20.03.2021, 05:58

Pandemiden etkilenen cilt ve beden sağlığımız için öneriler

2019 yılında başlayıp bütün dünyayı etki altına alan koronavirüs pandemisinin etkisinin bu denli büyük olacağını belki de kimse tahmin edememişti. İstediğimiz zaman, istediğimizi yapabilme lüksümüzün elimizden gittiğini acı bir şekilde tecrübe ettik. Ülkemizde ilk vaka Mart 2020 tarihinde bildirildi. Hayatımızın en sıkıntılı bir senesini geçirdik. Evlerimizden çıkamadık, sosyal hayatımız kısıtlandı, beslenme düzenimiz ve hobilerimiz değişti. Doğal olarak önceliğimiz kendimizi ve ailemizi korumak oldu. İhmal ettiğimiz bir husus da cilt sağlığımız.


Koronavirüs'ün neden olduğu stres var olan akne ve diğer cilt problemlerini de tetikliyor. Üstelik yagmurdan kaçarken, doluya da tutuluyoruz. Virüsten korunmamızda en önemli yardımcımız hayatımızın vazgeçilmez ve zorunlu bir parçası olan maskeler, cildin hava almasını kısıtladığı için, kaçınılmaz şekilde ciltte ter, yaglanmanın maske içine hapsolması, böylelikle gözeneklerin tıkanmasıyla, bakterilerde artış, maskenin ciltte sürtünmesiyle hassas olan cildin koruyucu bariyerininde zarar görmesiyle, ciltte iltihaplanmalara ve lekelerde artışa ve bir cok deri lezyonlarına akne, alerji, egzama, ciltte renk değişimi gibi birçok cilt sorununa neden oldu ve diger deri lezyonlarının da sıklığı arttı. Pandemi sürecinde, internetteki bilgi kirliliği nedeniyle insanlar, bilimsel olarak yararı kesin olmayan maskeler ya da cilt bakım karışımları kullandılar Bu karışımlar insanların cildine iyi gelmemekle kalmadı, ayrıca deride renk artışına (hiperpigmentasyon) neden oldu. Hatta bazı karışımlar ve cilt bakım ürünleri, insanların yüzünde kalıcı izler bıraktı. Ciltte soyulmalar, enfekisyonlar ortaya çıktı.

Neler yapmalı ne gibi önlemler almalıyız?

Öncelikle halk sağlığı ve kendi sağlığınız için maske takmadan sokağa çıkmayın.

Naylon, polyester gibi sentetik kumaşlardaki maskelerden kaçının.

Maskenizi gün içinde mutlaka degiştirin. Tüm gün maske kullanmanızı gerektiren durumlarda, en azından 3 saatte bir maskenizi degiştirin yada 15-20 dakika açık havada cildinizin tazelenmesine nefes almasına izin verin.

Cildin nem dengesini korumaya özen gösterin. Cilt tipinize uygun ürünleri tercih etmelisiniz. Cildinizi soyacak yada gözeneklerin tıkanmasına neden olacak yogun kremlerin yerine uzmanın tavsiye ettigi cilt tipinize uygun nemlendiriciler ve cilt tipinize uygun temizleyiciler, tonikler kullanmanız günlük cilt bakım rutininiz için yeterli olacaktır

Tercihen cilde tekrar nem kazandıran, cildi yatıştıran ve besleyen, cildin nem bariyerini geri kazandıran, su tutma özelliği çok yüksek olan , ürünler tercih edilmedi, güneş koruyucu secerkende bu özellikleri ön planda tutmaya özen göstermeliyiz .

Daha olgun ciltlerde yine içeriginde Hyaluronic Acid, kolejen gibi birleşenler bulunan ürünler tercih edilebilir. Hyaluronic Acid dermis ve epidermisin temel bileşenidir, su kaybını önlemeye, hidrasyonu arttırmaya yardımcı olur. Dermiste kolajen ve elastin sentezinde rol oynar.

