21.10.2021, 05:33

Parsel parsel eylemişler...

Parsel parsel eylemişler dünyayı
Bir dikili taştan gayrı nem kaldı
Dost köyünden ayağımı kestiler
Bir akılsız baştan gayrı nem kaldı

Aşık Mahsuni Şerif’in haksızlığa, yolsuzluğa ve tüm zalimlere karşı yaşamı boyunca verdiği mücadelede en çarpıcı şiirlerinden biridir.

Herkesin dünyası; gördüğü, algıladığı kadardır.

Mahsuni’nin dünyası da içinde yaşadığı, ölesiye sevdiği halkıyla birlikte yoksulluğa, yoksunluğa, baskı ve zulme karşı direndiği kendi ülkesidir.

Onun döneminde ve hatta Osmanlıdan başlayarak Cumhuriyet döneminde de hep var olan emek sömürüsüne, açlığa, yokluğa karşı her koşulda yurtseverler, devrimciler mücadele etmiş ve bedel ödemişlerdir.

Ama tarihin hiçbir döneminde soygun ve yolsuzluklar böylesine pervasız, açıktan ve sorumsuzca yapılmamıştır.

Düşünün ki; bir ülkenin Ticaret Bakanı üstelik de küresel bir salgın yaşandığı dönemde kendi firmasından bakanlığa yüksek fiyatla dezenfektan ürünleri satın alıyor.

Yani kendi bakanlığını zarara uğratıyor, kendi ülkesini soyuyor.

Ne bir soruşturma ne hesap sorma yok.

Teşekkür edilerek görevden ayrılmasına izin veriliyor!

Düşünün ki; bir ülkenin İçişleri Bakanına bir suç örgütü lideri olduğu iddia edilen kişi ağıza alınmayacak hakaretler, küfürler ediyor ve aynı bakan hiçbir şey olmamış gibi görevine devam ediyor.

Hatta kendi açıkladığı “TBMM çatısı altında bir siyasetçi mafya liderinden ayda 10 bin dolar para alıyor.” İddiasıyla ilgili hiçbir işlem yaptırmıyor.

Geçmişte Başbakanlık da yapmış birinin oğluyla ilgili uyuşturucu kaçakçılığı iddiaları var, en küçük bir açıklama yok.

Aynı kişinin şu an görev yaptığı Cumhurbaşkanlığı Danışmanlığı da dahil, yaşamı boyunca yalnızca memuriyet yapmasına karşın yurt dışında kurduğu şirketler, kargo gemileri ve gayrimenkullerle birlikte yalnızca Malta ve Hollanda’daki servetinin yaklaşık 150 milyon Euro olduğu iddia ediliyor.

Buna benzer örnekler saymakla bitmez.

Bunlar devlet eliyle yapılanlar.

Bir de devlet bürokrasisini kullanarak oluşturulan paralel devlet yapılanmalarının parselledikleri var ki, inanılır gibi değil.

Geçtiğimiz günlerde Araştırmacı gazeteci Metin Cihan’ın sosyal medya üzerinden paylaştığı belgeler var ki; Fetöcülere pes dedirtecek cinsten.

AK Parti iktidarı boyunca kurulan vakıfların nasıl devlet eliyle beslendiğini, ne tür ayrıcalıklar sağlandığını biliyorduk da, Türkiye Gençlik Vakfı(Tügva) nın nasıl devlet kurumlarını, özellikle de öğrenci yurtlarını parsellediğini bilmiyorduk doğrusu.

Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ında Yüksek İştişare Kurulu Üyesi olduğu vakıf neredeyse tüm ülkede öğrenci yurtlarını ele geçirdiği gibi bu yurtlarda kalanların nerede, hangi göreve yerleştireceklerini de belirliyor.

Bu konuda hazırlanmış binlerce sayfadan oluşan listeler açığa çıktı.

Bir kısım yöneticiler iftira deseler de bizzat Yönetim Kurulu Başkanı,” içimizden birileri sızdırmış” diyerek bir anlamda olayın doğruluğunu teyit etmiş oldu.

AK Partinin eski Milletvekili Mehmet Metiner’de “Ne olacak yani, Tügva üyesi gençler işe girmeyecekler mi?) diyerek malumun ilanını yapmış oldu.

Elbette girecekler!

Bu ülkede yaşayan her yurttaş gibi Tügva üyesi gençler de eğitimlerine, liyakatlarına göre adil bir şekilde devlet kurumlarında görev alabilirler.

Ancak birçok metropol kentte yurt bulamayan öğrenciler parklarda yatmak zorunda kalırken Tügva’ya sağlanan bu ayrıcalıklar kamu vicdanını yaraladığı gibi daha da tehlikelisi neredeyse FETÖ benzeri bir paralel devlet yapılanmasına gidildiği görünüyor.

Yapılan iş, yalnızca öğrencilerin, gençlerin eğitim, yurt sorununa çözüm bulmak olsa haydi neyse!

Bu vakıflara akıtılan para ve destekleri, bürokrasi kullanılarak çökülen mülkleri de sineye çekeriz de daha henüz bitmeyen Fetö davasının ardından yeni bir paralel devlet yapılanmasını kabul etmek mümkün değil.

Varsayalım ki, tüm bu iddialar iftira,

Varsayalım ki, bir eski Fetö’cü içeriden birinden bu belgeleri sızdırmış ve sosyal medyada paylaşıyor.

Bu iddiaların araştırılması gerekmez mi?

Milyonlarca üniversite mezunu genç iş bulamaz iken, bu vakıf üyesi, daha açıkçası iktidar yanlısı gençlere sağlanan bu ayrıcalık hangi vicdana sığar, hangi hukuk anlayışı bunu kabul eder?

Arsız diye diye arsız ettiler
Nursuz diye diye nursuz ettiler
Aç koydular bizi hırsız ettiler
Sermayede borçtan gayrı nem kaldı...

Yorumlar (0)