Sadettin Tantan: CHP özüne dönmeli

Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, nitelikli bir siyasi yelpaze oluşturulabilmesi durumunda köy köy dolaşarak insanların bilgilendirilebileceğini söyledi. Buna CHP'nin liderlik yapması gerektiğini belirten Tantan, "Kemal Kılıçdaroğlu’nun bazı söylemleri iyi ama halka dönmeli. Bir kere HDP ile ilişkisinin olmadığını açık ve net şekilde açıklayacak. PKK’nın Türkiye için tehdit olduğunu açıklayacak" uyarısını yaptı

Röportaj 29.11.2020, 20:53 30.11.2020, 12:44 Burak ZİHNİ
Sadettin Tantan: CHP özüne dönmeli

1941 yılında Sapanca’da doğan, Emniyet Genel Müdürlüğü, İstanbul/Bursa/Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı, Fatih Belediye Başkanlığı gibi koltukları hakkıyla doldurup ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz ile ters düşmesi sonucu 2002 yılında Yurt Partisi’ni kurarak Genel Başkanlığı görevini sürdüren Sadettin Tantan ile söyleştik. Bakmayın böyle unvanı uzun yazmış gibi olduk ama daha Türkiye Güreş Federasyonu Başkanlığı gibi atladıklarımız da oldu. Doğru, dürüst, adil, sözünün eri, devlet adamı, namuslu bürokrat ve siyaset adamı tanımlamasına birçok kesim tarafından örnek gösterilen üç kişiden birisinde yine onun adı geçer. İçişleri bakanlığı yaptığı dönemde emniyet içerisindeki FETO’cularla mücadele etti, Adnan Oktar’a o zaman operasyon çekti. 1994 yılında Refah Partisi’nin patlama yaptığı yerel seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan İBB Başkanlığını almasına karşın Tantan ANAP’ın adayı olarak Refah Partisi’nin oy ambarında büyük farkla Fatih Belediye Başkanlığı seçimlerini kazandı. Sonrasında adı 1999 yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için geçiyorken genel seçimlerde milletvekili olarak koalisyon hükümetinin İçişleri Bakanı oldu. Daha sonra genel başkan Mesut Yılmaz ile ters düşünce bakanlık görevinden alınması ile o ANAP’tan da istifa etti. Yurt Partisi 2002 seçiminde yaklaşık 300 bin oy (yaklaşık yüzde 1) almasına karşın sonraki seçimlerde pek başarı gösteremedi. Bu duruma ise Tantan, "Paramız yoktu, partimizi Türkiye’ye tanıtamadık" diyecekti. 1970’li yıllarda İstanbul’da yaptığı başarılı hayata dönüş operasyonları ile adından söz ettiren Saadettin Tantan bu günlerde Alaattin Çakıcı’nın mektubundan sonra yaptığı "Bir tas çorbaya insanları öldürmeye hazır bir sürü kişi var" açıklaması ile de gündeme geldi. Memleketi Sapanca’da ailesiyle vakit geçiren Saadettin Tantan ile yaptığımız söyleşiyi okuyup iyi analiz etmenizi umuyorum.

Sadettin Tantan neler yapıyor bugünlerde? Nasıl geçiyor hayatı?

Bu virüs günlerinde Sapanca’da bahçede kışlık sebzelerimizi ekiyoruz. Meyve ağaçlarımızı hazırlıyoruz, işte budamasından ilaçlamasına kadar öyle vakit geçiriyoruz. Dışarıya mümkün mertebe çıkmamaya gayret ediyoruz, virüsün tetiğinden dolayı. Aynı zamanda da bazı gazete ve televizyonlarda ülkenin geleceğiyle ilgili söyleşide de bulunuyoruz.

Gündemi yakından takip ettiğinizi biliyoruz, siz İstanbul Emniyet Müdürlüğü zamanında bakanlığınız zamanında birçok badireler atlattınız, mücadele verdiniz, Alaatin Çakıcı’nın Kılıçdaroğlu'na mektubunu ona verilen tepkileri nasıl yorumluyorsunuz?

