23.05.2020, 06:34

Ramazan ayında rızkı çöp konteynerinde aramak

Bir sokak düşünün, kaldırımın kenarında sokak lambası direğine asılı iki ilan olsun. Üst kısma asılmış ilk ilan, kayıp bir köpeği arama duyurusunu içersin. Afişte köpeğin tam boy bir resmi ve sahibinin adresi ve iletişim numaraları bulunsun. İlk afişin hemen altındaki ikinci afişte, dünyalar güzeli beyaz bir kedinin resmi yer alısın ve bulunması durumunda, sahibine teslim edilmesi için telefon numarası yer alsın. Aynı sokakta, aynı anda, saatte ve aynı karede iki çocuklu bir kadın, sokak lambası direğinin bir metre ötesinde duran çöp konteynerine sağ elini dirseğine kadar daldırsın. Anne çöplükteki yiyecek arayışını sürdürürken, çocukların erkek olanı, yere çömelirken, bir koluyla çöp konteynerinin kulpundan destek sağlasın. Küçük kız çocuğuysa, annenin yaptığından büyük utanç duyuyor hissiyle, yere çömelsin ve başını önüne eğsin.
 
Sokak lambasının direğine asılı iki ilan ile, iki çocuğunun gözleri önünde çöp konteynerinde yiyecek arayan bir kadın, Türkiye’de duygudaşlık kapasitesinin eşine zor rastlanır tablosunu eksiksiz tarif ediyor. İktidarda, dindar olduğunu söyleyen bir parti bulunsun ve bir kadın çocuklarının karnını doyurmak için, rızkı çöp konteynerinde arasın.
 
İktidar bir yana… Siyaset de bir yana… Sivil toplum nasıl izin verir böyle bir resmin oluşmasına?
 
Hayvan severler, özenle hazırladıkları afişlerle, hayvan sevgilerini açıkça pratiğe dökmüşler. Hayvanın resminin yanına kendi iletişim adreslerini koymuşlar. Alkışı hak eden bir duyarlılık ve duygudaşlık. Kayıp hayvanlar için yapılması lazım gelen her şey yapılmış. Söz gelimi, aynı sokak lambası direğinde bir aş evinin adresi ve telefonu yok. Bir hayır sever kurumun, ihtiyaç sahiplerine dönük en küçük ilan ve duyurusu yok. Hayvan severler üşenmeden her sokak lambası direğine bu afişleri asmış. Ama aç insanlara, sokakta kalanlara evsiz olanlara dair en küçük yol gösterici, ihtiyaç giderici bir uyarı ve adres afişi yok.
 
Sanki bu ülkede hiç aç insan yok. Hiç işsiz insan yok, hiç evsiz barksız insan yok. Bu durumda Türkiye’de değil de insanlar uzayda yaşıyor. Türkiye’de milyonlarca aç insan var ve milyonlarca insan da açlık sınırında yaşıyor. O iki çocuklu başörtülü kadının resmi, aysbergin sadece görünen kısmına işaret ediyor.. Ama anlaşılan aç insanların dramı hiç kimsenin umurunda değil. Aç insanlar kayıp bir hayvan kadar değer taşımıyorlar. Hayvan severlerin yaptığını takdirle karşılıyorum. Saygı duyuyor ve onları ayakta alkışlıyorum. Peki ya aç insanların durumu?
 
Geçen gün bir belgesel izledim. Belgeselin adı ‘’Ed Stafford ile Sokakta 60 Gün’’dü. Manchester, Glasgow ve Londra sokaklarında, evsiz yoksulların yaşadıklarına odaklanan belgesel çok dramatik sahnelere tanıklık ediyordu. Beni hem duygulandıran hem de umutlandıran sahne İskoçya’nın  Glasgow şehrinde yaşandı.  Gönüllülerden oluşan 40 kişilik bir yardım sever gurubu sadece üç kişi için muhteşem bir sofra ve hizmet sunuyordu. Sokaktaki aç insanları doyurmak üzere kendi imkanlarıyla hazırladıkları bir menüyü, sabır ve zarafetle sunuyorlardı. Hiçbiri devlet görevlisi değildi. Hepsi ahlaken durumdan vazife çıkarmıştı ve o soğuk ayazlı gecede elleri soğuktan titrerken, aç bir insanı doyurmanın haklı gururunu yaşıyorlardı. Şükür ki bizde de var o duyarlığı taşıyan insanlar ve o duyarlıkla hareket eden sivil toplum inisiyatifleri. Hem de çok.
 
Peki, açlık eğer çok ciddi bir sorunsa, bu sorun, neden kayıp bir hayvan ilanı kadar kıymet taşımıyor? Kayıp hayvanların ilanları her adımda bir imgeyle, bir imajla karşımıza çıkıyor, peki aç insanlara ilişkin, böyle bir duyarlılık neden gelişmiyor? O insanlardan utanıyor muyuz? O insanları saklayarak, yok sayarak, sorunu çözmüş mü oluyoruz. Neden adım başında aş evlerinin ilanları yok? Neden aş evlerini işaret eden yol tabelaları yok? Neden hayır kurumları, her sokak lambasına ilan asmıyor? Aç insanları bulup doyurmak ahlaki bir görev değil mi? Anlaşılan değil. Anlaşılan, altta kalanın canı çıksın diyoruz. Anlaşılan kendi düşen ağlamaz diyoruz. Anlaşılan her koyun kendi bacağından asılır zihniyetine sahibiz.

Yorumlar (0)