20.09.2021, 05:21

Sahte mutluluklar peşinde

Nasıl mutlu olunur? Fark etmesek de bu soru hepimizin aklını kurcalayan bir sorudur. Elbette hayatta mutlu olmaya dair kesin talimatlar olamaz. Her sabah şunları tüketin, şu kadar su için, yazılım dilleri öğrenin ve akordeon çalın; sonuçta kesinlikle mutlu olacaksınız gibi cümleler sadece gülünç olur ve ciddiye alınmaz. Mutluluk yine kişiden kişiye değişecektir.

Reklamlardan, kişisel gelişim kitaplarından ve sosyal medyadan ise sürekli olarak mutsuzluğun sizin suçunuz olduğuna dair söylemler işitilir. Kişinin mutsuzluğunun sorumlusu yine kendisidir diyerek üstünde büyük bir stres oluşturur. Neredeyse her kişisel gelişim kitabından “kendini geliştirirsen mutsuz olmazsın” gibi bir alt anlam duyulur. Bu sırada Instagram’da herkes mükemmel hayatını yaşıyordur, iş arkadaşınız ikinci arabasını almıştır veya aynı liseye gittiğiniz sınıf arkadaşınız yurt dışında büyük bir şirkette önemli bir konuma gelmiştir.

Belki istediğiniz bir şeyi alamıyorsunuzdur, belki ilişkiniz yeterince tatmin edici değildir veya uzun süredir hedeflediğiniz bir şeyi henüz başaramamışsınızdır. Nedeni her ne olursa olsun günlük hayatta mutsuz olmak çok olağan.

Bu sırada sürekli bir keyif halinde olmak için uyuşturucu maddeler kullanan insanlar mevcut, kendini sürekli kısa vadeli mutluluk sağlayan şeylerle uyuşturup bunlara bağımlı olanlar var, en basitinden video oyunları bile gerçek hayattan kısa süreliğine de olsa kopartıp mutlu olmayı sağlıyor.

Japonya’da ise “Hikikomori” denilen insanlar var. Hikikomori, toplumdan ve hayattan çekilme, içine kapanma ve izole olma anlamlarına geliyor. Bu kişiler genellikle evlerinden çıkmayıp bütün günlerini oyunlar oynayarak ve diziler izleyerek geçiriyorlar ve çoğunlukla ailelerinin evinden yetişkinlikte bile olsa hiç ayrılmıyorlar. Bu kişiler aynı zamanda ilişkilerden ve kariyer hedeflerinden de vazgeçtikleri için “otçul” dendiği de oluyor. Kimileriyse Hikikomorilere “modern zamanın keşişleri” diyor.

Matrix’ten uyanmak ve uyanmamak arasında kalınsaydı çoğunluğun çıkmak istemeyeceğini düşünüyorum. Gerek edebiyatla gerek oyun sektörüyle ve belki de müziklerle gerçek hayattan kısa süreli de olsa kopup kurgu dünyalarda yaşamayı isteyen milyarlarca insan varken, kötü şartlar içinde yaşamaktansa kurgular içinde mutlu olmayı tercih edecek çok fazla insan olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil.

Peki neden insanlar, özellikle de gençler günlük hayattan kaçma peşindeler? Onları suçlamadan önce sorulması gereken soru tam olarak bu. Ortalama durumu olan herhangi bir öğrenci bile bugün yüksek kiralarla, özgürlüğünün kısıtlanmasıyla, kötü ekonomik şartlarla ve dünyanın kötüye giden gündemiyle yoğun stres ve baskı altında kalıyor. Bu durumda insanların, özellikle de gençlerin gerçek hayattan kaçınmak istemesine, kurgu da olsa “sahte mutluluklar” yaşamayı tercih etmesine şaşırmamak gerek.

Yorumlar (0)