleri'ni kur/dur/dular. Bugün, bu Devletleri de büyük görerek daha da küçültmek istedikleri için Ortadoğu'da sürekli 'kan kazanları' kaynatılmaktadır..!
**
Ortadoğu'da devletlerarası dengeler 'hem ortak hem farklı özellik' leri nedeniyle son derecede hassastır. Kısaca, bugünkü tüm anlaşmazlıkların temelinde birçok neden olmakla birlikte;- mezhepsel bağnazlık ve tutuculuk,-pan arabizm ve sosyalizm,-kabile ve aşiret çatışmalarıolmak üzere bu üç unsur, en önemli rolü oynamaktadır. Sanıldığı gibi ;- Batı Kapitalizm ve emperyalizmine,- siyonist Yahudi yemininekarşı duran tek bir Arap devleti gösteremezsiniz. Yani, çatışmaların temelinde 'kim iktidar olacak?' mücadelesinden başka hiçbir şey üzülerek söyleyelim ki; yoktur. Asıl enteresan olan; İslam'ın bu coğrafyadan doğmasıyla Arap dünyasının geçmişteki huzur, refah ve mutluluk içinde emsali görülmemiş bir dönem yaşamış olduğunu yeniden hatırlayamaması nasıl mümkün olabilmektedir? Anlamak güç...
**
İktidar mücadelesi böyle olunca; zenginliği sömürenlerin yolu kendiliğinden açılmış olur. Sayısız terör örgütleri kurulur, kan olur, gözyaşı olur, savaş olur, bertaraf etmesi de güç olur..!Allah, bela vermez, bela yüklemez... Lakin, isteyene de istediğini verir. Selam ve sevgi ile... 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.