Bağlaması yoldaşı oldu: Tarık Kavut

Günümüz modern dünyasında popüler müziğe karşı yaptığı ‘Pirler ve Dedeler 1 2 3’ albümü ile hem müzik marketlerde, hem de dijital ortamlarda ilgi çeken Tarık Kavut ile albümünde yer alan deyişler ve gün yüzüne çıkmayan Alevi dedelerinin yazmış olduğu eserlerini konuştuk

Röportaj 23.03.2021, 21:04 26.03.2021, 09:17 Burak ZİHNİ
Bağlaması yoldaşı oldu: Tarık Kavut

8 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelen Tarık Kavut Damga'ya konuştu. “Birçok sanatçıya, Kişisel işlere bakacak olursak ‘ Pirler ve Dedeler 1-2-3 ’ adında 3 albüm yaptım. 62 eser, 24 klip çektim” diyen Kavut, “Aslında bir çok enstrüman çalarım fakat bağlama, müzik serüvenimdeki ilk tanıdığım enstrümandır ve birçok bestemi bağlama ile yaptım. Halen bağlamayı elime alınca beste yaparım. O sebeple müzikal varlığımda bağlama önemli bir parçadır” ifadelerini kullandı.


Tarık bey söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.

Bize biraz kendinizi anlatır mısınız?
14 Haziran 1979 yılında Ankara’ da doğdum . Annem Karslı babam Erzurumludur . Sekiz çocuklu bir ailenin en küçük çocuğuyum. Babadan gelen bir müzik hikayem var. Bağlama hep duvarda asılıydı. Bu işi profesyonel yapmak istedim her zaman. Erken öğrendim her şeyi okumayı yazmayı, üçüncü sınıftan başladım ilkokula, erken bitirdim liseyi. O zamanlar Ankara’nın profesyonel stüdyolarından birisi olan Pilli Bebek grubunun gitaristi Metin Yücel’in stüdyosu TINI’ ya kayıt yapmak için gittim orada kaldım daha sonraları iş ortağı oldum. Bu dönemde üniversitelere, Devlet kurumlarına, televizyon ve radyolara çok iş yaptık bir kaç üniversiteden davet aldım gazi üniversitesi müzik bölümüne alındım ilk sene bıraktım çünkü akademik bir gelecek istemiyordum ve okul çok uzundu. Stüdyoyu devredince hepimiz dağıldık ve kendi stüdyolarımızı kurduk. Halen sanatsal faaliyetlerime devam etmekteyim kendi stüdyomda.

tarık kavut


Ailenizde sizin dışınızda müzikle uğraşan var mı?
Ben ailenin 4'üncü müzisyeniyim. Babam ve iki abim müzikle gayet ilgiliydi. Bana da bulaştı tabi.

Memleketimiz de ezilmiş, özgürlükleri kısıtlanmış bir kitle var, bunlara Aleviler diyebiliriz, devrimciler diyebiliriz, ezilmiş sömürülmüş halk diyebiliriz. Bir sanatçı olarak bunun sanatınıza yansıması nasıl oluyor? Size göre sanatçı tek bir pencereden değil de toplumun geneline mi bakmalıdır?

Sanat, seviyeyi ortak düşünerek hareket edince toplum için oluyor. Sizin yaptığınız her neyse topluma mı hitap ediyor, sizin şahsınıza mı veya bir zümreye mi bunu belirlemek lazım önce. Tabiki her durumda muhalif olmayı becerebilmeli sanatçı kişi. Genelden izleyebilmeli hayatı mesela. Sunum kısmı ise çerçevenizi belirliyor, nerede var olmak istiyorsanız. Sanatçı engellenmeden içinden gelen her şeyi çıkarabilse ya dışarı, ama bu dönemde zor bu. Çok şeyi göze almak lazım.


Ülkemizde sanat sahipsiz

Devletin sanata gerekli desteği verdiğini düşünüyor musunuz?
Devletin sanata destek verdiğini düşünmüyorum. Belli kurumlar, nasıl seçildikleri tartışılır o kurumlardaki kişiler, işim dönsün diye her şeye katlanan kendisine sanatçı denen insanlar, korunmayan kültür varlıkları… Daha ne diyeyim sanat ülkemizde acayip sahipsiz aslında…


 

Bugüne kadar yaptığınız albümlerden bahseder misiniz?

