19.06.2022, 07:08

Para varsa yurttaşa dağıtın!

Son günlerde iktidar partisi sürekli olarak çalışanan emeklinin memurun yaslarla düzenlenmiş hakkı! olan "Enflasyon Farkı" nı sanki bahşediyormuş gibi bakanları ile Cumhurbaşkanı her fırsatta ekrana çıkıp "Temmuz'da iyileştirme yapıyoruz" diyerek adeta milyonların gözünü boyamaya çalışıyor. Boyama yaptıkları bu rakamlarda artık Mısır'daki sağır sultanın bile duyup bildiği gibi TÜİK'in makyajlı, gerçeklerle sokakla , market reyonlarındaki fiyatlarla uzaktan yalkından ilgisi olmayan "Enflasyon"rakamlarıdır. Birde iktidar son günlerde patra çok diyor. Biz de soralım. O halde. Madem bu kadar geliriniz var, kasanızda bu kadar para var, neden borçlanarak boş yere faiz lobilerine faiz ödüyoruz? Yoksa Mayıs ayında, gelirlerdeki olağan dışı artış geçici mi? Arkasında bilmediğimiz bir şey mi var? Soruyoruz bu kadar paranız varsa, 3600 göstergeyi, asgari ücrette enflasyon düzeltmesini neden bu yılın sonuna sarkıttınız?
 

Siyaset yapmayın gerçekleri konuşun
Siyasettir. Haklıdırlar, çarpıtırlar. Farklı söylerler. Buna bir şey dediğim yok. Ama yıllardır artık çalışan için ikikez enflasyoın farkı ve iki kez yılık zam artışı zaten var. Olması gereken ; ancak onu bu ortamda yapmaları çok zor. İktidar sahiplerinin ortaya çıkıp, "Ey vatandaş.. Ezildin büzüldün hayat pahallığı yıktı seni. Elimizde olanı sizle paylaşalım diyerek" Seyyanen zam yapmasıdır. Yada belli oranlarda herkesin bütçesine artı katkı sağlamasıdır. Gerisi boş laftır dinlemek bile zaman kaybıdır.


Zarar büyük
Açıklamalarının sonunda da Türkiye Modeli çerçevesinde, “Bu akşamdan itibaren enflasyon ve döviz kuruna karşı yeni adımlar atacağız” diye taahhütte bulunmuşlardı. Ne oldu? Dolar kuru bu duyurunun ardından 40 kuruş birden indi. Üç saat sonra da, Bakanlık’tan beklenen açıklama geldi. Doları ve enflasyonu düşürecek o müthiş tedbir, daha önce birçok hükümetin deneyip sonra vazgeçtiği, üç ayda bir garantili getiri sağlayacak, gelire endeksli iç borçlanma senediymiş. Tabi bu arada soruyoruz, bu kağıt “hangi gelire” endeksli? Yandaş müteahhitlere yaptırılan, onlara hem de döviz garantisiyle verilen, geçilmeyen yolların ve köprülerin, uçulmayan havalimanlarının geliri olamaz. Devlet bunlardan gelir elde etmek bir yana milyarlarca dolar garanti ödüyor. Eğer söz konusu olan kamu işletmelerinin geliri ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Kamu İşletmeleri Raporu’na göre BOTAŞ zararda, EÜAŞ zararda, Taş Kömürü Kurumu zararda, Devlet Demiryolları zararda, DHMİ, Çay-Kur, TEDAŞ pek çok kamu işletmesi zararda.

Ülkenin sahibi AKP değildir!
Sevgil Dostlar! Bu ülkenin bu koca Türkiye Cumhuriyeti'nin devletin sahibi AKP değildir. Bunu iyi bilin bu ülkenin sahibi bizleriz: Emekli, memur,çiftçi, işçi, esnaf yani 83 milyon. Bizim seçtiğimiz kişiler de "Başkan, reis, Lider, milletvekili, Belediye Başkanı meclis üyeleri vs" bizim hizmetkarımızdır ki bu sözü geçtğimiz yıllarda ençok kullanan "Muhaleffette iken!" Cumhurbaşkaın Recep Tayyip Erdoğan'dır. O yüzden rahatlıkla söyleyin, size tepeden bakana, çakarlı arabalarıyla hava atanlara, kraldan çok kralcı geçinenlere, yurttaşı tekmeleyen dalga geçen hakaret edenler, kısaca iktidar sahiplerine gerekeni söyleyin, sizi böyle aşağılayanlara tek hakkınız olan oyunuzla günü geldiğinde hesap sorun. Dedim ya bu ülkenin sahibi biziz. Biz kim miyiz ? Biz halkız, Türk Milletiyiz. Ezileniz çalışanız. Yoksuluz, fakiriz açız. Hakkımızı her şart altında alma Anayasal güvencemizdir.Bu yğüzden buna sarılın. Bopş laflarla karın doymuyor bunu da en iyi siz biliyorsunuz.
 

