Hayvanlara şiddete karşı caydırıcı cezaya ihtiyacımız var!

Veteriner Hekim Ulaş Uğur, hayvanlara uygulanan şiddetin önüne geçmek için yeni yaptırımlara ihtiyaç olduğunu belirterek, "Daha fazla caydırıcı cezalara ihtiyacımız var. Hayvana tecavüzden tutunda, her türlü işkenceyi görmekteyiz. Bu gibi kişiler cezalandırılmadıkça, bunun önüne geçilmesi neredeyse imkansız. Çünkü başka o hissi taşıyan kişiler bu davranışlarda bulunmaktan kaçınmıyorlar" dedi

Röportaj 16.09.2020, 09:20 16.09.2020, 10:15 Burak ZİHNİ
Hayvanlara şiddete karşı caydırıcı cezaya ihtiyacımız var!

Deniz Veterinerlik, Büyükçekmece Pınarkent Mahallesi'nde hizmet veriyor. Damga'ya konuşan Veteriner Hekim Ulaş Uğur, hayvan haklarından söz etti; onlara karşı yapılan suçlara karşı verilen cezaların caydırıcılığı olmadığını söyledi. 24 Haziran 2004’te “Hayvanları Koruma Kanunu”nun kabul edilmesiyle hayvan hakları resmi olarak güvence altına alındığını fakay bu kanunun bugün byeterli olmadığını ifade eden Uğur, "Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan, öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma, ve korunma hakları vardır" dedi.

Veterinerlerin çalışma alanları nerelerdir, halk sağlığı ile ilişkileri nedir?
Veterinerlik çalışma alanı en geniş olan meslek dallarından. Devlette çalışma alanlarımız var, belediyeler de ve özel olarak. Aslında halkın olduğu her yerde veteriner hekimlik var. Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar ve insanlardan hayvanlara geçen hastalıklarla mücadele ediyoruz. Hekim olduğumuz için için klinik açabiliriz, ilaç firmalarında çalışabiliriz, yem fabrikaları, hayvan hastaneleri, kamu kurum ve kuruluşları, kanatlı sektörü ve gıda kontrol gibi alanlarda yer alıyoruz.

Kazaların başında yer alan; üzerine basma, sıkışma, incinme gibi durumlarlarla ne sıklıkla karşılaşıyorsunuz?
En fazla karşılaştığımız vakalar. Yüksekten düşmeler, travmatik vakalar, trafik kazaları. Haftada 2 veya 3 kere yüksekten düşme vakası geliyor. En son 15. kattan düşen bir kedi vardı mesela.

Veteriner Hekim Ulaş Uğur


Sizce Türk toplumunun hayvanlarla olan bağı nasıl?
Türkiye'nin batısına doğru yaklaştıkça daha dost canlısı insanlar görebilmemiz mümkün oluyor. Doğuya doğru gidildikçe ise daha fazla hayvanların gücünden faydalanan bir toplum var. Bakış açısı batıda daha başka. Türk toplumları geçmişten günümüze hayvanlarla iç içe yaşadı. Her ne kadar belli tarihe kadar resmi düzenlemeler yapılmamış da olsa, hayvanların Türk toplumları üzerindeki etkisi hayatın her alanında karşımıza çıkıyor.

Türkiye'nin kanayan bir yarası da hayvana şiddet ve bu şiddette rağmen hukuksal sürecin işlenmemesi. Bu konuda görüşleriniz nedir?
Şiddet göstergesi tamamen eğitimle alakalı. Şiddetin önüne geçemeyiş ise daha kötü elbette. Cezai yaptırımların eksikliği önümüze çıkıyor. Daha fazla caydırıcı cezalara ihtiyacımız var. Son zamanlarda sosyal medya platformlarında önümüze düşen videolar var. Hayvana tecavüzden tutunda, her türlü işkenceyi görmekteyiz. Bu gibi kişiler cezalandırılmadıkça, bunun önüne geçilmesi neredeyse imkansız. Çünkü başka o hissi taşıyan kişiler bu davranışlarda bulunmaktan kaçınmıyorlar. Cezaların kesinlikle uygulanması gerekiyor. Toplumun bir kısmı durumun farkında, hatta seslerini de çıkartıyorlar ama yetmiyor demek ki. 24 Haziran 2004’te “Hayvanları Koruma Kanunu”nun kabul edilmesiyle hayvan hakları resmi olarak güvence altına alınmış oldu. 5199 numaralı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 4. maddesiyle hayvanlara resmi olarak yaşama hakkı tahsis edildi. Hayvanlara işkence edilmesi ve öldürülmesi yasaklandı, cezai müeyyideler getirildi. Ancak yıllar içinde beliren eksiklikler yeni bir yasanın gerekliliğini ortaya çıkardı. Hayvanları öldürme, yaralama ve hayvanlara tecavüze alt sınırı 2 yıldan az olmayacak şekilde hapis cezası getirilmelidir. Bu fiilleri işleyenlerin cezası ertelenmemeli ve mutlaka hapis yatmaları sağlanmalıdır. Sahipli-sahipsiz hayvan ayrımı kaldırılarak bütün hayvanların suça maruz kalması halinde aynı cezalar uygulanmalıdır. Hayvana karşı suç işlendiğinde herkes yargıyı harekete geçirebilmelidir, konu hayvan sahibinin ya da belirli bir devlet kurumunun şikâyetine bağlı olmamalıdır. Türkiye'de hayvan hakları 2004 yılında yasa ile koruma altına alındı ama uygulamada işler böyle yürümüyor, yasanın uygulandığına şahit olmuyoruz ne yazık ki.