Yeni cilt ürünlerini denerkende daha dikkatli olmalısınız , ciltte iritasyona sebep olabilir. Özellikle cildi soyan ürünleri daha sonra deneyin veya işin uzmanı doktorların , estetisyenlerin gözetiminde veya bilgisi dahilinde kullanın.

Daha az makyaj yapın , tercihen hiç yapmayın ama makyajsız yapamayanlardansanız göz makyajına agırlık verebilirsiniz.

Alkol içeren solüsyonlardan ve yağlı pomadlardan uzak durun!

Sağlığınız için sık sık el ve yüz yıkamak, ciltte tahriş ve egzama gibi bir çok cilt sorununu da beraberinde getirdi. Çünkü pH oranı 5.5 olmayan sabunlar ve temizleyiciler cildin, elin üzerindeki derinin yağ, pH , asit ve mikrobiyata dengesini bozar. Cildin pH dengesi bozulduğunda, derinin koruyuculuk işlevi de azalır. Bu da cildi zararlı mikroplara ve virüslere açık hale getirir. Özellikle çamaşır suyu vs gibi eller için daha da yıpratıcı, pH dengesi güçlü kimyasallar kullanıldığında, ellerimiz daha da hızlı hasar görür. Deride kuruma ve çatlaklar görülür. cilt yüzeyindeki aşırı kuruma durumunda, kaşınma, sertleşme, çatlama oluşur ve mikropların deriden vücuda girmesi kaçınılmaz olur.

Yıpranan ve kuruyan el cildimiz için ne yapmalıyız?

Çok sık el ve yüz yıkanan durumlara uygun, cildin doğal cilt bariyer dengesini korumayı amaçlayan muhakkak pH oranı 5.5 nemlendırıcı krem kullanmalı. ellerinizi her yıkamadan sonra nemlendirmeli ve El bakımını ihmal etmemeliyiz. Nitekim ellerimiz yaşımızı ele veren, görünen en önemli parçamız. Yine alternatif bir yöntemle Cildinize hiç bir kimyasal ve katkı maddenin değmemesini sağlayıp, oldukça hesaplı şekilde doğal yollarla da cildinizi koruyabilirsiniz.

Gülsuyu

Cildi nemlendirmek için doğal gül suyu kullanabilirsiniz. Nemlendirmenin yanı sıra tonik etkisi saylayarak tahriş etmeden cildi temizler nemlendirir. Önemli olan katkısız, %100 gül suyu kullanmak

Yoğurt

Antioksidan ve antiinflamatuar özellikleri kuru ve kaşıntılı cildi yatıştırmaya yardımcı olur Yoğurt cilde nem kazandıran bir besindir. Laktik asit içeriği ise kuruluğa ve kaşıntıya neden olabilecek mikrop ve bakterilerden kurtulmaya yardımcı olur. Taze ve sade yoğurdu ellerinize, yüzünüze, nazikçe masaj yaparak uygulayıp 20 dakıka sonra ılık suyla yıkayabilirsiniz.

Zeytinyağı

En iyi doğal nemlendiricilerden biri saf zeytinyağıdır. Cilde iyi gelen esansiyel yağ asitleri ve antioksidanlar bakımından zengin olan zeytinyağını ince bir tabaka halinde masaj yaparak ellerinize saçınıza ve tüm cildinize sürebilirsiniz. Bu yöntemle cildin beslenmesinin yanı sıra cildinizi de nemlendirecek kırışıklıkların görünümü de azalacaktır.

Bal

Bal mikrop öldürücü, iyileştirici ve doku üretimini arttıran özelligi sayesinde, cilt hücrelerini yeniden canlandırmaya yardımcı olur. küçük kesiler ve yaraları tedavi etmek için kullanılabilir. Elleri yumuşatır. Sedef hastalıgı gibi bir çok hastalıgında tedavisinde yardımcı olarak kullanılabilir. Cilt lekelerini gidermeye yardımcı olur. Sivilce tedavisinde de kullanılır.

