Koronavirüs bize çok şey öğretti

Eski bir gazeteci ve Kebapçı Emin'in işletmecisi Emin Batırel, pandemi sürecinin insanlara çok şey öğrettiğini söyledi. "Gerçi çabuk unutan bir toplum olduğumuz da aşikar" diyen Batırel, "İsraf etmemeyi, paranın kıymetini, aileyi, bir olmayı, birlikte vakit geçirmeyi, sabrı, saygıyı yeniden fark ettik. Manevi değerlerimizi hatırladık" ifadelerini kullandı

Röportaj 01.07.2020, 08:27 Burak Zihni
Koronavirüs bize çok şey öğretti

30 yıl gazetecilik yapan sonrasında ticarete atılan Emin Batırel Damga'ya konuştu. Yakuplu'da açtığı Kebapçı Emin işletmesiyle bölgeye yeni bir damak tadı getiren Batırel, "Ticaretin stresi gazetecilikten daha fazlaymış" yorumunu yaptı. Müşteri memnuniyetini sağlamak için en iyisinmi yapmaya çalıştıklarını ifade eden Batırel, "Kebapçı Emin 2018 Kasım ayında var olmaya başladı, hala emekleme döneminde ama çok şükür iyi gidiyor" dedi. Korona sürecine de değinen ve bu sürecin insanlara çok şey öğrettiğini belirten Batırel, "Unuttuğumuz birçok şeyi hatırladık" ifadelerini kullandı. Batırel, "Dünya değiştikçe insanlarda değişiyor. Hepimiz teknolojinin esiri olmuş durumdayız. Bu işten en çok da yeni nesil zarar görüyor ve görecek gibi görünüyor" diye konuştu.

Yılların gazetecisi mi diyeyim, kebapçısı mı ?
Enteresan bir dünya gerçekten. Yarının ne getireceğini hayatını nasıl idame ettireceğini kestiremiyor insan.

1990 yılından 2018 yılına kadar medya dünyasında görev aldım.

25 yıl Türkiye Gazetesi, son 2 buçuk yıl da Star Gazetesi’nde kendimizi eskittik.

Gazeteci mi? Kebapçı mı derseniz, yıllara bakın da buna siz karar verin.

Uzun yıllar spor muhabirliği yaptınız. Gazetecilik ile kebapçılık birbirine çok yakın meslekler değil. Nasıl oldu da alan değiştirdiniz?
Açıkçası Gazeteciler Cemiyetine üye bile değilim, ihtiyaç da duymadım. Hayat şartları bizi böyle bir sektöre itti.

Çok sevdiğim bir arkadaşım yıllardır “ticaret yap, ticaret yap” derdi. Sonunda onu dinledim, böyle bir işe girdim. Allah nasip eyledi, mahcup etmesin.

Anladım ki bu meslek de kolay değilmiş, insanları memnun etmek gerçekten çok zormuş.

Gazetecilik mesleğinin stresi, bunun yanında devede kulakmış meğer.

Kebapçı Emin 2018 Kasım ayında var olmaya başladı, hala emekleme döneminde ama çok şükür iyi gidiyor.

Şunu itiraf etmeliyim ki omlet yapmayı bile bilmeyen (!) biri olarak, kebapçı olmak çok tuhaf.

Ama kebabın hakkını veriyorsunuz. Yakuplu, Beylikdüzü civarında aranan özlenen bir yer oldunuz. Sahi bunun sırrı ne?
Biz bu işe girerken “önce hijyen, sonra lezzet” dedik. Temizlik titizlik olmazsa olmazımız bizim.

Ocakta yılların ustası Mahmut abimiz var. Önüne sadece kaliteli ve taze malzeme koyuyor gerisini bırakıyoruz onun hünerli ellerine. Yağa, suya, yeşilliklere dikkat ediyoruz, evimizde piştiği gibi pişsin diyoruz ve hakikaten lezzetli oluyor.

kebapçı emin


Ben memnun olmayanı duymadım...

Neredeyse 2 yıla yaklaştık, müşterilerimizden dişe dokunur bir şikayet almadık.

Zaten herkesin hoşnud etmek mümkün değil. Bir kere her insanın damak tadı başka.

Ancak Kebapçı Emin olarak biz kebabımızla, lahmacunumuzla, içli köftemizle, tavalarımızla oldukça iddialıyız.

Covid 19 salgınından nasıl etkilendiniz?
Dünya etkilendi, biz kimiz ki...

İlk virüs çıktığında “Çin nere Türkiye nere” denildi ve açıkçası ciddiye alınmadı.