veteriner taksi

Sokak hayvanlarının maruz kaldığı olumsuzluklar nedir?

Bu genelde belediyelerin işi. Onları doyurmak, bakmak ve sayılarını belli bir dengede tutmak. Türkiye'deki birçok belediyenin yaptığı şey sokak hayvanlarını insanlardan uzak tutmak. Yani hayvanlar değil de, insanlar burada daha çok düşünülmekte. Oysa elbette insanlarda düşünülür, ancak bu anlamda hayvanları gözetmek daha arka planda kalan birşey oluyor. Ben bunların hepsi kapatılsa sokak hayvanları için daha hayırlı olacağını düşünüyorum. Kuruluş amacı hayvanlara yardım etmek değil. Sokaktaki hayvan sayısını sabit tutarak, insanların hayvanlardan rahatsız olmasını engellemek. Birçok barınak gezdim ve oralarda gördüm ki aslında hayvanların oradaki hali daha içler acısı. Sokakta dursa daha iyi olur hissiyatına kapıldım. Yaşlı olanlar eleniyor, hasta olanlar eleniyor, sayı arttığında önlemler alınıyor ve hepsinin arkasından mezarlık alanı var. Bana kalırsa sokaklar onlar için daha güvenli. Kendi bölgemizde olan, Beylikdüzü barınağı iyi çalışıyor. Zaten 2-3 barınaktan başka iyi çalışana pek rastladığımız söylenemez. Esenyurt barınağı da iyi çalışıyor. Genel olarak duyduğum, gördüğüm barınaklara bakarsak pek iyi durumda oldukları söylenemez maalesef. Örneğin insanlar hayvanını kısırlaştırmaya geliyor ve maddi durumu yok. Oralarda bir de şöyle bir sıkıntı var; veteriner hekim sayısı çok çok az. Hergün binlerce hayvana bir ya da iki hekimin yetişmesi imkansız. Dikkatsizlik denilemeyecek, fakat oradaki şartlardan öürü olumsuz birçok vaka gördük. Bağırsakları dışarıda kalan kedi bile gördüğümüz oluyor barınaktan gelen. Ne zaman oradan bir hasta gelse, kötü durumda geliyor. Örneğin ben burada 4 tane operasyon yapıyorsam, kimbilir oradaki hekim günde kaç tane yapıyor. Benim titizlik göstermemle, oradaki hekimin ki aynı olamaz. Şartlar elverişli değil. Çok fazla sayıda hasta hayvan barınağa gidiyor. Örneğin barınak hastalığı diye bir hastalık var.

Veteriner Hekim Ulaş Uğur

Barınak hastalığı nedir peki?
Bordotella virüsünün sebep olduğu Kennel Cough olarak adlandırılan özellikle köpeklerde alt solunum yollarında enfeksiyona neden olan viral bir hastalıkdır. Ülkemizde oldukca sık rastlanılır. Hastalık aşılanmamış yavru köpeklerde üst ve alt solunum yollarınına yerleşerek enfeksiyona neden olurlar. Bu da özellikle yavrularda, ölümlere neden olabilmektedir. Köpek nezlesi ile birleştiğinde ölüm oranı çok yüksektir. Kuru öksürük, iştahsızlık ve burun akıntısı belirtileridir. Hastalığın tanısı çoğunlukla klinik semptonlara göre belirlenir. En karekteristik klinik belirti olarak öksürük ve hemen arkasından burun çevresinde iltihabik karakterli, yapışkan bir akıntı göze çarpar. Vücud ısısı yüksek veya normal olabilir. Yetişkin hastalarda genelde bunların dışında bir belirti görülmez. Genç köpeklerde hastalık daha hızlı seyreder ve klinik belirtiler daha şiddetlidir. Öksürük ile birlikte exudat çıkışı ve burun akıntısı görülür. Beden ısısı yüksektir. Halsizlik ve iştahsızlık ileri derecededir.Bu hastalık ortaya çıktıktan sonra 10 gün içinde geçmeye başlıyor. Bu hastalık için bulunmuş özel bir tedavi yöntemi yoktur. Hastalıktan köpeğinizi uzak tutmak istiyorsanız mutlaka aşı yapmalısınız. Bu hastalık hızlı yayıldığından dolayı hemen müdahale edilmeli. Eğer barınakta bir tane buna yakalanan bir köpek varsa, hemen diğerlerinede bulaşıyor. Barınaklara gerekli bütçe ayrılırsa herşey daha iyi olur diye düşünüyorum. Barınaklar kocaman ve hekim sayısı az. Beylikdüzü Belediyesi şu açıdan çok iyi çalışıyor; bir tane kedi görseniz ve başında bekleyip arasanız, hemen geliyorlar.