Onlar Türk medyasını meşgul edecek kadar önemli şeyler değil, onları gündeme taşımaya da gerek yok. Yani bugün televizyon ve gazetelerde çok büyük bir cehalet var aslında baktığınız zaman. Bugün devletin arşivlerine baktığınız zaman Milli İstihbarat Teşkilatı kanunları içerisinde milli terör istihbaratı teşkilatı personellerinin yasal yetki ve sorumlulukları hepsi belirlenmiş bir vaziyette. İstihbarat teşkilatının yine kanununda MİT mensubu olarak adlandırılan ve kullanılan insanların bütün her şeyleri, sosyal hakları, özgürlük hakları hepsi belirlenmiş vaziyette. Şimdi bu devleti devlette bulunan hizmetleri falan filan şeylerin hepsi sahte. Bu konuda zaten çoğu kalemler de bunları yazıyor. İşin üzücü tarafı 19 yıldır ülkeyi yöneten bir iktidar bu tip halk tarafından bilinen insanlardan medet ummaya çalışması, bunları kullanması. Bu olay siyasetin ne kadar kirli ve kemiksiz olduğunu ortaya çıkarttı.

Bugünkü siyasi konjonktürü nasıl görüyorsunuz?

Bugün Türk siyaseti iktidar ve muhalefetiyle artık ülke yönetemediği, gerek ülkede gerek uluslararasında güven veremediği ortaya çıkmış vaziyette. Siyaset çok kirli ve açıkçası çok çıkarcı olduğu için de halkta yine de ülkemizde şu yönetsin diye bir talep de yok. Özellikle güvensizlik insanları kime oy vereceğim telaşına düşürmüş vaziyette. Ve üstüne üstlük alelacele Amerika’nın İngiltere’nin Fransa’nın Almanya’nın bu bölgedeki çıkarları geleceğini, halkını tehdit ettiği için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Avurpa’ya, Amerika’ya posta koyuyormuş gibi yaparken bir yanda her türlü hizmetinize hazırım ve hep ne istiyorsanız yapacağım diye ortaya çıkıyor olabilir. Aynı şekilde de PKK’lı YPG’li üst düzey yetkililer sahne aldılar eve bir çözüm süreciyle girmek için. Tayyip bey de CHP’yi hatta İYİ Parti’yi de siz PKK ile iç içesiniz der gibi onları da oyalamak istiyor. Hatta Fetullah Gülen’i de kullanıp Fetullahçısınız demeye çalışıyor. Yani siyaset ülkenin bu tehlikelere karşı bir araya gelip çözüm üretecek bir strateji geliştireceğine o kadar kısır ve vizyonsuz ki halkı aldatarak kendince statülerini korumak istiyor. Kendi statüleriyle yine mecliste olabilmek yine söz sahibi olabilmek yine halkı aldatmak başka bir şey değil.

15 Temmuz’u nasıl değerlendiriyorsunuz?

15 Temmuz açıklığa çıkmadı. 15 Temmuz araştırılmasın, açığa çıkmasın diye iktidar ve parlemento o konuda görevini infaz etti, infaz etmedi kapattı adeta. 15 Temmuz, Tayyip beyin kulaklarını çekmek için yapıldığı gibi izlenim ortaya çıkıyor. Zaten silahlı kuvvetlerin Balyoz, Ergenekon'da içinin boşaltılması ve çökertilmesi bir projeydi. Onda Batı muvaffak oldu. Orada iktidar da muhalefet de taşeronluk yaptı. Şimdi artık Türk halkının bu taşeronluğu bıraktırması gerekiyor.

Bu kısır döngüyü nasıl açacak Türkiye? Böyle mi gidecek?

