Önder Bora: HIV konusunda önyargı var

Pozitif-iz Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Önder Bora, HIV konusunda yetersiz bilgi nedeniyle gereksiz önyargılar oluştuğunu söyledi. Bora, “HIV sosyal ortamda bulaşmaz. Yani okulda, işte, aynı evi paylaşarak, aynı tuvaleti paylaşarak bulaş olmaz. Bu nedenle hiçbir ayrımcılığa gerek olmaması gereken kronik bir durum, HIV pozitif kişilerin sosyal hayatlarını etkilemektedir” dedi

Röportaj 01.12.2021, 12:16 01.12.2021, 12:26 Burak ZİHNİ
Önder Bora: HIV konusunda önyargı var

Doksanlı yılların ortasından beri HIV aktivisti ve 2006 yılında Pozitif Yaşam Derneği’nin gönüllüsü olan Önder Bora, 1 Aralık Dünya AIDS Günü nedeniyle Damga'ya özel açıklamalarda bulundu.  Bora, yurt dışına yerleştikten sonra bir süre dernek çalışmalarına ara verse de Türkiye’ye döndükten sonra 2019 yılından itibaren Pozitif-iz Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve gönüllüsü olarak çalışmalara tekrar devam ettiğini söyledi. Danışmanlık, seminer, kapasite geliştirme ve farkındalık çalışmaları gibi konularda hizmet veren Bora, 2021 Temmuz ayından itibaren Pozitif-iz Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyor.


HIV nedir, AIDS nedir?

HIV, tedavi alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açan bir enfeksiyondur. İşte neden olduğu bu hastalıklar bütününe de AIDS deniyor. AIDS bir hastalık değil oluşabilecek tüm hastalıkların ortaya çıktığı bir evre, tablodur. ‘HIV pozitif’ 2 anlamda kullanılabilir, birincisi HIV testi yaptırıp testin pozitif gelmesi yani kişinin HIV ile enfekte olduğunun belirlenmesi, ikincisi ise bir kişiden bahsediyorsak HIV ile yaşayan kişi anlamlarına gelir.


HIV ve AIDS arasındaki fark?

Günümüzde çok etkili, kişilerin günlük hayatlarını etkilemeyen, yan etkisi olmayan ilaç tedavileri bulunmaktadır. HIV pozitif olmak kronik bir durumdur. Günümüzün bilimsel  şartlarında HIV’in tamamen vücuttan atılmasına olanak tanıyan bir tedavi henüz bulunmamaktadır. Ancak her gün düzenli olarak   ilaç kullanarak HIV baskılanır ve bu sayede kişi  herkes gibi sağlıklı bir yaşam sürdürür. HIV’in baskılanması neticesinde viral yük (yani kandaki HIV miktarı) belirlenmez seviyeye gelir. Buna Belirlenemeyen=Bulaşmayan (B=B)  denmektedir. Bu seviyede yani HIV’in baskılanmış olması durumunda HIV pozitif bir kişiden bir başkasına korunmasız cinsel ilişki yoluyla HIV geçişi olmaz. Bu sayede çiftler doğal yolla bebek sahibi olabilir ve HIV negatif bebekler dünyaya getirebilirler. Etkin ilaçlar sayesinde HIV tanısı alıp tedaviye başlayan kişi birkaç ay içerisinde B=B seviyesine ulaşır. AIDS ise tedavi alınmadığı durumlarda ortaya çıkan enfeksiyonlar toplamıdır. Bir kişi AIDS evresinde tanı alsa dahi tedaviye başlayarak sağlıklı bir yaşama dönebilir. Ama yine de her zaman erken tanı kişinin hiçbir sağlık problemi ile karşılaşmadan yaşamına devam edebilmesi için önemlidir.


HIV tedavi edilebilir mi?

1996’dan bu yana Dünya Sağlık Örgütü’nün kronik hastalıklar listesinde yer almaktadır. Kısaca, kronik bir durum olarak evet tedavi edilebilir, HIV vücuttan tamamen çıkarılmasa da herhangi bir kronik rahatsızlık gibi günde 1 kez 1 ilaç kullanımıyla HIV’in baskılanması sağlanmaktadır.


HIV pozitif kişilerin sosyal yaşamda yaşadığı zorluklar nelerdir?