15 milyon net aç var
AKP iktidarı, meleklerin cinsiyetini tartışan Bizanslılar gibi, “Bu ülkede teknik enflasyon mu? Yoksa hayat pahalılığı mı var?” diye tartışadursun, yaptıkları her hatanın faturasını milletimiz ödüyor. Birleşmiş Milletler’in Gıda Raporuna göre Türkiye’de 15 milyon kişi yeterince beslenemiyor. Araştırma şirketlerinin kamuoyuna yansıyan raporları, bu ülkede, her 10 kişiden 9’unun geçim sıkıntısı çektiğini ortaya koyuyor. Tarımın başladığı bu topraklarda, çocukların boyları yetersiz beslenme nedeniyle kısa kalıyor.
 

Yüzde 70'i bizde ama...
Bu memlekette kavrulmuş fındığın 200 gramı markette 35 lira olmuş. Bu ülke dünyadaki fındığın yüzde 70’ini üretiyor. Ama bu ülkenin vatandaşları, artık marketten 200 gram fındık alamıyor. Ucuz emek ülkesi olarak bildiğimiz Çin’de asgari ücret 370 dolar. Sarayın paramızı pul eden politikaları sayesinde bizdeki asgari ücret 250 doların altında. Türkiye’de 1 kilo kıyma almak için asgari ücretlinin 1 gün çalışması gerekiyor. İngiltere’de ise, İsviçre’de ise, ABD’de ise 1 saat çalışması yetiyor. Bu ülkede eskiden ev almak hayaldi, şimdi maaşlı çalışanlar için bir araba almak da hayal oldu. Araba alsa da kontağı çevirmek için kırk kere düşünmek zorunda kalıyor insanlar. Öyle ya, benzinin, mazotun 30 lirayı görmesine artık ramak kaldı. Benzinlikten çıkan vatandaş, “Bu böyle gitmez. Sandıkta görüşürüz” diyor. Besici bıkmış… Süt veren hayvanını kesime gönderiyor. Yumurta üreticisine rekabet soruşturması açmışlar. Girdi fiyatlarından yılan üretici, “Bu maliyetlerle çok yakında 30’lu yumurta 100 liraya çıkar” diyor. Sofraların en ucuz protein kaynağı yumurta, o da artık ateş pahası. AKP iktidarıının ağız birliğiyle , “Savaştan kaçtılar, onlar muhacir, biz ensar” dediği Suriyeli sığınmacılar bile, “Artık buradaki hayat pahalılığına dayanamıyoruz, yandım Allah” diyerek ülkelerine geri dönmeye başladılar. Anlaşılan Suriyelileri geri göndermek için hükümetin bulduğu formül bu. Tabi formül buysa bu formül aynı zamanda bizim en iyi yetişmiş gençlerimizi de kaçırıyor. Bu Hükümet, çözemediği her sorunda yaptığı gibi cambaza bak diyerek, üstünü örterek, hayat pahalılığını unutturmayı düşünüyor. Ama midenin gurultusu, artık Sarayın kuru gürültüsünü bastırıyor. TÜİK, enflasyonu hesaplamada kullandığı madde fiyatlarını sakladı. Sonra da yöneticileri çıktı, biz bunu “Şeffaflık için yaptık” diye açıklama yaptılar.
 

Enflasyon hikayeleri
Enflasyonun açıklanacağı gün, enflasyonla ilgili birimde çalışan 7 kişi rapor alıyor, işe gelmiyor. Tabi yüzde 160 enflasyon yaşanırken, yüzde 73,5 enflasyon açıklamak kolay iş değil… İnsanın yüzünün meşin gibi olması gerekiyor. TÜİK bunu yaparak emeklinin, dul ve yetimlerin, işçinin, memurun hakkını yiyor. Ondan sonra da sendikalar, haklarını aramak için TÜİK’in kapısına dayanınca, polis şiddetinin daniskasıyla karşılaşıyorlar. Yazıktır günahtır. Biz boşuna demiyoruz, Saray bu devleti yönetemiyor. Ülkemiz, rüzgara kapılmış bir yaprak gibi oradan oraya savruluyor.
 

