Uranyen Astrolog Arzu Erkan: İyi ekenler iyi biçecek

Uranyen Astrolog Arzu Erkan, "Gün gelecek Covid-19' a teşekkür edeceğiz ve bu çok uzak bir zaman değil" dedi. "Doğa kendine geliyor" diyen Erkan, "İnsanlar kendi içlerine dönerek kendileri ile hesaplaşıyor ve içsel temizlik yapıyor. Hasat zamanındayız. Herkes ektiğini biçecek. İyilik eken, iyilik biçecek. Nifak eken, nifak biçecek ve bedel ödeyecek" ifadelerini kullandı.

Röportaj 01.05.2020, 08:28 01.05.2020, 08:34 Burak ZİHNİ
Uranyen Astrolog Arzu Erkan: İyi ekenler iyi biçecek

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Ana Sanat Dalı mezunu, Sosyolog, Uranyen Astrolog, Ton TV program sunucusu, Aile Danışmanı ve Tutkum ekibi ile ( tüm ekip kadınlardan oluşuyor) "Barışa Yelken Açmak" sloganı ile Atatürk'ün Samsun'a çıkışını kutlamak için yelken açan Cumhuriyetçi, on parmağında on marifet bir kadın Arzu Erkan... Kendisi hakkında ve 2020 gökyüzü haritasının getirdikleri üzerine konuştuk.

Arzu hanım bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
1964 İstanbul’da doğmuş bir yengeç burcuyum. Yükselenim Akrep , Ayım da Kova burcunda… Kendimi böyle tanımlayabilirim, astrolojik olarak. Aşağıdaki sorulara yanıt verdikçe neden kendimi tanıtmaya böyle başladığımı anlayacağınızı umuyorum. İlkokul yıllarımın tamamı Bale ve Pendik Yat Kulüp de optimist eğitimi ile geçmiş bir çocukluk. Şimdi bunu buraya neden yazdığımı sorguladığınızı duyuyor gibiyim. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İçmimarlık Ana Sanat Dalından mezun oldum. Tabiki sırada ne olabilir. Toplumsal kurallar gereği. İş hayatı ve evlilik. Dünya tatlısı, Saint Benoit Lisesi mezunu (O bir "francophone") ve Klinik Psikolog olan bir kızım var. 35 yıl Mimarlık sektöründe önce kurumsal çalıştım. Bu 35 yılın son 10 yılında, kendi tasarım ve üretim firmamı kurdum. Bu firmada, Spesifik Ana okulları ve Çocuk Oyun Grupları tasarım ,üretim ve uygulamasını yapıyordum. Malum Türkiye ekonomisinin krizlerine dayanamadığım için 2009 yılında şirketimi kapatmak zorunda kaldım. İşte o yıl 2009 benim hayatımın dönüm yılı oldu. Yıllarca emek verdiğim, başarılarla dolu işim bittiği için zor günler başladı. İnsan böyle bir döneme girdiğinde, içe dönmek istiyor ve yaşamı sorgulamaya başlıyor. İşte tam böyle bir zamanda , Göz doktoru komşum Fransa da Kundalini Yoga eğitmen eğitimi almıştı ve bana 'ilk öğrencim olur musun' dedi. Derslere bir hevesle başladık. Derin meditasyonlar ile ilk spiritüel gelişimim başladı. Bu arada bir gün bir Astroloji seminerine gittik hocamla beraber. O ayki gökyüzü konumunun genel etkileri anlatıldı.

Yepyeni sıfırdan bir hayat
Öyle bir etkilendim ki… Sanki yıllardır duymak istediğim bilgilerdi bunlar. “peki, bunların bize etkisi nasıl olacak” dediğimde, Doğum Haritanızı analiz ettirebilirsiniz dediler. Hemen randevu aldım ve haritamın analizinde Astroloji öğrenmem gerektiği bilgisi geldi önüme.

Öner Döşer Hocam ile bir açılışta tanıştım. İşte ilk başta yazdığım kendimi tanımlamam da tam bundandır. “Hemen bu eğitime başlayın, teknik öğrenin, öngörüleriniz çok isabetli olur" demişti.