Çay Ağacı Yağı

Siyah nokta ve sivilce şikayetiniz varsa cildi nemlendirirken aynı zamanda sakinleştiren çay ağacı yağı kullanabilirsiniz. Ancak çay ağacı yağını her zaman 1/10 oranında badem yağıyla inceltin çünkü direkt kullanıldığında cilt tahrişine neden olabilir.Bir kulak cubugu yardımıyla sorunlu bölgenin üzerine hafifce uygulayabilirsiniz

Tatlı Badem Yağı

Badem yağı mükemmel bir E Vitamini kaynağıdır. Bu sebeple cildi nemlendirir ve yaşlanmanın etkilerine karşı korur. Cilt bakımı için maskeler, nemlendiriciler ve peeling uygulamaları bir rutin haline getirilmelidir. Diğer bir konu da pandemi süresindeki beslenme alışkanlıklarının olumsuz yönde değişmesi. Bu dönemde sadece psikolojik degil, fiziksel olarak da baskı altındayız. Süreci evlerde gecirme zorunlulugu , dogadan ve sosyal cevreden uzaklasma, yasakların stresinde tetiklemesiyle yeme alışkanlıklarımızdaki degişim, son yıllarda fast food ağırlıklı beslenmenin artması, pandemi sürecinde daha da artan hareketsizlik , vücuttaki yağ oranlarını arttırdı. Yağ oranının fazlalaşması iç organlar dışında cildimizi de olumsuz yönde etkiledi.

Beslenme düzenini nasıl sağlamalıyız?

Her ana öğünde tabağın bir çeyreği sebzelerden, diğer çeyreği tam tahıl ürünlerinden ve kalan yarısının eşit üç parça halinde meyvelerden, yüksek proteinli gıdalardan ve süt ürünlerinden gelmesi önerilmektedir. Bunların yanı sıra yeterli su tüketiminin sağlanması ve günlük beslenmede zeytinyağı kullanılması kurubaklagiller, et, yumurta, balık, tavuk, yağlı tohumlar, vb. süt, yoğurt, ayran, peynir vb. taze meyve ve sebzeler ve baklagiller tuketerek bedenimizi cildimizi ıcerden desteklememız önerilmektetir.

İşlenmiş rafine ürünlerden bisküvi, dondurma, çikolata, tatlı, gofret, cips gibi gıdalardan, beyaz un ve şekerden, aşırı tuz kullanımından uzak durarak mücadeleye başlanmalı.

Mevsime uygun sebze ve meyveleri tüketmeye özen göstermeliyiz

Organik sebze ve meyveler kırmızı biber, biberiye, c vitamini yüksek meyveler kivi v.b. keten tohumu, kinoa tüketilmeli.

Salatalarımızı cesitlendirilerek bol limon sıkarak vitamin değeri artırılmalı

Kepekli undan yapılmış ekmek ve makarnalar tercih edilmeli,

Pekmez ,bal, yaglı tohumlar ile birlikte kuru meyveler yenilmeli.

Günde 4-5 bardagı gecmemek suretiyle yeşil çay ve diğer bitki çayları içilmeli.

Su tüketiminin önemini unutmamalı ve günde 8 büyük bardak su tuketmeyi ihmal etmemeliyiz

Asitli içeceklerden ve Alkol tüketiminden kaçınmalıyız.

Cilt bakımında altın kural cildi içerden beslemek. Mide bedenin ikinci beynidir. Bir nevi Anne karnından itibaren yediklerimiz kim oldugumuzu ve yaşamımızı gelecegimizi belirler. yedigimiz besinlerin kalitesine tazeligine önem vermeli dogru beslenmeyi yaşam tarzımız haline getirmeliyiz.