Para çok madem...
Hazine Nakit Gerçekleşmeleri açıklandı. Mayıs ayında nakit fazlası 150 milyar lirayı bulmuş. Güzel. Nakit dengesi, ilk beş ayda ise 82 milyar lira fazla vermiş. Bu da güzel. Ama Hazine aynı dönemde hızla borçlanmaya devam etmiş. Geçen yılın aynı döneminin neredeyse beş katı kadar borçlanmış! Neden? Madem bu kadar geliriniz var, kasanızda bu kadar para var, neden borçlanarak boş yere faiz lobilerine faiz ödüyoruz? Yoksa Mayıs ayında, gelirlerdeki olağan dışı artış geçici mi? Arkasında bilmediğimiz bir şey mi var? Soruyoruz bu kadar paranız varsa, 3600 göstergeyi, asgari ücrette enflasyon düzeltmesini neden bu yılın sonuna sarkıttınız? Bu sorulara cevap bekliyoruz.
 

Adaletsizlik gırtlağa kadar batırdı
Adaletsizlik anlatılırken, “At yarış kazandığında, sahibi ödülü, Jokey parasını, at yine samanı alır” derler. Bu zalim yönetim zengini seviyor. Nebati Bakan, “Büyüme için yüksek enflasyonu tercih ettiklerini” “Dar gelirlileri, bile isteye ezdiklerini” itiraf ediyor. Ama ben söyleyeyim, Nebati Bakan’ın sandığının aksine enflasyon düşerse, büyüme düşmez. Biz biliyoruz ki Türkiye, üretime koşabileceği genç nüfusuyla, 4,5 saatlik uçuş mesafesinde; 1,5 milyar nüfusa, 58 ülkeye ve 21,5 trilyon dolarlık pazara erişim imkânı sağlayan olağanüstü konumuyla, dünyanın her köşesinde ter döken, deneyimli ihracatçılarıyla, iş insanlarıyla potansiyeli çok yüksek, çok büyük bir ülkedir. Özellikle de pandemi sonrasında, kısalan tedarik zincirleri ülkemizin bu potansiyelini daha da belirgin bir hale getirmiştir. Önümüzde çok büyük fırsatlar vardır. Ekonomimiz doğru ilaca hızlı cevap verir. Güveni sağlayacak bir programla, Yeni Kurallar, Yeni Kurumlar ve Yeni-Liyakatli Kadrolarla çok kısa sürede bu ekonomi ayağa kalkar. Biz bunu yaşayarak gördük. Sürekli lastik patlatan, yama üstüne yamayla bu işi götürmeye çalışan beceriksiz bir şoförün elinde, ekonomimiz hızla geriye kaymaktadır.
 

Futbolda 4 hakem var ama...
22 topçuyla oynanan futbolda bile gerektiğinde doğru karar vermek için dört hakem, olan biteni kontrol etmek içinde bir tane kamera sistemi vardır. Bu ucube rejimde, 84 milyonun kaderi tek kişinin iki dudağına bakıyor. Onun dışında ne bir hakem var, ne de kamera, ne denge var, ne de denetim… Sabah kalktığında iktidarın keyfi nasıl isterse, koca bir ulus hep birlikte onu yaşıyoruz. Bu keyfilik, ülkemizin refahından çalıyor. Milletimizin sofrasındaki ekmek, küçüldükçe küçülüyor. AKP ve şürekâsı, milletten koptu, milletin halini görmüyor, sesini de duymuyor.