Ne zaman ölümler meydana geldi, insanlar evlerine çekildi.

Allah tekrarını yaşatmasın, hayat durdu resmen. Bizler de mağdur olduk. Ama yapacak da bir şey yoktu. Korona süresini en az hasarla atlatan işletmelerden biriyiz. Paket servisiyle müşterilerimize ulaşmaya devam ettik.

Kimse koronanın bittiğini sanmasın ve uyarılara mutlaka kulak versin.

Çünkü 2’nci bir dalganın faturası daha ağır olur.

Restoranlar denetleniyor tabii…
İş yerimiz rutin olarak Sağlık Bakanlığı’na bağlı özel ilaçlama şirketi tarafından ilaçlanıyor. Bizler de hassas davranıyoruz,; temizlik imandandır dimi ya...

Yeni bir şube açma niyetiniz var mı?
Yeni bir şube mi? Hayırlısı bakalım. İstiyorum tabi ama bu defa Anadolu yakasında Ben Erenköy’de doğdum büyüdüm. Onun için Kadıköy’de bir yer açma hayalim var. Tabi kısmet bu işler, bir bakmışsınız İskoçya’da dükkan açmışız.

Biraz da genel durumu değerlendirelim. Zor günler geçirdik. İçinde bulunduğumuz durumu nasıl görüyorsunuz?
Bu salgın bazı şeyleri değiştirecek gibi. Markete girebilmek için içeridekinin çıkmasını sabırla beklemek bizim pek alışık olduğumuz şeyler değildi. Korona herkese bir şeyler öğretti. Gerçi çabuk unutan bir toplum olduğumuz da aşikar. İsraf etmemeyi, paranın kıymetini, aileyi, bir olmayı, birlikte vakit geçirmeyi, sabrı, saygıyı yeniden fark ettik. Manevi değerlerimizi hatırladık. Dünya değiştikçe insanlarda değişiyor. Hepimiz teknolojinin esiri olmuş durumdayız. Bu işten en çok da yeni nesil zarar görüyor ve görecek gibi görünüyor.

Sanki bireysel anlamda insanların istenmediği, birebir muhattap alınmadığı, her şeyin sistemler üzerinden yürütüldüğü yeni bir sosyo-ekonomik yapılanmaya doğru gidiyormuşuz gibi. Katılıyor musunuz ?
Yeni bir çağ geliyor. Birileri düğmeye bastı resmen. İster ABD deyin, ister İngiltere deyin.

Yakın gelecekte belki de kağıt paralar da olmayacak. Zaten birçok şeyimiz “sanal” oldu.

İnsanları robot haline getirecekler. Kontrol altında olacağız, nereye gitsek ne yapsak takip edileceğiz.

Allah gelecek nesillerin yardımcısı olsun.

Sizce maske konusu abartıldı mı ?
Bilakis maske gerçekten çok önemli. Sosyal mesafenin de bu hastalıkta önemi çok fazla. Bizler selamlaşırken şapır şupur öpen milletiz. Sıcakkanlıyız. Ama artık bu süreç geçtikten tamamen atlatıldıktan sonra da tokalaşmanın, öpüşmenin daha az olacağı kanaatindeyim.

ÇOK TUTARLI BİR YAYIN ÇİZGİNİZ VAR
Başarılı bir gazeteci ve kebapçı olarak gazetemiz, Gazete Damga’yı nasıl buluyorsunuz? Değerli düşüncelerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

Gazetecilik habercilik yapmak artık daha zor. Eskiden gazete patronları “gerçek gazeteciydi...”

Şimdi artık öyle mi...

Bizler rahmetli Dr. Enver Ören abinin talebeleriyiz. Çok meşhur bir sözü vardır. “Gazeteciliğin kolay tarafı yoktur. Gazetecilik heyecan ve hareket mesleğidir. Gazetecilik memurluk değildir. Bu meslekte mesai ve gece gündüz mefhumları düşünülemez. Gazetecilik böyle düşünceleri bünyesinden atar...”

Eskiden bu akılla mesai yapılırdı.

Şimdiki gazeteler artık teknolojiye yenik düştü.

Yeni nesli yakalayamadılar.

İnşallah bunu siz yaparsınız...

15 yıldır süregelen ciddi bir başarınız var. Yayın çizginiz de oldukça tutarlı. Böyle devam etmenizi isterim.

Bu güzel gazete de bana da yer ayırdığınız için biz teşekkür ederim...

Röportaj: Sinan Yerebakan


Yorumlar (0)