14.05.2021, 06:43

Ruhun bedene hükmü

Bir yılı aşkın süredir devam eden salgın nedeni ile bir çoğumuz işlerimize devam ederken, bir kısmımızda evlerimize kapandık mecburen. Hareketlerimiz bir çok kişi için, ne yazık ki evlerimiz ve marketler arasındaki gidiş-gelişlerden ibaret oldu. Üst üste gelen olumsuz haberin negatif enerjisi, bedenimizi ve ruhumuzu istemesek de etkisi altına aldı. Bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı gözle göremediğimiz o manyetik dalgalar bir çoğumuzu mutsuz ederken, bir çoğumuzu da pozitif işlere yönlendirdi. Şimdi bende sizlere sıkışıp kaldığımız o dört duvarın ardında neler yapabileceğimizi en bahsetmek istiyorum izninizle...

BİBLİYOTERAPİ NEDİR?

Bibliyoterapi,kısaca şöyle tamamlayabiliriz; kitapla tedavi anlamına gelmektedir. Bu tedavi yöntemindeki amaç kişinin duygusal sorunlarını aşabilmesini sağlamak, hayata karşı uyum sorunlarının gidermek ve kişinin içinde bulunduğu ruh halinin tüm detaylarını tanımlayamaya çalışmaktır.Bir başka deyişle, ”Doğru zamanda, doğru bireyle, doğru kitabı buluşturmak” olduğunu söyleyebileceğimiz bibliyoterapi,kişinin okuduğu ölçüde tedaviye başladığı bir terapi yöntemidir. Tarih boyunca kullanılan bu teknik, kitapların kişi psikolojisi üzerindeki iyileştirici ve harekete geçirici özelliklerini kullanarak insanların sorunlarını çözmeye yardımcı bir rol üstlendiği bilimsel olarak kanıtlanmış verimli bir tekniktir.. Okumanın ruhumuzda bıraktığı şifalı etkiyi her fırsatta dile getiren bende mümkün olduğunca okumaya gayret ediyorum.

Aslında başka dünyalara yolculuk ederken aynı zamanda ruhumuza dokunuyoruz, kitap okuyarak farkındaysanız. O nedenle, mümkün mertebe herkesin bu negatif enerjiden kaçıp okumaya yönelmesi gerektiğini düşünüyorum. Hangi tür kitap seviyorsanız sevin ama yeter ki baş ucunuzu süsleyen bir kitap bulundurun mutlaka. Bunun yanı sıra salgını kendi lehine çeviren bir çok kişi vardır eminim. Evde kalma fırsatını kaçırmaya insanlar bu sürede hem okumak hem de kitap yazmak konusunda adım attılar tıpkı benim gibi... Müthiş bir olay bu. Ve benim kanaatimce kendi kendine kalmanın güzel yanlarından biride, hangi yaşta olursak olalım yeteneklerimizi fark edip üretmeye yönelmektir. Göreceksiniz ki, ortaya çıkan emek sizlere muazzam bir haz yaşatacak ve bir sonraki adım için dürtülerinizi harekete geçirerek.Yeter ki bunun farkında olun ve eyleme geçin. Usta şairlerimiz tarafından yazılmış ve önemli kişiler tarafından seslendirilmiş bir çok şiir kanalları mevcut örneğin.

Onlar aracılığıyla kulaklarınızın pası silinirken, belki bir mısrada duracak sizlerde kendinizden, yaşantınızdan bir şeyler bulacak ve kalemi elinize alıp yazmaya başlayacaksınız. Neden olmasın ki? Yazmakta en az okumak kadar önemli bir rahatlama tekniği bence. Kalbinize ağırlık yapan yükleri kimse ile paylaşamıyorsanız, bunu kaleme alarak şaheser yaratabilirsiniz. İlla ki profesyonel anlamda yapın demiyorum elbette ama eser sizin ve aklınızdan ve kalbinizden dökülen o satırlar özel ve değerli.. Tecrübe ile sabittir ki yazdıkça kendinizi bulacak ve yazma isteğinize engel olamayacaksınız.

Öyleyse şimdi harekete geçin...