Düşünün kök çürük olunca eninde sonunda bitki de çürür . Önerdigim koruyucular ve rutin cilt bakımlar haftaları ve ayları kurtarabilir ama beslenmemize önem verip , beslenme alışkanlıklarımızı düzenlemez , çeşitlendirmez ve takviye vitaminlerden kendimizi yoksun bırakırsak sadece dışardan yapacagımız bakımlarda kalıcı sonuclar vermeyecek. Günün sonunda mutsuz olmak kacınılmaz olacak.

Ve olmazsa olmazımız tamamlayıcımız spor ve egzersizler

Evde uygulanabilecek egsersizler mevcuttur. Uygun egzersizle hem fiziksel hem de ruhsal sağlımızı muhafaza etmek mümkündür. Son günlerde hafifleyen yasaklarla dışarıda açık havada yada tedbir alınarak salonda spor yapmak da mümkün. Spor ve egzersiz yapmak cilt, beden , zihin ve ruh saglıgınıza iyi gelecek , stresinizi en aza indirerek günü daha pozitif ve huzurlu geçirmenize uyku düzeninizi saglamaya yardımcı olacak. Bu konuda da profesyonel yardım almak ve işin uzmanına danışmak son derece önemlidir. Sağlıklı beslenmemıze dıkkat etmelı , spor , egzersiz ve uyku düzenimize özen göstermeli sıvı tüketimini ihmal etmemli , alkolden uzak durmalıyız.

Havalar ısınmaya başlarken ne yapmalıyız?

Güneş enerjisiyle karşıladığımız D vitamini ihtiyacımızı geçtiğimiz yaz aylarında istenilen ölçüde karşılayamadık. Peki D vitamini neden bu kadar önemli ? Kemik gelişimi dışında; D vitamini bağışıklık sistemi için önem arz eder. D vitamininin solunum yolu infeksiyonunu azalttığı çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bu konudaki çalışmalar, 1918-1919 senelerinde dünyayı etkisine alan İspanyol gribi pandemisene dayanmaktadır. Kandaki D vitamini seviyesi normal olan hastaların ölüm oranının daha düşük olduğu saptanmıştır. Bu veriden yola çıkarak COVID pandemisinde de D vitamini ile ilgili araştırmalar yapılmıştır. D vitaminin yoğun bakım ihtiyacını azalttığı saptanmıştır. Ancak bu konuyla ilgili çalışmalar henüz çok yeni olduğu için kesin yargıya varmak doğru değildir. Bilenen bir gerçek vardır ki D vitamini her yaştaki insan için önemli ve gereklidir. Öncelikle D vitamininin esas kaynağı güneş enerjisidir. Pandemi döneminde dışarıda güneş enerjisinden faydalanmak zor olduğu için, eğer mümkünse balkonda veya müstakil evlerin bahçesinde güneşin en tepede olduğu 12:30-14:30 saatlari dışındaki saatlerde güneşlenmek son derece önemlidir. Pandemi döneminde yapılan yanlışlardan biri de bahsedilen saatlerde güneş altında beklemektir. Çünkü bahsedilen saatlerde güneşlenmek de yüzde renk değişikliği yapmaktadır.D vitamini içeren besinlerin dengeli bir şekilde tüketilmesi ve D vitamini takviyesi bu konuda yardımcı olacaktır. Bu besinlerden bazıları; süt,kefir,ton balığı, somon,tahıl ve yumurtadır.

Pandemi süreci herkesi hem mental hem de fiziksel olarak olumsuz etkilemiştir. Enfekte olmamak önceliğimiz olsa da, ruhen kendimizi huzurlu hissetmek ve özgüvenimizi taze tutmak için saglıklı beslenmeyi ve egzersizi yaşam tarzı halimize getirmemiz yeterli su tüketimi, temizligimiz , cilt bakımımız da önemlidir.

Gülümsemeyi sevmeyi şükretmeyi eksik etmeyin.

En kısa sürede sağlıklı ve mutlu günlere tekrar kavuşmak dileğiyle...

Yorumlar (0)