Astro Art Astroloji okulunda 2010 -2012 de temel ve ileri seviyeyi bitirdim. 2012 Haziran da Çanakkale ye göç ettim. Yepyeni bir çevre, yepyeni, sıfırdan bir hayat…

2013 Ocak da Dardanel Medya Ton Tv, Astroloji programı yapmamı istediler. Arzu Erkan ile Astroloji… Karasal ve internetten yayın yapan bir kanaldı o zamanlar. 2015 de İstanbul Üniversitesi Auzef Sosyoloji ye ikinci üniversite kapsamında kayıt oldum ve 2015'e kadar Çanakkale de açılan Tepe Home mağaza müdürlüğünden sonra Ayak bileğim kırılınca tekrar İstanbul a ailemin yanına geri döndüm. 2 ay kıpırdamadan yattıktan sonra, alçıyı çıkarır çıkarmaz, Anti-Gravity Yoga ya başladım. Ruhuma ve kırık ayağıma o kadar iyi geldi ki.. Hiçbir fizik tedavi almadan ayağım şifalandı. Baktım, bu harika yoga beni şifalandırdıysa, ben bununla başkalarını da şifalandırabilirim diye düşündüm ve eğitmenlik eğitimi aldım.

Uranyen Astrolog Arzu Erkan

2017'de Çanakkale'ye döndüm

Astroloji öyle derin bir kuyu ki, derinlerine daldığınız zaman vurgun yemiş gibi olursunuz. Daha derine, daha derine… Akrep burcu buz dağının görünen kısmı ile ilgilenmez. Dipteki görünmeyen kısmıdır onu çeken. Ben de bir yükselen Akrep olarak, 2016'da Klasik Astroloji bana yetmemeye başlayınca, Sevilay Eriçdem ile Uranyen Astroloji eğitimine başladım, Temel ve ileri seviye ile 2 yıl daha eğitim aldım. Bu arada katıldığım yurt içi ve yurt dışı seminerler ile Astrolojinin farklı alanlarında da uzmanlaştım. 2016 da Astroloji, Yoga ve Sosyoloji derken, WHO'nun onayladığı tek Alternatif tıp yöntemi olan, kozmik şifa uygulayıcı eğitimi aldım. 2017'de donanımlı olarak Çanakkale’ye geri döndüm. Tekrar TONTV de Arzu Erkan ile Yaşama Dair programı ile yayın hayatıma geri döndüm. Program Astrolojinin de içinde olduğu sosyal ve toplumsal konularda değerli konuklarımla birlikte, bilgilendirme içerikli bir yayın oldu. Bir programıma konuk ettiğim çok eski arkadaşım Ceyda Güleçyüz ve Tutkum teknesinin sahibi ve kaptanı Neşe Hasipek ile 3 kadın olarak yelken ile yaptıkları Adriyatik seyirlerini anlattık. Bu program Benim yeniden yelkene geri dönmemi sağladı. Çünkü Bodrum-Doğu Akdeniz ve Kıbrıs rotasına beni de davet ettiler.

Bu ilk yelken maceramızdı
2018-2019 da ben yine öğrenme açlığı ile, Astroloji ve Sosyolojiyi birlikte tabanda kullanmak amacı ile Çanakkale On sekiz Mart Üniversitesinden bir yıl süren aile danışmanlığı eğitimi aldım.

2018 yılında tekrar çocukluğumda Optimist ile eğitimine başladığım Yelkene geri döndüm. Tutkum teknesinin sahibi ve kaptanı olan Neşe Hasipek ve İkinci kaptanımız Ceyda Güleçyüz ile tüm ekibi kadın olan tekneye Girne den katıldım. Girne Türkiye arasını ,55 mili 9 saat yelken ile geçtik. Bodrum'a kadar limanlara uğradık. Buralarda halkın ve Belediye Başkanlarının yoğun ilgisi ile karşılandık. Bu ilkiydi yelken maceramızın. Sloganımız “Barışa Yelken Açmak” oldu . Bu serüvenimizi tüm ekibin yazdığı bir kitap ile taçlandırdık. Yakında raflardaki yerini alacak.

2019 da Atamızın Samsun a çıkışını kutlamak için yine yelken ile gidiş dönüş 72 gün süren bir yolculukla Bodrum dan Samsun a gidildi. Ben bu rotada Bozcaada ve Şile arası katılabildim.

Son 5 yıldır Profesyonel yaşantıma, Mimarlık ve inşaat sektöründen, Uranyen Astroloji ve Aile Danışmanlığı alanlarında, Sosyal Medya Hesaplarım; Facebook,İnstagram ve Youtube Arzu Erkan ile yaşama dair hesaplarımdan devam etmekteyim.