Halkla beraber açılacak. Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olarak siyaseti birleştiremezse, muhalefetle beraber bir proje geliştiremezse, halkı arkasına alamazsa, PKK’nın hücreleri büyük şehirlerde kaos eylemi yaparsa Türkiye içerden ve dışardan yoğun bir tehdit ile karşı karşıya ve hatta saldırıyla karşı karşıya kalabilir. Eğer Recep Tayyip Erdoğan kendi hanedanlığını ve statüsünü korumak için bu güçlerin tehdidine karşı her şeyi vermeye kalkarsa organize suç örgütleriyle ve terör örgütleriyle masaya oturursa bu Türkiye’yi ve ülkenin geleceğini acayip tehdit eder ve Türkiye’nin parçalanmasını da beraberinde getirir. Burada da tabi büyükşehir belediye başkanlarına da büyük görev düşüyor. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olduğunu söylemleri ve eylemleriyle göstermesi gerekiyor.

Mesela ne gibi eylem yapabilir? Elinden geldiğince muhalefet yapıyor aslında Ekrem bey muhalefet lideri gibi muhalefet yapıyor.

Muhalefet lideri gibi değil. Halkı kazanmak adına yapması lazım. Muhalefet yapmayacak, İstanbul halkını arkasına alacak. Nasıl alacak? Yıllarca İstanbul’un bütün gelirlerini adeta legal ve illegal anlamda kendi ve yandaşlarına, sivil toplum örgütlerine soyan, soyduran bir yapı var. Bu yapı açık ve net gözüküyor. Bu konudaki belediyenin arşivleri haykırıyor. Süratli bir şekilde bu konularının üzerine gidecek bu konuları bilecek namuslu, düzgün, araştırmacı, hukukçu ekipler oluşturması lazım. O ekipler aracılığı ile bütün bu dosyaları halka paylaşarak mahkemelere götürmesi lazım.

İmamoğlu’nun söylemde bunları söylediğini ama hukuka yansıtmadığını mı söylemeye çalışıyorsunuz?

Eyleme dönüştürmesi gerekiyor. Belediyenin içerisinde AKP’nin militan kadroları hala AKP’ye hizmet ediyorsa orada söylem geçerli değil eylem önemli. Ben İmamoğlu’nun da bu şekilde çevrelendiğini düşünüyorum. Çünkü İmamoğlu çok iyi niyetli ve samimi, iyi bir ailenin ferdi ve temsilcisi. Gelecek planları İstanbul’u sahiplenerek gelişebilir. İstanbul’u sahiplenemezse gelecek planlarının hepsi boşa çıkar.

Peki Mansur Yavaş’a ne diyorsunuz?

Mansur Yavaş 3-3.5 milyonluk bir şehre hitap ediyor, İmamoğlu 20 milyonluk bir şehirde ve kadrosu Mansur Yavaş’tan çok yüksek. Ankara’da Mansur bey onları yapabiliyor ama bugün Melih Gökçek’in dosyalarını daha adalete ne kadar götürdüğü belli değil. Yani burada önemli olan iki büyükşehir belediye başkanı bunu yaparsa zaten AKP’nin örgütlü suçun alt kadroları bütün çıplaklığı ile ortaya çıkar. Çünkü bugün Türk Siyaseti örgütlü suç derebeylerinin ellerine geçtiği için halk kıpırdayamıyor. Halk nefes alamıyor, boğuluyor ve cahilleşiyor ve yalnız bırakılıyor. Bugün cemaatlerin büyümesi egemen olması bundan kaynaklanıyor.

Devlet Bahçeli ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Az önce söyledim Amerikan milliyetçileri diye bir projenin parçası oldu. Artık onun söylemlerine bakmaya hiç gerek yok. Onun davranışlarına falan bakmaya gerek yok. O kendini iç kamuoyunda tamamen yıpratmış bir vaziyette.

İYİ Parti ile MHP’nin birleşme durumu olabilir mi?

Onu bilemem şimdi. Meral hanım halk nezdinde partisini bir anda parlementoya soktu, halk onu sevdi ama son zamanlarındaki söylem ve eylemleri özellikle kendi iç partisindeki çatışmalara liderlik yapamaması onda da birtakım soru işaretleri başlattı. yani neden böyle yapıyor diye. Onun taban oluşumunda MHP’den tavsiye edilmiş birtakım siyasetçiler olduğunu görüyoruz. Onlar birleşir mi birleşmez mi onu bilemem.

