11.07.2021, 07:17

Salgın sosyal kırıma döndü

PANDEMİ bitti. Her şey güllük gülistanlık oldu. İşler açıldı. Sahilller doldu. Turistler gelmeye başladı derken sabah oldu erken.  Sağlık Bakanı Fahrettin Koca hafta içinde önce Delta varyantının artış gösterdiğini ardından ise daha tehlikeli olan "Delta Plus" virüsünün ülkemizde de görüldğünü açıklamak zorunda kaldı. Yani bir anlamda hükümet gerçekleri gizlemeye devam ediyor. Ne dünyada, ne Türkiye'de pandemi kontrol altına alındı. Delta varyantına rağmen tüm önlemlerden vazgeçildi. Ne küresel düzeyde ne de ülkemizde pandemi henüz kontrol altında. Hükümet salgın gerçeğine sırt çevirdi, bedelini işçiler, yoksullar sağlık emekçileri ödüyor.

Bu tartışmaya katılan Türk Tabipler Birliğ Genel kurulunda yapıkan açıklamada da merkezi kapitalist ülkelerde salgının kontrol altına alındığı haberlerinin bilimsel gerçeklikten uzak olduğu kaydedilerek, "Önceki yıldan da biliyoruz ki, her ne kadar gerçek vaka ve ölüm sayıları paylaşılmasa da, yaz ayları düşüşe karşın eş zamanlı farklı coğrafyalarda artış söz konusu oldu" denildi.

Benzer durumun Türkiye’de de gözlendiği hatırlatılan açıklamada, “Metropollerde ve batıda düşüşe geçen vaka ve ölüm sayısı kısa süre içinde doğuda ise artışa geçti. Oysa gerçek kamuoyu ile paylaşılmayan seroprevalans çalışmasında gizliydi ve hakikat karartılmıştı. Devam eden salgın gerçeğine sırt çeviren hükümet politikalarının bedelini işçiler, yoksullar, mülteciler, evsizler, ötekileştirilenler, kırılgan nüfuslar ve sağlık emekçileri ödedi” ifadeleri kullanıldı.

Alınmayan toplumsal önlemler, verilmeyen ekonomik ve sosyal destek nedeniyle koronavirüs, dolaşımını sürdürdü. 2020 yılı sonbaharından 2021 Ocak sonlarına kadar ağır bedeller ödetmeye devam etti. Önlenebilir ölümler, sosyal cinayete ve sosyal kırıma dönüştü. Salgın açısından toplumsal önlemin ciddiyetini kavramamış, sermaye birikimine adanmış salgın yaklaşımı ve buna teslim olan Bilim Kurulu toplumla gerçeği paylaşma konusunda oldukça cimri davrandı.

İstatistikler saklanıyor

Bilgi iktidarı, tek adam rejiminin kontrolünde olmuş; saklanan istatistikler ekonomik ve sosyal amaçlarına uygun kullanılmıştır. Buna rağmen kamuoyu ile paylaşılan istatatistikler dahi, yaşama geçirilen önlemleri desteklememiştir. Trajik bir şekilde vaka sayısı artarken, daha fazla bulaştırıcı olduğu bilinen varyant tartışmalarına rağmen Mart başında “yeniden açılma” kararı alınmış, yerinden salgın yönetimine geçildiği söylenmiştir.

Bunun bedeli ağır olmuş; resmi istatistiklerde bildirilen ölümlerde dahi tüm salgın döneminin en yüksek düzeyine çıkılmıştır. Bu dönemde yerinden salgın yönetimi işletilememiş, merkezden tüm ülke sathına bilimsellikten uzak tek bir salgın yönetimi devam etmiştir. Kendi aldıkları kararlarla bile çelişen anti-demokratik salgın yönetimi geleneği devam ettirilmiştir.

Tedbirler göstermelik

Yine gelenekleri bozulmadı: Sağlıktaki meslek örgütlerinin, sendikaların, muhalefetteki partilerin, akademisyenlerin önerileri dikkate alınmadı; ekonomik ve sosyal destekten yoksun göstermelik önlemler Nisan sonunda devreye sokulmak zorunda kaldı; bununla birlikte çarkların dönmesine zeval verilmedi; sermaye birikimi kesintisiz devam etti.

Delta varyatına rağmen

Mayıs ayının ortasında herhangi bir bilimsel ölçüt dikkate alınmadan, kısmi önlemlerin etkisiyle düşüş eğilimine giren vaka ve ölüm sayıları gerekçe gösterilerek yine ekonominin canlanması hedefli önlemlerin gevşetilmesi devreye sokuldu. Topluma herhangi bir gerekçe sunulmadan İçişleri Bakanlığı genelgeleriyle Mayıs ortasında, Haziran başında, Haziran sonu ve Temmuz başında peş peşe önlemler gevşetildi, ortadan kaldırıldı. Yine daha bulaştırıcı olduğu bilinen Delta varyantının ülkede yayılması hızlanmasına rağmen Mart başında yapılan hatadan ders çıkarılmadan önlemlerin tümünden vazgeçilmiş oldu. Hem de toplumsal hareketliliğin en yüksek olduğu dönemde.