 

Faizciler karun oldu
AKP , ülkeyi deneme tahtasına çevirdi. Bir “Faiz sebeptir”tutturdu. Londra’daki faizcilere biat etti, faiz Londra’daki bankerlerin zenginleşmesinin sebebi oldu. Enflasyon canavarı hortladı. Milletimizi hayat pahalılığına ezildi. Geçen Ağustos ayında, AKP “Faizi düşüreceğiz, Ağustosla birlikte enflasyon düşecek, bundan böyle, enflasyonun yukarı çıkması mümkün değil” diyordu. Birde onun yanında ne olduğu belirsiz bir safsatayı “Türkiye Modeli” diye millete yutturmaya kalkıyorlardı. O gün, 1 Dolar 8 lira 60 kuruştu, enflasyon yüzde 20’nin altındaydı. Merkez Bankasına talimatla tabela faizini düşürttü, sadece üç ayda, Dolar kurunu da, “Daha yukarı çıkması mümkün değil” dediği enflasyonu da bile, isteye ikiye katladı. Piyasadaki faizler de o günün çok üstüne çıktı. O gün bugün, ağzını her açtığında, ekonomide çıkardığı yangına benzin döktü.
 

Kasa 53 milyar dolar açık veriyor
Aralık ayına geldiğimizde, 1970’lerde ekonomiyi batıran Dövize Çevrilebilir Mevduatın Saray versiyonunu, kurtarıcı formül diye milletimizin önüne koydular. Mevduat sahibinin parasına, Hazine’den döviz cinsinden garanti verdiler. Büyük icatmış gibi Kur Korumalı Mevduatı “Bütçeye tek kuruş yük getirmeyecek” diye pazarladılar. Sonunda bu aziz milletin verdiği vergilerden, bu yılın ilk dört ayında, 16 milyar 255 milyon lirayı bir avuç mevduat sahibine ödediler. Yetmedi milletimiz benzine, mazota trilyonlarca lira vergi öderken, bu mevduat sahiplerinden devlet vergi almaktan vazgeçti. 10 milyar 100 milyon lira da buradan kaybetti. Haziran ayı başında, Kur Korumalı Mevduatta biriken dövize endeksli paranın toplamı tam 931 milyar lira. Şimdi kurun 17 lirayı geçmesiyle birlikte, milletin sırtına binecek yük 150 milyar lirayı geçecek. Saray, bunca para vererek topladığı dövizleri, kendi hatası sonunda raydan çıkan TL’nin değerini tutmak için, daha önce 128 milyar doları nasıl harcadıysa, Merkez Bankası’nın arka kapısından har vurup harman savurdu. Dün açıklanan verilere göre, Merkez Bankası’nın döviz kasası 53 milyar dolar açık veriyor. Kasada para yok. Tüm bunlar olurken, üç gün önce Erdoğan yine kürsüye çıktı bir defa daha, “Faiz sebep, enflasyon sonuç” dedi. Yine işler şirazesinden çıktı. Dolar kuru 17 lirayı geçti. Kuru tutacağız diye sattıkları milyarlarca dolar rezervin, döviz garantili mevduat için vatandaşın vergilerinden harcanan, milyarlarca liranın üzerine, bir bardak soğuk su içtiler. Nebati Bakanı’nın “TL en değersiz noktada, rahat olun, daha fazla düşecek yeri yok” dediği günden bu yana Türk Lirası 2,5 ayda Dolar karşısında tam yüzde 14 değer yitirdi. Adeta Merkez Bankası’na talimatla faiz indirten, kuru tutmak için; Merkez Bankası’nın ödünç rezervlerini arka kapıdan çaktırmadan sattıran, ihracat gelirlerinin yüzde 40’ını Merkez Bankası’nda bozdurma zorunluluğu getiren, kamu kurumlarına telefon açtırarak, gerektiğinde sopa göstererek firmaları döviz satmaya zorlayan, bankalardaki döviz mevduatlarını, Kur Korumalı Mevduata çevirmek için ilave karşılıklar getiren, daha yeni kira artışlarına tavan getiren, ekonomiyi, dört başı mamur bir “kumanda ekonomisine” çevirip, bu lafları körükleyen, bu Hükümet değil… Yani bu açıklama gerçeklerden kopuk bir açıklama.

SON SÖZÜM;

Devletten bağımsız ahlak ve hukuk düşünülemez. Devletin bitiği yerde, hukuk da ahlak da biter. Hukuk ve ahlak devlet için vardır. / Niccolo Machiavelli
 

Eğer bir millet iktidarda bulunan kişilerin şerefsizliğini, alçaklığını, hırsızlığını, yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir. Erdemini yitiren millet bir gün vatanını yitirir. Niccolo Machiavelli
 

Yorumlar (0)