11.04.2021, 09:04

Pişman ederim

Bir kere olsun Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, İsmet İnönü, Necmettin Erbakan, Ahmet Necdet Sezer ve siyasi donanımına hayran olduğum eski Meclis Başkanı Kamer Genç gibi siyasetçilerden "Anayasa Mahkemesini tanımıyoruz, hukukun üstünlüğüne inanmıyoruz" söylemlerine denk gelmedim.

Hatta; Osmanlı misali devletin kurumlarına akraba-i taallukatlarını atadıklarını, güreşçiyi zorla ekonomist yapmaya çalıştıklarını, müslüman oldukları halde ellerine bir kere olsun Kuran-ı Kerimi alıp siyasete alet ettiklerini, ya da kul hakkı haramdır diyerek birkaç yerden maaş alıp bunu helalmiş gibi yediklerini ve en önemlisi de çamurdan olsun bizim olsun mantığı güderek üniversitelere liyakatsiz rektörleri atadıklarını ne duydum nede gördüm!

Ve bugün bu meclisin başında rahmetli Kamer Genç olsaydı; "Hayırdır beyler! Türkiye Cumhuriyeti Devleti size babanızdan miras mı kaldı?" derdi. (Buna kendi partisi de dahil)
Ki denilmeliydi de!

Çünkü Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağına dair namus ve şereflerini ortaya koyarak yemin eden milletvekillerinin öncelikli görevi halkın hakkını, hukukunu ve çıkarını sağlamaktı.

Aynen; AYM’nin (Anayasa Mahkemesi) iki defa iptal kararı verdiği "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kânunu Teklifi"nin toplum menfaatine olmadığını düşünülerek kanun maddesini reddetmesi gibi.

Ama şaşırmıyorduk!

Çünkü Anayasa Mahkemesini tanımadığını söyleyenlerin olduğu bir ülkede "onaylanmayan" ‘Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kânunu Teklifi’ni onaylatmak için Mirkelam hızıyla Meclis Başkanlık Divanını toplayıp onaylatanlardan yasal düzenlemeye dayanılmadan, sadece yönetmelikle yapılmasının hukuka aykırı olduğuna hükmeden Danıştay’ı tanımasını beklemek hata olurdu.

Ve bu ülkede;
Muhalefet yapanlar terörist,
işsizim diyenler provokatör,
pazarda yerden yiyecek toplayanlar dış güç,
bildiri yayınlayanlar darbecilikle suçlanırken, halkın iradesiyle seçilmiş bir milletvekilini “pişman ederim” demek bir tehdit değil “sevgi sözcüğü” idi.

Neyse ki Özgür Özel, Sayın Meclis Başbakanının “pişman ederim” sevgi sözcüğüne karşılık aynı sevgi dolu cümlelerle "gel bekliyorum" dememişti.

Yoksa Tekirdağ, Manisa, Manisa Tekirdağ arası kamyon tepesinde seyahat eden “pişman ederim” çiçeklerini sıkça görmek mümkün olurdu.

Şaka bir tarafa da; Güvenlik Soruşturmasının neden gerekli olduğunu son günlerde “pudracı” ve Bağımsız İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın “balyalar halinde eurolar” twiti ile görmüştük.

Ve bence güvenlik soruşturması kadar önemli olan diğer bir konu; 600 vekilinin kendisine dokunulamadığı gibi kullandığı aracın ve oturdukları evlerinine dahi dokunulamıyor olmasıydı. Yani siyasal gücün arkasına sığınıp bunu rahatça yapıldığı bir ülkede, birebir siyasal güce sahip birinin bagajında neleri taşıyabileceğini yada evinde neleri bulundurabileceğini düşünmek dahi istemiyorum.

Yorumlar (0)