Sözlerinizde medyadan rahatsız olduğunuzu gördüm tabi medyanın durumu da biraz iktidarla bağlantılı. İktidarın medyanın yüzde 93’ünü satın aldı. Türk medyasının yüzde 95’i bültencilik yapıyor. Buna ne yapmak lazım?

Şuanda Türk medyasının yapacak bir şeyi yok. Nitelikli bir siyasi yelpaze oluşturabilirsek, biz köy köy dolaşarak insanları bilgilendireceğiz.

Bunu Yurt Partisi olarak mı yapacaksınız?

Yurt Partisi olarak yapmak istiyoruz ancak ben isterim ki Cumhuriyet Halk Partisi liderlik yaparak ortaya çıksın. Şuanda Kemal Kılıçdaroğlu’nun bazı söylemleri iyi ama halka dönmeli. Halka nasıl dönecek? O partiyi kuran başta Mustafa Kemal Atatürk’ün felsefesini alacak, aynı ayaklar üzerine inşaa edecek CHP'yi. Bir kere HDP ile ilişkisinin olmadığını açık ve net şekilde açıklayacak. PKK’nın Türkiye için tehdit olduğunu açıklayacak.

HDP'ye oy verenler halk değil mi?

HDP'ye oy verenler, iktidarın yanlış uygulamaları sonucu ve PKK'nın korkusu ile oraya yönlendirildiler. Bir de yabancı sevgisi var. PKK bir taşeron örgüt. ABD'nin bu örgütü kullandığı ortada.

Türkiye'nin dış politikası ne durumda?

Türkiye'nin AB'ye artık ihtiyacı yok. Bugün ne yazık ki AB ülkeleri Avrupa'daki Türk kimliğini yok etmeye çalışıyorlar. PKK'nın bir terör örgütü olmaduğunu bilmelerine rağmen bunu görmezlikten gelmeye devam ediyor.

Amerikan Başkanı seçilen Biden'ı nasıl buluyorsunuz?

Amerikan derin devletinin adamı olduğu belli. Trump'ın yaptığı hataları yapmaması için getirildi.

Yurt Parti'nin şu anki durumu nedir? Yeni kurulan partilerle işbirliği yapar mısınız?

Yeniden yapılanıyoruz. Yeniden kurulan partilere gelince bir araya gelmemiz son derece zor.

TÜRKİYE ÇÖKERTİLİRKEN HİÇ SES ÇIKARMADILAR

Bu cemaatlerden ülke çok çekti ve hala da gündemdeler. Peki siz iktidarın alternatifi olarak, sayın Erdoğanın alternatifi olarak kimi görüyorsunuz? Parti içerisinde mi bir şey çıkar yoksa bu yeni kurulan partilerde bir gelecek görüyor musunuz?

Onlar efendim hepsi örgütlü suçun derebeyleri. Türkiye emperyalizmin baskısı altında yağmalanırken ikili anlaşmalar ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde genişletilmiş bir Ortadoğu projesi Türkiye’yi çökertirken her şeyi biliyorlardı ve ses çıkarmadılar. Irak’ta olanları okuyamadılar okutmadılar. Suriye halkı daha düne kadar bizimle iç içeydi ve neredeyse Suriye yönetimi bizimle birleşme arifesindeydi, Suriye bize düşman edildi. Doğu Akdeniz Havzasında Türkiye büyük bir güçtü. Birçoğu yanlış politika uyguladı. Mavi Marmara olayı gibi. Böyle binlerce olay var. Yani Libya'nın yok edilmesi de bizim elimizle sağlandı. Yani Mısır'da Müslüman Kardeşler Örgütü'nün iktidara taşınması ve yok edilmesi ve hala onun kullanım aracı olarak kullanılması yine bizim sayemizde yapıldı. Artık birtakım gerçekleri görmek gerekiyor. Onlar Türkiye’nin önünü asla açamazdı. Bugün Türkiye’nin önünü nitelikli, namuslu, dürüst, vatanperver, cumhuriyetçi insanlardan oluşan bir siyasi parti açabilir. Bizde bunu onurlu bir biçimde yapmak için bu kadar uğraşıyoruz. Yıllardan beri Türkiye’yi bu şekilde yalnızlaştıran çökerten içten ve dıştan kim gelir diye baktığımız zaman Amerikan milliyetçileri Amerikan solcuları Amerikan dincileri olduğunu görüyoruz. Artık Türk milliyetçilerinin Türk solcularının Türk dincilerinin ortaya çıkıp bir araya gelmesinde büyük bir fayda var.