Astrolog yönünüz bugün bazı sorularımıza cevap verecek, bunun için şimdiden teşekkür ederiz. Arzu hanım Türkiye'nin doğum tarihi olarak baktığınız zaman; Türkiye'nin burcu ve yükseleni nedir?
Türkiye'nin 29.10.1920 saat 20.30 (bazıları 20.00 olarak da alıyor) Ankara olarak aldığımızda güneşi Akrep, Yükseleni Yengeç , Ay İkizler burcu. Akrep ve Yengeç ikisi de sessiz ve ikisi de su grubu burcudur. Güneş ülke astrolojisinde, Başbakan, kabine bakanları, hükümdar ve otorite figürlerini anlatır. Türkiye’nin güneşi Akrep olduğu için çoğu devlet başkanlarımızın burcu akreptir.

Akrep burcu, sessiz ama derinden hareket eder. Duygularını kesinlikle dışarı yansıtmaz. Türkiye’nin güneşi 5. Evde Akrep burcunda. Başta Atamız olmak üzere, Ülkemizin devlet başkanlarından 1 Kasım 1924 Süleyman Demirel, . 6 Kasım 1947 Mesut Yılmaz, 29.Ekim doğumlu Necmettin Erbakan. Yani Güneşleri ,Türkiye'nin güneşi ile aynı evde. 28 Mayıs 1925 Bülent Ecevit ikizler burcundan. Türkiye'nin Ayı ikizler demiştik ya yani halkın adamıydı.. 26 Şubat 1954 Recep Tayyip Erdoğan Balık burcu. Balık burcu Türkiye haritasının 10. evi. Yani Cumhurbaşkanımızın güneşi Türkiye haritasının 10. evine düşüyor. Burası da Başbakan ve/veya Cumhurbaşkanını göstermekte.

Ay burcu İkizler ise “halkı, kadınları, kalabalıkları ve kamuoyunu” ifade eder. Ülkemizde kadınların geri planda kalmasının nedeni Ayın haritanın 12. Evinde kalmasıdır. 12. Ev görülmeyen, göz önünde olamayan, geri planda kalan, gizlenmiş alandır. O yüzden Meclis de yıllarca kadın vekil olamadı ve şu anda parmakla sayılacak kadar az.

Uranyen Astrolog Arzu Erkan

Peki bunu 2020 yılına uyarlarsak gökyüzü haritası bize Türkiye ile ilgili neler söyler?
İçinde bulunduğumuz pandemi insanoğlunun yok olma tehlikesi ile yüz yüze kaldığı bir süreç. Türkiye çok özel bir coğrafyada bulunuyor. Ülkemizin Astrolojik haritasında var olan mistik dörtgen dediğimiz bir açı kalıbı var. Bu açı kalıbı ilahi sistem tarafından daima korunacağı anlamına gelir. Birinci dünya savaşında halkından başka hiçbir şeyi olmayan bir ülke, Atatürk gibi bir dünya lideri çıkarıp, yoktan var etmiştir ülkemizi. Yukarıda söz ettiğim gibi kadınlar geri planda kalmışlar, fakat savaşın yönünün değişmesinde çok büyük rol oynamışlardır. Örneğin; savaşta kucağında sekiz aylık bebeği ile savaşırken, ağlayınca bağrına basan ana, bebeğinin boğulmasına neden olur ve oracıkta vatanı için bebeğini feda eden Tayyibe Hatun, elindeki bayrak ile üzerini örter.

Bodrum'u savunan Ümmüşen Hatun, Erzurumlu Nene Hatun, bu Hem şehrim İnebolulu Şerife Bacı…yine çocuğu ile savaşan bir hatun… Bir subay bağırır, 'hey hemşire şu çocuğu sarsana yorgana , mosmor olmuş yavrucak, donuyor' demiş. “Görmez misin yağmur var fişekler ıslanmasın bozulmasın diye serdim üstlerine. Bir silah bize bugün asker kadar gerekli. Islanması fişekler, yanmam çocuk ölse de” der..