Aşılamada gerçekler farklı

Son dönem artan aşı oranlarına yönelik haberler toplumun aldatılmasına aracılık etmeye ne yazık ki devam etmektedir. Toplum bağışıklığı için nüfusun yüzde 70'inin iki doz aşı ile bağışık hale getirilmesi gerekmektedir. Ülke olarak bu hedefin oldukça gerisindeyiz. Gerçek şu: Nüfusun yüzde 18,5'ine iki doz aşı yapılmış durumda. Bölgeler arası ciddi eşitsizliklerle birlikte yüzde 6'ya bile erişemeyen iller bulunmaktadır. İstanbul dahil işçi nüfusun yoğun olduğu iller Türkiye ortalamasının gerisinde… Daha alacağımız çok yol olduğu açıktır.

TTB tarafından yapılan açıklamada "Güvenilir olmayan verilerle dahi ödenen bedel oldukça büyük. Herhangi bir bilimsel kritere uymayan, aç-kapa politikaları ile her geçen gün artan önlenebilir ölümlerle karşı karşıya kalıyoruz. Tüm bunlara karşı sağlık emekçileri olarak gerçekleri paylaşmaya, hakikati ortaya koyma geleneğimizi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Hem TTB hem de tabip odaları olarak her dönem için toplumu bilgilendirmeyi sürekli kıldık; değerlendirmelerde bulunduk ve önerilerimizi paylaştık. Kamuya sorumluluklarını hatırlattık." denildi.

Aşı olmazsa olmazımızdır

En kritik toplumsal korunma önleminin aşı olduğunu biliyoruz, unutturmuyoruz. Eşit ve ayrımsız, herkese ve hızla, etkili ve güvenli aşı yapılması için kamunun tüm olanaklarını harekete geçirmesi gerektiğini söylemeye devam edeceğiz. Aşının sadece kendimiz için değil, yakınlarımız; yerleşim yerlerimizdeki ve çalışma yaşamımızdaki tüm yurttaşlar için koruyucu olduğunu biliyoruz. Aşının LGBTİ+'lar, mülteciler, evsizler, işsizler vb. ötekileştirilen toplum kesimleri için çok önemli olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Aşının sadece ülkemiz değil yakın komşularımız ve dünya için kritik önemde olduğunun bilinci ile hareket ediyoruz. Herkes güvende değil ise hiçbirimiz güvende değiliz. Aşı için toplumsal dayanışmayı, küresel dayanışmayı artırma hepimizin sorumluluğudur.

Toplumsal korunma önlemlerinden olan aşıya erişimin önündeki tüm engellerin kaldırılması için fikri mülkiyet hakları-patent hakkı gibi kâr odaklı neoliberal politikaları alaşağı etmek ve aşı geliştirme – üretim faaliyetlerinin toplumsal mülkiyete geçirilmesi hepimizin insanlık için sorumluluğudur. Toplumla birlikte başaracağız…

Pandemi devam ediyor

TTB genel kurulunda yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi:

"Önlemlerin tamamen kaldırıldığı bu dönemde bir kez daha hatırlatıyoruz: Pandemi devam ediyor.

Rehavete düşürmeye çalışanlara, algı yöneticilerine toplum aldanmamalıdır.

Sağlık Bakanlığı'na gerçekle yüzleşmeden; salgın kontrolünde sağlık emekçileri ve örgütleri ile birlikte hareket etmeden, başaramayacağını bir kez daha hatırlatıyoruz.

Önlemleri almaya devam etmenin, toplumsal önlemlerin yaşama geçirilmesi için baskı oluşturmanın ve bu konuda sesimizi yükseltmenin önemli olduğunu biliyoruz.

Fiziksel mesafe, havalandırma ve maske önlemlerinin yaşama geçirilmesi için ekonomik ve sosyal desteğin sağlanması gerektiğini söylemeye devam edeceğiz.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nden (TMMOB) havalandırmayla ilgili etkin denetimlerin yaşama geçirilmesinin kritik önemde olduğunu hatırlatıyoruz.

Aşı toplumsal dayanışmadır, bir kişiyi dahi aşısız bırakmamak için tüm toplumu, emek ve demokrasi güçlerini harekete geçmeye davet ediyoruz."