E SERTİFİKA PROGRAMLARI

Salgının yarattığı ruhsal çöküntülerin farkında olan ve bir araya gelmenin mümkün olmayacağını fark eden bazı kamu kurum ve kuruluşları, hemen atılım yapıp profesyonel bir ekiple online şekilde gerçekleştirilen, bazı öne çıkan alanlarda programlar gerçekleştirdiler. Kurum ve kuruluşlar arasında imzalanan protokol kapsamında hemen herkesin cüzi bir rakam ya da ücretsiz olarak gerçekleştirilen bu programların da büyük ölçüde memnuniyet yarattığı söyleyebilirim. Bunların öncülüğünü belediyeler oluştururken, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Anadolu Üniversitesi arasında imzalanan protokolle de antrenörlük eğitimleri yapıldı. Millî bayramlarımız da yapılan yarışmalarla bayram coşkuları evlerimizde yaşatılmaya çalışıldı. Kimliklerimize yeni meslek dalları ekleyip zenginleştirdik kendimizi. Bunlardan öne çıkanlar başkalarının etkili iletişim teknikleri, digital pazarlama uzmanlık eğitimi, diksiyon eğitimi ve bioenerji gibi bir çok alan ön plana çıkanlardan .. Değişen alışkınlarımızın yerini online alışverişlerin artması ile farklı meslekler aldı.Özellikle de home Office çalışan çalışan ya da evde kalan kesimlerden bir hayli destek gördü.Boş vakitlerini yeni kariyer alanlarına dönüştürmek için doğru bir zamanlama idi açıkçası.

SAKİN SPORLAR

Düzenli spor yapan insanlar için evde geçirilen zaman yine değerlendirildi ancak hareketlerimizin azalması ile bir çoğumuz mutfaktan çıkamadık tabiki. Haklı olarak yakamadığımız kaloriler ile kilo almaya başladık hızla. Buna birde hantallık eklenenince kas ve iskelet sistemlerimiz de zarara uğradı. Bir çok spor merkezi pandemi nedeniyle kapanınca iş yine bizlere düştü. Bir çoğumuzun evlerini koşu bandı, eliptik bisiklet, kondisyon aletleri aldı.Kendi vücut ağırlığımız ile yaptığımız pilates,yoga ve meditasyon gibi beynin bedene hükmünü sağlayan sakin egzersiz programları aldı.Spor kulüpleri, hatta profesyonel sporcular dahi evden devam etmek zorunda kaldı sporlarına.Bazı görüntülü programlar aracılığıyla ile gerçekleştirilen antrenmanlar ile mümkün olduğunca kayıp olan zaman bir nebzede olsa hareketlenmemize olanak sağladı.

Yine belediyeler uzman eğitmenler tarafından canlı yayınlarla evlerimize konuk oldular spor yaptırmaya katkıda bulunmak. YouTube üzerinden yayılan spor ve egzersiz programları da bir çok kişi için faydalı Bahçeli evleri olanlar için spor yapmak kolaylaşırken apartman dairesinde oturanlar için gürültü nedeniyle sorun haline gelmiş olabilir. Tüm bu zorlu döneminden en muzdarip olanlar ise yaş ilerledikçe yaş ve eklerimi tahrip olan büyüklerimiz oldu.Yaşın getirdiği olumsuz etkilere ve deformasyona karşı koymaya çalışsalar da bu pek mümkün olmadı. Çünkü onlar salgının başından beri evde kalan yaş gruplarından oldular ne yazık ki. Birde düzenli spor yapıp bunu alışkanlık haline getirmiş bireyler için tam bir yıkımdı diyebilirim tabiri çünkü düzenli spor,hem psikolojik hem de psikolojik olarak bağımlılık yapıyor. Spora ara verenler ile uyuşturucu kullananların beyinlerinde aynı bölgenin aktifleştiğini biliyor muydunuz? Hatta ilerleyen vakalarda depresyona dahi girildiği bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. O yüzden haftada en fazla üç veya dört gün, maksimum bir saat yapmanız yeterli olacaktır. Eğer bu alışkanlığı her gün yapıyor iseniz ve her sabah yapma ihtiyacı hissediyorsanız spor bağımlısı olabilirsiniz buna dikkat edin. Abartmadan ve dozunda yapmak hem mental hem de fiziksel olarak yeterli olacaktır. Kendi kendinize yeterli olamıyorsanız şayet uzman kişilerden destek alarak, sakatlanmaya mahal vermeden yapmanızda fayda olacaktır.Bilinçsiz yapılan bedenimizde yaratacağı tahribatı göz önünde bulundurmayı unutmayın lütfen. ABD’deki Oregon Health and Science bir grup bilim adamı tarafından fiziksel mi yoksa psikolojik bir olgu olduğuna dair araştırma araştırmayı yürüten Dr.Justen Rhodes,hareketli ve hareketsiz fareler üzerinde yaptığı testlerle ”Koşmaları engellenen koşucu farelerin beyinlerinde çok yoğun hareketler saptadık. Bu beyin bölgeleri bağımlı oldukları maddelerden mahrum kaldıklarında kokain, morfin, nikotin veya alkol bağımlısı farelerde aktive olan beyin bölgeleriydi” diyerek özetledi çalışmasını. Uzmanlara göre spor yapamamak bağımlılarda fiziksel mahrumiyet yaratıyor.Bu nedenle abartmadan vücudumuza ve ruhumuza faydalarını saymakla bitiremeyeceğimiz sporu bağımlılık haline dönüştürmeyelim...