Ben aranjör olduğum için sayısını hatırlayamayacağım kadar çok albüm yaptım. Birçok sanatçıya, Kişisel işlere bakacak olursak ‘ Pirler ve Dedeler 1-2-3 ’ adında 3 albüm yaptım. 62 eser, 24 klip çektim. Projesi bana ait olan bir albüm serisi olan ‘Yolda ‘ isminde, tamamı kendi bestelerimden oluşan enstrümantal bir albüm yaptım. “Anadolu Renkler'i” adında anonim türkülerden oluşan enstrümantal bir albüm yaptım. Bunun dışında birçok farklı tarzda single ve klipler yayımladık ve yeni kayıtlara devam ediyorum. Ayrıca şuan 'Pirler ve Dedeler 4'e başlıyoruz ve ‘Tek Saz Tek Avaz’ isimli bir proje başladık. Yakında tamamlanır diye düşünüyorum.

tarık kavut

Bağlamanız sizin için ne ifade ediyor, aranızda ki bağı nasıl ifade edersiniz?
Aslında bir çok enstrüman çalarım fakat bağlama, müzik serüvenimdeki ilk tanıdığım enstrümandır ve birçok bestemi bağlama ile yaptım. Halen bağlamayı elime alınca beste yaparım. O sebeple müzikal varlığımda bağlama önemli bir parçadır.

Toplumsal faydası olan müzikler yapıyorsunuz. Peki müzik severlerin ilgisi nasıl?
Aslında ben hoşuma giden şeyler kaybolmasın istiyorum. Zaten bunlar benim icat ettiğim şeyler değil. Toplumun sevdiği, bildiği şeyler. Sadece doğru sunum önemli sanırım. Ben incitmeden, yormadan topluma bildiği şeyleri yeniden servis edebiliyorum sanırım. Bu sebeple de müzik severlerin ilgisini çekiyor tabiki. Artık beni araştırmaya başladılar ve toplumsal şeyler dışında kendi içimde neler var bununla da ilgilenmeye başladılar. Beni tanımak istiyorlar ve bu beni mutlu ediyor.


Nesimi'den ders çıkarmalıyız

Neden Türkü? Sizi en çok etkileyen Ozanlarımız kimler?
Neden Türkü'nün cevabı evde duvarda asılı olan bağlamadı. Ama benim müzikal evrilişim Türkü ile başlayıp, batı müziği öğrenip, hepsini harmanlamak ile oldu. Türkü ile hiç alakası olmayan eserlerim vardır. MSG ve Müyorbir üyesiyim. Buralarda Türkü formu dışında farklı eserlerimde, projelerimde kayıtlıdır. Davut Sulari’nin müzik aşkı, Feyzullah Çınar’ın dik duruşu, Perişan Ali'nin iyimserliği... Bunlar tabiki günümüz ozanları. Daha eskilere bakarsak yazılanlardan Pir Sultan'lar, Nesimi'ler çok müthiş hayat örnekleri var ders almamız gereken. Tek bir Ozan diyemeyeceğim tabiki.


Müzik sektörü zor bir sektör mü? Telif hakları konusun da sorunlar yaşıyor musunuz?

Müzik sektörü zor değil, insanlar zorlaştırıyor. Telif hakları ile sürekli sorun yaşıyoruz çünkü. Birçok kültür varlığımız Anonim eserlerimiz. Belirli Ozanların üzerine verilmiş ve bitmek bilmez bir maddi çıkar istekleri var. Gerek bazı Ozanlar'la, gerek varisleriyle zor anlar yaşıyoruz zaten. Birde yaptığımız erlerin takibi konusunda belirli kurumlardan destek almak zorundayız . Ödenmeyen ya da geç ödenen telifler, yapılan kesintiler. Ne kadar telif alacağımızın her zaman bize sürpriz oluşu. Muhattapmış gibi görünüp, hiçbir zaman muhattabımızı bulamadığımız sözleşme durumları. Kısacası çok sıkıntılı. Bir albüm yapıyorsun ve bir sürü mahkeme yaşıyorsun. Sanatın değeri yok ülkemizde ne yazık ki.

tarık kavut

Alevilik tanınmamı sağladı

Alevi kökenli oluşum tanınır olmama etki etti. Başarılı olduğum kısmına gelirsek; eğer sizin bir alt yapınız yoksa bir şey yapamıyorsunuz zaten. Ben erken öğrendim birçok şeyi. Asıl bunun avantajını yaşıyorum. Tabi ne kadar başarılıyım bu göreceli bir durum.


Yazgı Değil Karalama yeniden basılacak

“Yazgı Değil Karalama” 2003 yılında yayımlanmış olan kitabım. Benim orta okul ve lise dönemimde yazdığım düz yazı, şiirler ve çizdiğim karakalem resimlerinden oluşan 112 sayfalı bir kitap. Yaşının ilerisinde bir kitap, korsana düşecek kadar ilgi görmüş bir kitap . Müzik daha ağır bassa da yazmayı bırakmadım tabi. İkinci kitapta hazır aslında. Zaman bulamıyorum sadece. Sanırım 'Yazgı Değil Karalama' yeni basım yapacak. Birkaç yayınevinden teklif var bakalım artık.


Bu güzel ve samimi söyleşi için teşekkür ederim sizin ve albümlerinizin yolu açık olsun.

Ben teşekkür ederim sağolun, varolun.

Röportaj: Melike FAKI

Yorumlar (0)