2020 yılı için geçmiş dönemlerden bir arınma yılı diyor bazı astrologlar, bu konuda sizin görüşünüz nedir?
Meslektaşlarıma katılıyorum. 2020 karma yılı. Uzun yıllardır 10 01.2020 de Oğlak burcundaki güneş tutulmasını bekliyorduk. Sloganı şuydu tutulmanın…"Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" Plüton, Satürn, Oğlak burcunun 22 derecesinde güneş ile kavuşumda idi. Plüton yok olmayı, yıkımı ve yeniden yaratımı anlatır. Ama önce yıkım… Yok olmak, bedel ödemek ve yeniden küllerinden doğmayı (Satürn) anlatır. Makro Kolektif olarak baktığımızda, Tüm dünya ülkeleri, geçmişte yaptıkları sömürgecilik, toplu katliamlar, hayvanlara yapılan eziyetler, doğada yapılan katliamlar ve göçmenlere yapılan eziyetlerin bedelini ödemekteler. Mikro bakış açısı ile hepimiz evlerimize kapandık. Kim kiminle nerede kalması gerekiyorsa orada onunla kaldı. Evlerimizi temizliyoruz ,düzenliyoruz. İlişkilerimizle yüzleştik. Birbirimizi ne kadar gerçekten sevdiğimizin farkına vardık ya da gerçekten sevmediğimizin. İlişkilerde sümen altına atılan tüm sorunlar gün yüzüne çıkmaya başladı. Aile danışmanlığında, boşanma aşamasına gelen çok fazla danışan çift var. Yapılan bir araştırmaya göre hane içlerinde cinsel taciz,tecavüz ve ensest ilişkinin %40 arttığı ortaya konuyor. Bununla birlikte pandemi yüzünden ayrı kalan gençler ,bir arada olmak için maskelerle iki şahit ile nikah yapıyorlar. Burada benim en çok üzüldüğüm kesim. 65 yaş üstü…


2025 Kova çağına geçeceğiz
Yapay zeka dönemi başlıyor. 20 yıl önce internet ile başlayan bu süreci hep ret ettiler. Bu süre içinde bir şekilde idare ettik onları, bizler taşıdık. Fakat sistem çok acımasız. Onların gönül rızaları ile bu duruma ayak uydurmamalarını, evlere kapatarak sistem dışı bıraktılar. Ben 83 yaşında iken halama 6 ay usanmadan yılmadan sosyal medyayı kullanmayı öğrettim. Şu an 87 yaşında ve onu hayata bağlayan en önemli olgu oldu. Görüntülü konuşabiliyor. Sosyal medyayı çok aktif olarak kullanıyor. Fakat o azmetti ve öğrendi. Şimdi tek başına olduğu halde mutlu. Bunu ret edenlerde ise 40 günü geçen süreç içeresinde psikolojik sorunlar baş göstermeye başladı.

Bizler, Plüton başak kuşağı olarak, ebeveynlerine hizmet eden son jenerasyonuz. Elimizden geleni yapıyoruz ama onları kurtarabilecek miyiz bilemiyoruz. Büyüklerimizden uzak kalmamız çocuklarımızın geleceği için ürküyor beni. Çünkü gelenek göreneklerini onlarla öğrenir insanoğlu. Toplum olmak Atalardan gelir. Kökleri ile var olur bir aile. Toplumun temel taşıdır. Kökleri olmayan bir toplum, dümeni olmayan yelkene benzer. Sürüklenir durur. Ana yelkenin iskotaları olmadan rüzgarı dolduramazsın. Yelken dolmadı mı, hedefine ulaşamazsın. Oradan oraya savurur seni.

Yaşlılarımıza sahip çıkarak, ellerini bırakmadan onlarla birlikte taşıyabildiğimiz yere kadar taşımalıyız. Yok olmalarına seyirci kalamayız. Bu arınma sürecinde yeniden var olma yolunda, verdiğimiz kayıpların acılarını kalplerimizde saklayarak, yeni dünya düzenine öncelikle ruh sonra beden sağlığımızı güçlendirerek hazırlanmalıyız.

Gezegenler 2020 finans dönüşümleri kişileri ve toplumu nasıl etkileyecek? Mesela 2020'de dolar ne durumda olacak?
Para sisteminin değişeceğini de öngörüyorum. Kağıt para yerine bedenlere konulacak cipler ve plastik paralar gündeme gelecek. O yüzden 65 yaş üstü sistem dışı bırakılıyor. Parayı, Finans konusundaki uzmanlara danışmak gerek. Kaan Sarıaydın… Ekonomist ve Metasoph. Bu konu ile ilgili mutlaka takibe almanızı öneriyorum.

2020'den en çok etkilenen ya da en az etkilenen burç hangisidir?
En fazla Oğlak, Yengeç, Akrep, Yay, Boğa,İkizler

Astroloji ile geleceği görmek mümkün müdür? Matematik biliyor musunuz?
Astrolojinin ilk sorusudur. Çünkü Astroloji özellikle uranyen astroloji, tamamen Matematik bilimine dayalı bir ilimdir. Formüllerle yaptığımız hesaplamalar sonucunda haritayı okuruz. Dolayısı ile tamamen rasyonel verilere dayanarak yaparız. Burada çıkan sonuçları danışanımıza seçim yasasını da hatırlatarak anlatırız. Elde ettiğimiz değerler ile gün ay ve yıl olarak nokta atışlı öngörüler yaparız. Verdiğimiz tarihler eylem anını gösterir. Danışan profilimde, doktorlar, Avukatlar, Psikologlar, psikiyatrları ve iş insanları bulunmaktadır.