KENDİMİZİ MUTFAKTA BULDUK

Sizlere dikkatimi çeken bazı başlıkları aktardım. Tabi bunların yanı sıra beslenme tarzımızda büyük ölçüde etkilenmiş oldu salgın döneminde. Birçok kişi hijyen nedeniyle ekmelerini evde yaptığı gibi karbonhidratlı besinlere yöneldi. Hamur işleri ve tatlılar yedikçe iştahımızı kabarttıkça kendimizi mutfaklarda bulduk. Glisemik endeksi yüksek ve basit şekerlerden oluşan besinler ne kadar fazla yerseniz o kadar çabuk acıkmanıza sebep olacaktır.Bu nedenle protein ağırlıklı ve besin içeriği açısından zengin gıdaları tüketmeniz de faydalı olacaktır.Bu negatif dönemde serotonin hormonunu salgılanmasına sebep olan,ceviz,badem ve çikolata gibi mutluluk hormonunu artıran besinleri de ihmal etmeyin. Evde yapılan yoğurtları tüketerek hem bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir hem de lumber (bel bölgesi) bölgenizdeki yağ yakımını hızlandırmış olursunuz. Evde yaptığımız yoğurtların faydaları çok fazla o yüzden her gün bir veya iki kase tüketmenizi tavsiye ederim.Bunun yanı sıra öğünlerinizi yayarak, az ve sık yemiş olur aynı zamanda formunuzu korumuş olursunuz. Çaylarımıza eklediğimiz beyaz şekerler(basit şeker) den uzak durup, vücudumuzun ihtiyacı olan şeker miktarını mevsim meyveleri ile aşırıya kaçmamak koşulu ile takviye edebilirsiniz. Bazen etrafına toplanıp umutlarımızı uçurduğumuz Türk kahvesini günde en fazla iki kez tüketerek hem keyif yapabilir hemde biz hanımlar için harika bir yüz pilingi olarak kullanabiliriz. Türk kahvesinin dozunda tüketildiğinde vücuttaki selülitleri azalttığı ve bilimsel çalışmalar ile Alzheimer’ı önlemeye yardımcı olduğu belirtilmiş.

Bedenimizi önemsediğimiz kadar ruhumuzu da beslemeyi unutmadan, en çok neyi seviyor ve keyif alarak yapıyorsak onlara yönelerek, kaliteli günler geçirmenizi diliyorum. Sağlıklı ve mutlu, aydınlık günlerde yeniden görüşmek dileğiyle esen kalınız.

Yorumlar (4)
07 antalya 1 ay önce
Hanımefendi , iyi bayramlar dilerim.
Öncelikle itiraf etmeliyimki, facebook sayfanızda gazetenizin reklamını gördüğümde, ön yargılı bir şekilde sizinde penguenciler tarafından hazırlanmış yandaş bir medya grubu oldugunuzu düşünmüştüm. Ama yazılarınızı ve gazetenizi okuduktan sonra, sevinerek söylemeliyimki " yanılmışım " . Sizi ,diger yazar arkadşları ve tabiki en başta gazete patronlarınızı içinde bulundugumuz bu kirli , kokuşmuş ve çürümüş düzenin içerisinde hala dürüst ve tarafsız yayın yapmayı sürdürdüğünüz ve ülkemiz insanlarına tüm çıplaklıgı ile gerçekleri gösterme ve bilgilendirme gayretinizden dolayı çok ama çok teşekür eder, sizin ve gazetenizin yayın hayatında hak ettiginiz yeri en kısa zamanda yakalamanızı temenni ederim.
Saygılarımla
Not: ilk başta bahsettigim yayın kuruluşlarının belli bir amaca ve zihniyete hizmet ettigini düşünürsek, insanların artık gerçek gündemi sosyal medyadan yakalamaya çalıştıgını ve yayın grubunuzun bu alanda daha fazla agırlık vermenizi diler , nacizhane tavsiye ederim.
Daha güzel bir türkiye ve yarınlarda görüşmek ümidiyle.
Sultan Turalı 1 ay önce
İçinde bulunduğunuz durumu öyle güzel ifade etmişsiniz ki! Ve önerilerinizle toplumsal bilinçlenmeye destek olmak çok güzel. Buraya yazmasam da yazılarınızı takip ediyor ve severek okuyorum. Toplum bilinçlenmesine katkı sağlayan gazete yönetimine de sevgi ve saygılarımı gönderiyorum ...
Emine Yekdemir 1 ay önce
Kutluyorum Zeynep hanım.
Emeğinize sağlık...
Emine Yekdemir 1 ay önce
Kutluyorum Zeynep hanım.
Emeğinize sağlık...