YAPAMADIK ÇÜNKÜ  PARAMIZ YOKTU

Sizin Yurt Partisi’ni kurduğunuzda aslında bir heyecan yarattınız ülkede ve bir çıkışınız oldu ama sonra pek bunun devamı gelmedi ve puanda partinizin durumu nedir, neden böyle oldu?

Biz yapamadık çünkü paramız yoktu. İnsan kaynağımız yoktu. O gün AKP ve CHP vardı projede, o proje içerisinde insanlar ikiye ayrılmıştı. AKP ve CHP diye, üstüne bir şey koyamadılar aslında. DP ile MHP parlemento dışı bırakıldı ve büyük bir projeydi burada ve halk isteyerek oy vermedi. Halk geçmiş iktidarların yanlışlarından bıktığı için bunlar eli yüzü düzgün namuslu insanlar namaz kılıyorlar aldatmacasıyla bunlara oy verdi. Bunlarda yasakları ve yoksulluğu ortadan kaldıracağız diye geldiler. Şimdi yoksulluğu geniş halk kitlelerine yaydılar ve halkı fakirleştirdiler, insanları cahil bıraktılar. Yasakları kendileri uyguluyorlar yani hukuk devletini ortadan kaldırıyorlar. Özgür konuşma dilini ortadan kaldırdılar.

Saadettin Tantan kimdir?

1 Ocak 1941'de Sakarya Sapanca'da dünyaya geldi. Polis Enstitisü ve Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme bölümünü bitirdikten sonra Bursa İş İdaresi Enstitüsü'nde master yaptı ve İngiltere'de dil eğitimi gördü. 1966'da komiser yardımcısı olarak göreve başladığı Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatında, Eskişehir, Bursa ve İstanbul'da Narkotik ve Asayiş Şubelerinde çalıştı. Giresun ve Tekirdağ'da İl Emniyet Müdürlüğü yaptı. Görevleri esnasında enerjik çalışmaları ve dürüst kişiliği ile ismi duyuldu ve takdir topladı. Aynı zamanda, 1980-1990 yılları arasında, İstanbul Güreş İhtisas Kulübü Başkanlığı, Aralık 1991 ve Aralık 1993 yılları arasında da Türkiye Güreş Federasyonu Başkanlığı görevlerinde bulundu. 1990-1994 yıllarında Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu İstanbul Bölge Başkanlığı yaptı. 1994 yılında emekli oldu ve ANAP'tan siyasete adım atarak Fatih Belediye Başkanı seçildi. 18 Nisan 1999 seçimlerinden önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına adaylığı gündeme geldi. Ancak daha sonra milletvekilliğine aday gösterildi ve TBMM'ye 21. Dönem İstanbul milletvekili olarak girdi. DSP-MHP-ANAP koalisyonunun kurduğu 57. Hükümette İçişleri Bakanı olarak görev aldı. İçişleri Bakanlığı döneminde büyük çaplı yolsuzluklara karşı başlattığı operasyonlar kamuoyu gündeminde yer etti, ilginç operasyon kod isimleri hafızalarda kaldı. 2001 yılı Haziran ayında İçişleri Bakanlığı görevinden alınmasını takiben önerilen Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanlığı teklifini kabul etmedi ve partisinden istifa etti. Ocak 2002’de Yurt Partisi ni kurdu ve 25 Ağustos 2002 tarihinde yapılan Olağanüstü Kongresi'nde Genel Başkanlığa seçildi. Evli, 6 çocuk ve 5 torun sahibidir.

Röportaj: Mehmet Mert

Yorumlar (0)