27.10.2021, 05:38

Para yenilen bir şey değil!

Gecenin haylazlığından sonra sabahı gülerek karşılamak, dünyanın en güzel şarkısını dinlemek gibidir.

Yerleşmişim manzarama, fikrimde o, yanımda kahvem, bir de keyfimin kâhyası Mevla’mdan daha ne isterim.

Dışarıda yağmur varmış, olsun. Yüreğimde hasret, fikrimde vuslat, elimde kalem üçlü çete olmuş bereket olarak yağıyorlar. Böyle çete başım, gözüm üstüne gelsin. Bu çete bildiğiniz beşli değil.

Barıştan yanayım. Savaştan nemalananlardan da nefret ederim. Orta da fol, yumurta yok. Füze satıp, komisyon alıyorlar. S400’leri insanlara olduğu kadar doğaya da zarar verdikleri içinde sevmiyorum.

Lafa sıra gelince, en cevval doğacı, çevreci oluyor. Bir başına kalınca, içtiği sigaranın izmaritini, bira şişesini, sözüm orasını, şurasını temizlenmek için kullandığı ıslak mendilini çevreye atıyor.

Hadsize diyorum ki, bak buna kül tablası deniliyor. Bön bön bakıyor, bir de sinirleniyor. Edepsiz, pislik; yiyorsun, içiyorsun bari çöpünü topla, güzelim memleketi senin gibiler çöp yığını yaptınız.

Bir bu olsa hallederim de, Dünya, iklim değişikliğine karşı yıllardır tedbir almamakta direniyor. Yani büyük bir felaket demek. Çünkü eriyen buzullar, deniz seviyesini yükseltecek. Birçok kentin sular altında kalmasına neden olacak.

Tarım alanları, konutlar, sanayi tesisleri kullanılamaz hale geleceğine kesin olarak bakılıyor.

Bilim insanları ve gazetecilerinden oluşan, iklim değişikliği konusunda araştırmalar yapan Climate Central isimli kuruluş, iklim değişikliği haritasına göre, üç derecelik ısınma ile Türkiye'de İstanbul Boğaz hattı, Karadeniz sahil yolu, İzmir Karşıyaka, Akyaka, Dalyan ve Yumurtalık’ın da aralarında bulunduğu birçok bölgenin sular altında kalacağını tespit etmişler.  

Ne mi diyorum? Doğaya bunu yapmaya hakkımız yok diyorum...

Evini, iş yerini bilemem ama çevreni temiz tut diyorum.

Böyle giderse oksijende kalmayacak. Nasıl bir vahim durum olduğunu anlayabilsek, değil çöpümüzü atmayı, nefes alırken dahi itina ederiz.

Ve unutmayalım ki, gerçek doğa sevenler, pisliklerden fazladır.

Sayın Ercüment Tunçalp’ın yazdığına göre ise, İthalatçılar ‘çöp’ kelimesine kızıyorlarmış ve ‘Geri dönüşüm malzemesi’ denmesini istiyorlarmış.

Olabilir, bende laf olsun diye söylenen “Aşkım” kelimesine kızıyorum. “Nefesimmm” demeyi anlamlı buluyorum.

Ercüment Bey soruyor, “Peki geri dönüşüme gitmeyip doğaya terkedilen ve yakılan maddelere ne isim vereceğiz? Haksız da değil.

TDK çöpü, “Yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi, gübür” olarak tanımlıyor.

Konumuza dönersek, Avrupa’nın ezelden beri sadece plastik atığını değil, her türlü çöpünü az gelişmiş ülkelere (yani, çevre bilinci gelişmemiş ülkelere) transfer ettiği biliniyor.

İşte Türkiye, bu şekilde Avrupa’nın en büyük çöp alıcısı haline, laf olsun diye parmağını sallayarak konuşan senin gibi çevre bilinci gelişmemişler sayesinde geldi.

Marmara’daki yaşadığımız müsilaj oluşumunun sebebi de budur. Bu gelişme normal olmadığı gibi duracak gibi de görünmüyor.

Elimi yumruk yapıp orta parmağımda oluşan kemik kısmını kafana vurmak istiyorum.

Kaz dağından doğup, Erdek körfezine dökülen Gönen Çayı simsiyah akıyor. Marmara denizini kirleten yüzlerce suyolundan sadece biri… Çevresinde bulunan sanayi kuruluşları atık tesislerini çalıştırmamakta ısrar ediyorlar.

Ya, zengin görüneceğiz diye ülkeme telefon cihazlarının gelmesi için yasalar çıkartarak vergileri toplayanlara ne demeli. İnsanları kredi borç batağına soktukları gibi cihaz çöplüğüne de dönüştürdüler.

Şimdide her evde 3-5 telefon var diyerek, sözü “geçim sıkıntısı yok” demeye getiriyorlar.

Kızıldereli Atasözünün dediği gibi, “Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık avlandığında, İşte o zaman paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaksınız”

Bizler lüks uğruna, birileri para uğruna her şeyi yaparken doğaya zararını hiç düşünmedik.

Bu satırları yazarken, Kahramanmaraş Nurhak’ta doğayı tahrip edeceği gerekçesi ile bölge halkının karşı çıktığı ikinci hidroelektrik santral (HES) projesi için “ÇED olumlu” kararı verildi. 

