Neden müstakil evleri tercih ettik?

Koronavirüs salgını sürecinde müstakil evlere yönelik talepteki büyük artışla ilgili değerlendirmelerde bulunan Uzman Klinik Psikolog İrem Burcu Kurşun “Evde kapalı kaldığımız dönemde dışarı çıkamamak, bireylerin psikolojisini olumsuz yönde etkiledi. Doğa ve güneşin ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkisi de insanları müstakil ev arayışına itmiş olabilir” dedi

Sağlık 25.06.2020, 08:46 25.06.2020, 08:49 Burak Zihni
Neden müstakil evleri tercih ettik?

Koronavirüs pandemisi insanların ev tercihlerini değiştirdi. Bu dönemde açık hava ile toprağa temas gibi ihtiyaçlar ön plana çıkarken, bahçeli ve müstakil evler büyük talep gördü. Altınbaş Üniversitesi Öğr. Gör. Uzm. Klinik Psikolog İrem Burcu Kurşun, salgın, deprem gibi beklenmeyen olayların bireylerde kaygının artmasına sebep olduğunu belirterek, bu durumun tüketim davranışlarında önemli değişimlere yol açtığını vurguladı. “Kaygıyı yönetmek için aşırı önlemler alınması sık rastlanan davranışlardan birisi” diyen Kurşun, “Örneğin Koronavirüs salgını sürecinin başında herkes marketlere akın etti ve rafları boşalttı. Bunun altındaki en önemli sebep, kişilerin kendisini güvende hissetme isteğiydi. Tüm önlemleri alırlarsa salgınla daha iyi başa çıkacaklarını ve bu dönemi daha iyi geçireceklerini düşündüler. Pandemi sonrası ihtiyaçlar da değişti. Örneğin maskeler yeni normalimiz oldu” ifadelerini kullandı. Evden çalışmanın da ihtiyaçları değiştirdiğine dikkat çeken Kurşun, “Ofis kıyafetleri bir kenara atıldı. Bu da bireyleri daha rahat ama görüntülü toplantı sırasında uygun karşılanabilecek kıyafetler almaya yöneltti. Birçoğumuzun bu dönemde ayakkabı ihtiyacı olmadı. Ayrıca evin ihtiyaçları konusunda farkındalık arttı ve kişiler evin eksiklerine yönelik alışveriş yapmaya başladı” diye konuştu.

İnsanlar kendini daha iyi hissediyor

Koronavirüs salgını sonrasında müstakil evlere yönelik talepteki artışı ve bu tip konutların fiyatlarının ortalama yüzde 25 yükselişini de bu kapsamda değerlendirmek gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog İrem Burcu Kurşun şöyle dedi: “İstanbul’da milyonlarca kişi apartman dairesinde yaşıyor. Evde kapalı kaldığımız dönemde dışarı çıkamamak, bireylerin psikolojisini olumsuz yönde etkiledi. Bireylerin ev tercih ederken önceliklerinin ne olması gerektiğine dair düşünceleri değişmiş olabilir.” Bahçeli evlerde oturanların en azından bu süreci daha rahat atlattığını, yapılan paylaşımları sosyal medyada görenlerin de bundan etkilendiğini belirten Kurşun, ebeveynlerin de çocuklarının en azından dışarıda nefes alabilmesi adına bahçeli ev arayışına girdiğini ifade etti. Evde çalışmanın da bunda etkili olduğunu belirten Kurşun, “Evinde böyle bir alan bulunmayan kişiler, sürece uyum sağlamakta zorlandı. Evinde çalışma odası olmayan, çalışma alanı kurmak için yeri olmayan, çocuklar için yeterli alan olmadığını fark eden kişiler, bu alana ihtiyaç duyduklarını gördü ve imkanları dahilinde ev değiştirme kararı aldı.” dedi. “Doğa ve güneşin ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkisi de insanları müstakil ev arayışına itmiş olabilir” diyen Kurşun, insanların “ev” kelimesine yüklediği anlamın farklı olduğunu da vurguladı. Evde fazla vakit geçirmeyen kişilerin karantina döneminde evde kaldığını hatırlatan Kurşun, “Evle ilgili ertelediğimiz sorunlarla uğraşmak zorunda kaldık. Bazı kişiler için daha fazla alan ihtiyacı ortaya çıktı. Evde olmak bireylere kendilerini güvende hissettirir. Eğer evde güvende değilsek o zaman kendimizi de iyi hissetmeyiz. Evde rahat edemiyorsak o zaman biz de rahat edemeyiz. Bu nedenle kendimizi rahat hissetmediğimiz bir ortamı değiştirmek istemek oldukça doğaldır” diye konuştu.

Kendimizi güvende hissetmek önemli
Salgının küçük şehirlere veya büyükşehirlerin çeperlerindeki bölgelere yönelik ilgiyi ve talebi artırdığını da belirten İrem Burcu Kurşun, “Yasaklar öncelikli olarak büyükşehirleri kapsadı. Sokağa çıkmanın yasak olması, bireylerin güvenlik algısını olumsuz etkiledi. ‘Evde kal’ çağrısı nedeniyle dışarıda kendimizi güvende hissetmemeye başladık. Alışveriş yaparken tedirgin olduk. Meyve, sebze, et, yumurta, süt ürünleri gibi temel besinler büyükşehirlere başka yerlerden gelirken, küçük yerlerde yaşayanlar bunların en doğalını kendi bahçelerinden yiyebildi. Bu durum da büyükşehirlerde yaşayan kişilerde küçük şehirlerin daha güvenli olduğu algısını yarattı” şeklinde konuştu. DHA


Yorumlar (0)