deniz veteriner

Hayvanlara neden yakınlık duyarız?
Hayvanlarla olan ilişkimiz son yıllarda daha derinden araştırılmaya ve konuşulmaya başladı. Aynı dünyayı paylaştığımız hayvanların insan eliyle düştüğü durumlar gün yüzüne çıktıkça, hayvanlara duyulan merhamet ve empati duyguları artmaya başladı. Sağlık sebepleri dışında veganlığı tercih edenler ve hayvan hakları aktivistleri yanında, doğal hayatın içinde yaşarken hayvanlarla bağını sürdüren insanlar da toplumun geri kalanına örnek olmaya başladı. Hayvanlara yakınlık hissedenlerin, hayvanlara diğer insanların gösterdiğinden daha fazla olumlu tutum ve davranışlarda bulunduğu araştırmada ortaya çıkmış. İnsan ve hayvanların benzer yönleri, aralarındaki dayanışmayı arttırıyor.

BÜTÜN HAYVANLAR VAR  OLMA HAKKINA SAHİPTİR
Hayvan hakları nelerdir?

Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan, öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma, ve korunma hakları vardır. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır. Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üretme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır. Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir. İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir. Bir hayvanı terk etmek acımasız ve aşağılık bir davranıştır. Bütün çalışan hayvanlar iş süresi ve yoğunluğunun sınırlandırılması ve güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir. Hayvanlara fiziki ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi, bilimsel, ticari ve başkaca biçimlerdeki her türlü deneyler için de durum böyledir. Hayvan beslenmek için yetiştirilmişse de bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de acı çektirmeden ve korkutmadan olmalıdır. Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır. Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur. Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir soykırım, yani bir suçtur. Hayvan ölümüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanın öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonda yasaklanmalıdır. Hayvanları koruma ve savunma kuralları, hükümet düzeyinde temsil olunmalıdır.Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır.

HAYVANLARI ÖCÜ GİBİ GÖSTERİYORLAR
Çocuklara hayvan sevgisi aşılamanın yolları nelerdir?

Çocuklara özellikle sokak hayvanlarına karşı doğru yaklaşım kazandırılmalı. Aileler bu konuyu çok önemsemeli; hayvan sevgisi için çocuklarını kendileri de eğitmeli ve buna küçük yaşlardan itibaren başlamalı. Birçok ailede çocukları korkutmak için hayvanları öcü gibi gösterme eğilimi var. Bu çok yanlış bir yaklaşım; zaman içinde çocuklarda hayvan fobisi ve başka birtakım psikolojik rahatsızlıkların gelişmesine yol açıyor. Bunun nedeni bazen de ebeveynlerin kendi korkuları oluyor. Korktukları bir canlıdan çocuklarını korumak için uzak tutmayı tercih ediyorlar. Bu da demek oluyor ki önce yetişkinlerin hayvanlarla dostça ilişki kurması gerekli. Toplumun her kurumunda sokak hayvanlarını sahiplendirme bilinci verilmeli. Çocuklar hayvan satın almaya değil, sahiplenmeye yönlendirilmeli. Çünkü sahipsiz sokak hayvanlarının özel bir sevgiye ve şefkate ihtiyacı var. Özellikle büyükşehirlerde sayıları çok fazla ve zor şartlar altında yaşıyorlar. Mevsimsel güçlükler ve açlık, susuzluk yanında kötü niyetli kişilerin de açık hedefi durumundalar. Bu canlılara yönelik artan şiddet eylemleri onlar kadar toplum sağlığını da tehdit ediyor. Daha dengeli bir toplum için küçük dostlarımızı sahiplendirmek hem onların hayatını kurtarır hem de çocuklarımıza hayvan sevgisi kazandırmada önemli bir adım olur. Evde hayvan beslemenin çocuk ruh sağlığına sayısız faydası var. Eğer evde evcil hayvan besleme ile ilgili sıkıntı yaşanıyorsa, çocukların hayvanları tanıması ve sevgisini geliştirmek için mutlaka yardımcı olunması gerekir.İnsan hakları gibi hayvan haklarını çocuklara öğretmek, kaliteli hayvan belgeselleri ile çocukların hayvanları daha yakından tanımalarına olanak yaratmak, sokak hayvanları için çalışmak, hayvan sevgisi ve bilincini çocuklara aşılamak en büyük görevimiz olmalı.

RÖPORTAJ: BARIŞ KIŞ


Yorumlar (0)