Nurhak’ta ,İkinci HES Göksu’nun ve doğanın ölüm fermanı olur. Göksu’ya ve Nurhak’a dokunulmamalıdır.

Bunlar çöp ve doğanın katilleri olmuşlar. Sen ise gündem değiştirmek adına “her evde en az iki araba var” diyorsun.

Sözün özü, herkes kendi kapısının önünü temizlerse işte o zaman nefes alırız.

Yalan konuşarak değil, samimice doğa dostu olalım.

Mevlana ne diyor;

Gelin bağa yeşiller kuşanan doğayı görün.

Her köşede bir çiçek dükkânı açan doğayı görün.

Güller gülerek sesleniyor bülbüllere:

Susun, susarak doğayı görün.

Yorumlar (11)
İNCİ MEHTAP DAĞ 1 ay önce
Kaleminize sağlık...
Göksel GÖKÇE 1 ay önce
Abi kalemine sağlık, yeni kelimem nefesim ve bir not beton da yenilmiyor, küçük çocukların hayali tüm yüksek binaları yıkarak gökyüzünü görmek toprağa basmak :(( Saygılar
Zişan 1 ay önce
Tebrikler ????????
Yigit Özgür 1 ay önce
Doğaya olan lafta sevgimiz ve doğa bilincimiz .afet ler olduğunda söylenen "doğaya yatırım yapılmalı.agac dikelim" cümleleri; bizleri doğa sever yapıyor zaten söylemi eyleme geçirmenin bir anlamı yok .
isa kemal 1 ay önce
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:
“Kıyamet kopuyor olsa ve birinizin elinde bir fidan bulunsa, kıyamet kopmadan onu dikebilirse bunu hemen yapsın”
UNUTMAMALIYIZ Kİ "DÜNYA SADECE İNSANLARIN DEĞİL "
Bahri Tutkun 1 ay önce
Sevgili kardeşim son derece duygulanarak okuduğum bir yazı, neden duygulandığı ma gelince bu yazı çevre hassasiyeti Tam da benim yaşam biçimime %90 dokuzu muzun yaşamadığı bir yaşam biçimi olarak benim hayatımda yeri diyor. Ben pandemi den önce sokakta çöp toplayarak yürümek zorunda kalırdım. Bir çöp gördüğümde onu en yakın çöp kutusuna atmadan yoluma devam etmezdim. Günlül yaşantımda yine çöp poşetlerini tepe tepe fındık çuvalı gibi kullanarak tüketiyorum doğaya zarar vermemek için, cam şişeleri ayrı bir poşette biriktirerek evin bir köşesinde onun günlerce dolmasını beklemeden rahatsız olmadan huzurla birleştirerek çöp kutusunu yanına bırakıyorum orada bir dönüşüm kutusu yok belediye bunu düşünmemiş bu belediyenin eksikliği. bir söz ile hitap edeyim "Dünya bize dedelerimizden miras değil biz onu torunlarımıza emanet aldık" mantıyla kullanacağımız bir yer olmalı bu yazıda Tam da buna işaret ediyor. Bizim dışımızda dünyada canlı ya da cansız varlıkların olduğu bilinciyle yaşayan insanların azlığı nedeniyle Biz de tam da İnsanlık adına düşünüp sorgulamayan olarak gördüğümüz insanlardan uzak olmayı tercih ettik. Geldiğimiz Çağ'da bilgiye doğruya ulaşmak çok kolay ken dünya tamamen moderleşecekken, tamamen kötüleşiyor. Bilgisayar ortamında yazamadım cümle düşüklükleri affola kendi kadar herkesi düşünen insanlara selam olsun saygı ile kalın
ÇETİN KOCAKUŞAK 1 ay önce
EVET DOĞRUDUR HER EVDE 3-4 TELEFON VAR ARABADA VAR ANCAK BİR BAK BAKALIM ONLAR KİMİN BANKALARIN TABİKİ , BANKALARIN YEDDİ EMİN DEPOLARI TIKA BAŞA ARABA DOLU BANKALARIN SATIŞA ÇIKARDIĞI EVLER İCRA DAİRELERİNDE DOSYALARI KABARTIYOR. HEE HER EVDE TELEFON DA VAR ARABADA 2 ŞER TANE MARKETLER DE ÇOK UCUZ HEE BİR DE 3-4 ÇOCUK OLSUN MUŞ OLDU BAŞKA İSTEĞİNİZ VARMI DEVLETLÜM
Tugay Galip HADİ 1 ay önce
Çevre ve çevre kirliliği konusuna değinmene çok sevindim. Hayatım çevre ve doğanın korunması ile geçti. Ekrem başkanda iyi bilir. Bunun için mücadele ediyoruz. Etmeye de devam edeceğiz. Ama şu elini yumruk yapıp orta parmağını kafasına kafasına vurmak istediğin pis zontaları, direk atacaksın içeriye. Gün yüzü göstermeden yıllarca kodeste tutacaksın. Toplumu bunlardan izole edemediğimiz sürece, bunlardan çok çekeriz.
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın