15.07.2020, 06:10

Petrol değil su savaşları geliyor!

Ülkemiz gündeminde çok konu var ama ben sizi dünya’nın bir başka güncel gündem maddesine odaklayayım mı? Doğu Afrika’nın 100’er milyon nüfuslu iki önemli ülkesi olan Etiyopya ve Mısır Nil Nehri yüzünden savaşın eşiğine gelmiş durumda. Yarın bizim de başımıza bela olacak bu konuların Afrika’da hangi diplomasiyle çözülmeye çalışıldığını yakından takip etmemiz gerekiyor diye bu konuyu köşeye getirdim.

Unesco Su Raporu / 2015

UNESCO’nun 2015 yılında Dr. Engin KONCAGÜL’e hazırlattığı Su Raporuna göre suya ulaşma konusunda 700 milyon insan sıkıntı yaşıyor. Unesco’nun kendi web sayfasından bu raporun İngilizce metnine ulaşabilirsiniz. Okumanızı tavsiye ederim.

Gezegenimizde toplam 1.4 Milyar km3 suya sahibiz lakin tatlı su kaynağımız sadece bu rakamın %2,5’u kadar. Buzullar ve yeraltı suları tam ulaşılabilir olmadığından en nihayetinde suyun sadece %0,3’üne tatlı su kaynağı olarak ulaşabiliyoruz. Mavi gezegenimiz nüfus artışı ve kontrolsüz atıksuları ve çevre kirliliği yüzünden her yıl bu kıt su kaynağını da heba etmektedir. Tokyo şehri; su ihtiyacının %30’unu yeraltı sularından, Pakistan Lahor şehri ise aşağı yukarı tamamını yine yeraltı sularından karşılamaktadır. Yer altı sularındaki kirlilik oranlarının artması ve yeraltı su kaynağının her yıl ciddi miktarda azalması da gün geçtikçe büyüyen krizlere doğru bizi götürmektedir.

BM Uluslararası Su Yollarının Ulaşım Dışı Kullanımı Hukukuna İlişkin Sözleşme

Evet Böyle bir sözleşme 1997 yılında imzaya açıldı ve nehirler üzerinde adil paylaşımın gerçekleşmesi için Evrensel Hukuk İlkelerine uygun şekilde bir metin hazırlandı. Ülkeler o kadar çekimser davrandı ki yeterli ülke sayısına ancak 2014 yılında ulaşılabildi ama ülkemiz mesela bu sözleşmeye taraf olmadı. Dicle ve Fırat meselesinden dolayı çekimser kaldı diyebiliriz. Suriye ve Irak bu sözleşmeye avantajlarına geldiği için taraf oldular. Dolayısıyla taraf olmadığı bir sözleşme’nin metinlerinden de sorumlu tutulamıyor. Bu sebeple özellikle Suriye ile bu konuda bir tartışma halinde olduğumuz da bir başka gerçek. 1987 yılında saniyede 500 m3 su bırakmayı taahhüt eden Türkiye bu sözünü hali hazırda tutmasına rağmen Suriye kanadında rakamın arttırılması gerektiği ifade edilmektedir. Tabi durumu burdan asıl gerçek nedir bilemiyoruz. Biz de sorunlar bu şekilde inişli çıkışlı devam ediyor peki ya Nil’de durum nedir?

Dünya’nın en uzun nehri Nil

Nil Nehri tam tamına 6650 km uzunluğunda. Bizim ülkemize göre düşünürsek; Anadolu’yu 3 kez batıdan doğuya git-gel geçmesi demek. Nil’in su havzası o kadar geniş ki Afrika kıtasının neredeyse 10’da birini kaplıyor. Nil’i besleyen 3 ana kaynağı var; Mavi Nil, Beyaz Nil ve Atbarah nehirleri birleşerek Nil Nehrini oluşturuyor. Ruanda, Burundi, Tanzanya, Kongo, Kenya, Uganda, Eritre ve Etiyopya Nil nehri’nin kaynak ülkeleri arasında kabul ediliyor. Sudan ve Mısır ise Nil’İn Akdeniz’e giden güzergahında yer almaktadır. Özellikle Mısır için Nil nerdeyse herşey demek; Su kaynağının %94’ü tek başına Nil Nehrinden gelmektedir.