HIV ile yaşayan kişilerin tıbbi sorunları olmadığı için yaşadıkları en büyük sorunlar sosyal hayattan kaynaklanmaktadır. HIV konusunda yetersiz bilgi sahibi olunması maalesef gereksiz önyargıları oluşturmaktadır. HIV zaten sosyal ortamda bulaşmaz. Yani okulda, işte, aynı evi paylaşarak, aynı tuvaleti paylaşarak bulaş olmaz. Bu nedenle hiçbir ayrımcılığa gerek olmaması gereken  kronik bir durum, HIV pozitif kişilerin sosyal hayatlarını etkilemektedir. İşe girişlerde HIV pozitif kişilere ayrımcılık uygulanmakta işe alınmayabilmektedir. Çalışan bir kişi ise durumunun öğrenilmesi durumunda işten çıkartmalarla karşılaşılabilmektedir. Ve en önemlisi sağlık hizmeti alırken ayrımcılığa uğramaktadırlar, HIV pozitif bir kişiye sağlık hizmeti sunmayı reddeden, ameliyatını yapmayan doktorlar maalesef hala bulunmaktadır. Yani HIV ile yaşayan insanlar yanlış ve kulaktan dolma eski bilgiler nedeniyle hak ihlaline maruz bırakılabiliyorlar.


Türkiye’de HIV ve AIDS ile yaşayanların sayısı ne kadar?

2020 verilerine göre tanı almış kişi sayısı 30 bin civarındadır. Ama önemli olan hiç test olmayıp durumunu bilmeyen kişilerdir. Bu da kabaca yaklaşık olarak 100 bin civarındadır. Batılı ülkelerde yeni HIV tanısı sayısı azalmaktayken ülkemizde son yıllarda yeni tanı sayısı yüzde 460 artmaktadır. Türkiye’de her iki buçuk saatte bir kişi tanı almaktadır.


AIDS'İN 3 TEMEL BULAŞ YOLU VAR

HIV’in bulaşma yolları?

3 temel bulaş yolu vardır. Bunlardan en yaygın olanı korunmasız cinsel ilişki yoluyla olanıdır. Kondomsuz ya da günümüzde kullanılmakta olan temas öncesi önlem ilaçları olan PreP kullanılmadan gerçekleştirilen her tür vajinal, anal ve risk skalasında en alt sırada yer alsa da  oral yolla HIV bulaşı mümkündür. İkinci bulaş yolu tedavi almayan gebeden, doğumda ya da emzirme yoluyla  bebeğe geçiştir. Bu iki bulaş yolu ancak kişinin HIV ile enfekte olduğunu bilmeyip tedavi olmadığı durumlarda söz konusudur. Tedavi alan HIV pozitif kişilerden korunmasız cinsel ilişki yoluyla ya da gebeden bebeğe geçiş olmaz. Üçüncü geçiş yoluysa kan nakli ve ortak enjektör kullanımı ile olabilir. HIV‘i çok erken dönemde tespit edebilen testler sayesinde ve ülkemizde kan ürünlerinin çok detaylı kontrolü sayesinde kan nakliyle geçişler artık pek görülmemektedir ve yine ülkemizde damar içi madde kullanan kişilerin sayısı az olduğu için bu yolla geçişe de az rastlanmaktadır.


DANIŞMANLIK HİZMETİ VERİYORUZ

Pozitif-iz Derneği'nin çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

Derneğimizin ana odağı HIV ile yaşayan kişilerdir. HIV ile yaşayan kişiler derken sadece HIV pozitif kişileri değil aynı zamanda yakınlarını da kapsamaktayız. Biz HIV pozitif kişilere, HIV ile yaşamayı normalleştirmeleri konusunda destek ve danışmanlık hizmetleri sağlıyoruz.  Gerek tıbbı, gerekse hukuki konularda, hakları hususunda bilgilendirmeler yaparak kapasitelerini geliştirmeyi amaçlıyoruz. HIV pozitiflere gerekli bilgi donanıma sahip olmaları amacıyla, kapasite geliştirme eğitimlerini konularının uzmanlarıyla veriyoruz. Öte yandan farkındalık çalışmaları yürütüyoruz. 

DİLEK BOZKURT

Yorumlar (0)