Herkesin merak ettiği sorulardan bir tanesi de 2020 yılı başladığı gibi felaketle mi bitecek?
Bana göre, Ekrem İmamoğlu Başkanımızın kullandığı slogan 2020 yi çok iyi tanımlıyordu. “Herşey çok güzel olacak.” Gün gelecek Covid-19' a teşekkür edeceğiz ve bu çok uzak bir zaman değil. Doğa kendine geliyor. Her yer sokaklar, caddeler, evler köpüklerle temizleniyor. En önemlisi insanlar kendi içlerine dönerek kendileri ile hesaplaşıyor ve içsel temizlik yapıyor. Hasat zamanındayız artık. Herkes ektiğini biçecek. İyilik eken, iyilik biçecek. Nifak eken, nifak biçecek ve bedel ödeyecek. Herkesin felaketi kendisiyle.

YERYÜZÜ NE İSE  GÖKYÜZÜ DE ODUR
Covid-19 Türkiye'de kalıcı hasar bırakacak mı? Gökyüzü haritası bu konu hakkında ne söylüyor?
Kalıcı Hasar derken… Tüm dünyayı değiştiriyor. Bir tek ülkemizi değil. Kalıcı hasar demeyelim. Kalıcı düzen değişikliği diyebiliriz buna. Yeryüzü ne ise gökyüzü de O'dur. İnsanoğlunun büyük farkındalığa ulaşması gerekiyor. Dünyaya verdiği zararı derhal fark edip, eski düzenini yok etmesi gerekiyor. Covit19 u besleyen korku olgusunun yerine, ilacı, şifası olan sevgiyi koyması gerekiyor. Artık bireysel çıkarlar değil, hep birlikte kolektif olarak hareket etmek gerekiyor. Olanın, olmayanla paylaşması gerektiğini söylüyor. İnsanın merhamet ve şefkat gösterebilmesi için önce kendine bu erdemleri uygulaması gerekir. Öyle diyor gökyüzü..

GEÇİŞ DÖNEMİ NESLİYİZ
Bu yıl kaç tutulma yaşanacak? Bu tutulmalardan kişiler ve toplum olarak nasıl etkileneceğiz?

Tutulmalar ne kadar çok ise hayatımıza o kadar çentik açarlar. Özellikle de döngü tutulmaları ise. 2012 den beri süre gelen değişim fırtınasının son tutulmaları diyebilirim. Döngü kapanıyor. Yani ortaçağdan, Yeniçağa geçiş gibi düşünebilirsiniz. Bizler şanslı mıyız, şanssız mıyız bu tartışılabilir tabii…Geçiş dönemi nesliyiz. 6 adet tutulma var bu yıl. Bir tek 10 ocak tutulmasını yaşadık daha. Martta korona geldi başımıza. 10 0cak 2020 Oğlak, Ay tutulması, 5 Haziran Yay, 26 Şubat 1954 Ay Tutulması, 21 Haziran Yengeç, Güneş Tutulması, 5 Temmuz Oğlak Ay tutulması, 30 Kasım İkizler Ay tutulması, 14 Aralık Yay Güneş tutulması... Tutulma etkilerini, online seminerler yaparak anlatıyorum

BÜTÜN HAYATIMIZ  DEĞİŞİME UĞRAYACAK
2020 kişileri nasıl etkileyecek?

Öncelikle Yaşam biçimlerimiz değişecek. Yukarıda da söylediğim gibi, “Her şey değişecek." Yaşam biçimlerimiz değişecek. Yani yaşadığımız mekanlar öncelikle. Hastaneler, restoran, kafe, barlar, oteller, pansiyonlar, sinemalar, AVM'ler, okullar, toplu yemek alanları, plazalardaki ofis sistemleri, mağazalar ve evler... Artık eskisi gibi dip dibe yaşayamayacağız. Temiz hava şart olacak. Dolayısı ile tüm bu yukarıda saydığım mekanların üsteleri açılacak ve /veya temiz hava sistemine göre tüm mekanlar ve mobilyaları yeniden tasarlanacak.

RÖPORTAJ: DİLEK BOZKURT


Yorumlar (1)
ceyhun 3 ay önce
ilgi çekici şeyler söylemiş ve kadın kendini çok anlatmış dilek hanım az anlatsa daha süper olurmuş