Etiyopya hükümeti 2011 yılında Sudan sınırına yakın bir bölgede Dünya’nın en büyük 10. Ama Afrikanın ise en büyük Barajını yapmak için yola koyuldu. O gün bugündür bu tartışma da alevlenmiş durumda. Etiyopya halkının sadece 1/3’ü elektriğe ulaşabilir durumda iken bu barajın üreteceği elektrik nerdeyse bütün ülke’nin temel enerji ihtiyacını karşılayacak duruma gelecek.

İsrail, Sina yarımadası karşılığında Mısır’dan alamadığı su yüzünden Etiyopya’ya bu projede destek vermiş, Çin Halk Cumhuriyeti de 5 Milyar Dolar krediyi verince inşaat da başlamış oldu. İsrail’in hesabı su ile alakalı ama Çin’in hesabı ise daha çok hegemonya kurmakla ilgili. Baraj’ın adı Büyük Rönesans (Hedasi) ve 2022 yılında tamamlanacak ama şimdiden su tutmaya başladı ve özellikle Temmuz, Ağustos döneminde artan yağışlar sebebiyle bu sürenin hızlanacağı ifade ediliyor.

Yapılacak baraj’ı da yine bizim ülkemizdekilerle karşılaştırayım; Ülkemizin en büyük barajı olan Atatürk Barajı 48 Milyar m3 su tutma kapasitesine sahipken Büyük Rönesans Barajı ise 74 Milyar M3 kapasiteye sahip olacak. Elektrik üretme gücü’nün ise 6.000 MW olması bekleniyor.

21. Yüzyılın savaşları su’dan sebeplerle olacak

Nil Nehri havzası ülkelerinden hiçbirisi BM’nin su yolları’nın paylaşımı sözleşmesine imza atmadı ama kendi içlerinde anlaşmaları mevcut ve aşağı ile yukarı Nil Nehri ülkeleri arasında bir ayrım da var. Nil’in doğduğu topraklardan olmayan Sudan ve Mısır ülkeleri kendi arasındaki sınırlarına bir baraj yaptılar. Aralarında yaptıkları anlaşmaya göre Mısır burdaki suyun %75’ini ve Sudan ise suyun %25’ini alacak. (1929 ve 1959 iki ayrı anlaşma)

İngiltere ile Etiyopya’nın da 1902 yılında Nil anlaşması bulunmakta ve anlaşmaya göre Etiyopya, Nil’in su debisini azaltacak herhangi bir baraj vb. inşaat, su yolu yapmayacağını taahhüt etmiş. lakin İngiltere artık o bölgede olmasa da İngiltere’nin varisleri Sudan ve Mısır’daki hükümetler ise Etiyopya’nın bu anlaşmaya uymasını talep etmektedirler.

En son gelinen noktada silahlar çekilmiş, söz düeolloları sertleşmeye başlamıştır. Geçtiğimiz hafta bir ilerleme oldu gibi ama duyduğumda epey gülmüştüm; Taraflar anlaşacakları konusunda anlaşmışlardır denmiş. Yani; şu an tezler uymuyor ama bir ortaya yol buluruz demişler.

Yer altı suları kullanım meselesini biraz da suyla çalışan işletmelerin uygulamalarıyla birlikte anlatacağım bir başka yazımda. Aşağı sığdırsam eksik kalacak ve yazı zaten yeterince uzadı. Başka sefere umarım.

Hiçbir canlının susuz kalmayacağı bir hayat diliyorum.

Yorumlar (0)