Prof Ceyhan'ın "Karpuz isyanı"

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, " karpuz seçimini bile deneyimine güvenip karpuzcuya bırakan halkın, salgın ve aşı konusunda uzman kesilmesi beni öldürüyor" diye isyan etti. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Twitter’da, Koronavirüs aşılarıyla ilgili "Hocam, faz 4 çalışmaları devam ederken nasıl oluyor da böylesine tavsiyelerde bulunuyorsunuz?” sorusunu soran takipçisine “Karpuz seçimini bile deneyimine güvenip karpuzcuya bırakan halkın, salgın ve aşı konusunda uzman kesilmesi beni öldürüyor” yanıtını verdi. Ceyhan, aşı çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.

Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Twitter’da kendisine “Sinovac geleneksel yöntemle yapılan bir aşı ama Biontech yeni bir teknoloji onam. Çin aşısında alınmazken Alman aşısında alınıyor. Perikardit vakalarında anlamlı artış olduğunu söylüyor birçok kardiyoloji uzmanı ayrıca 5 sene sonra vücutta neler yapabileceği kocaman bir soru işareti? Sizin gibi değerli bilim insanına sonsuz saygı duyuyorum ve taktir ediyorum Yayına dayalı,  bilime dayalı görüşlerinize de saygım sonsuz” mesajını yazan  kullanıcıya yanıt verdi.

“Karpuz seçimini bile deneyimine güvenip karpuzcuya bırakan halkın, salgın ve aşı konusunda uzman kesilmesi beni öldürüyor. Bir arkadaşımız sormuş. Herkesin bilgisi olsun diye buradan yanıtlıyorum” yanıtını veren Ceyhan, aşı çalışmalarıyla ilgili şu bilgileri paylaştı:

"1) Faz 4 çalışması aşı (veya ilaç) ruhsat alıp uygulanmaya başladıktan sonra yapılan çalışmadır. Yani şu anda kullanılan aşılarda yapılan çalışmalar faz 4 çalışmalardır. Faz 4 bitmeden niye aşılar kullanılıyor diye bir soru olmaz yani.

2) Perikardit değil, miyokardit. Bilimde kardiolog dedi diye bir delil olmaz. 300 milyon dozda 1100 miyokardit görüldü, bu aşı olmayanlarla anlamlı fark oluşturmadı. Hepsi gençlerde ve hafif vakalardı. Oysa COVID 19 geçirenlerde yüz kat daha sık ve ağır vakalar görülüyor.

3) Çin / Alman aşısı farkına gelince, üretim Almanya’da değil, ABD’de yapılıyor. Çin’in üretim denetiminde problem var. Bakın, Çin aşısı olanları tekrar aşılamak zorunda kaldık.

4) 5 yıl sonra aşı ne yapacak? Pandemi ve aşının gerçekleri bunlar. 5 yıl bekleyelim mi? Salgın ne olacak? Bu yaklaşımla, hiçbir aşı veya ilaç geliştirilemez. Kullandığınız ağrı kesici, antibiyotik, kanser ilaçlarında 5 yılı bırakın, 5 hafta beklenildi mi sanıyorsunuz?

5) Uzun süreli yan etkileri öngörme yöntemleri var, bu aşılarda da kullanıldı ve güvenli bulundu. Son olarak; ne olur, Dünya’da en uzun eğitimi gerektiren bu konularda Google‘dan bakıp, 2 cahilin yazısını okuyarak fikir sahibi olmaya çalışmayın. Karpuza gösterdiğiniz saygı.

AĞUSTOS AYINDA VAKALARIN YÜZDE 80'İ DELTA OLACAK

Sağlık Bakanlığı Korona virüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gülay Korukluoğlu, ağustos ayında vakaların yüzde 80'inin delta varyantı olacağını belirtti.

Henüz delta varyantı vakalarıyla ilgili net sayı veremeyeceğini belirten Korukluoğlu, delta varyantının orijin virüsten yüzde 60, İngiltere varyantından yüzde 50 daha bulaşıcı olduğuna dikkati çekti.Prof. Dr. Korukluoğlu, delta varyantının hızlı yayılmasının beklenmedik bir şey olmayacağını ifade ederek "Benim açımdan önemli olan ise bunun ne kadar yatakta tedaviye ya da ölüm oranına sebep olabileceğidir. Bildiğim delta vakalarda kötü bir geri bildirim yok. Pozitiflik oranları ülkemizde hala düşük. İngiltere'de de vaka sayıları artıyor ama hastanelerdeki doluluk oranları düşüyor. Bizim açımızdan en önemli şey budur, aşıdan beklediğim en büyük fayda da bu olacaktır." değerlendirmesinde bulundu."Şuna inanıyorum ki, delta varyantı ağustos ayı içerisinde vakaların yüzde 80'ini kapsayacak." ifadesini kullanan Korukluoğlu, aşılanmanın yanında hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

Korukluoğlu, İsrail'in aşılamanın en iyi yapıldığı ülkelerden biri olduğunu ama delta varyantının artmaya başlamasının en önemli nedeninin, maske kuralını iptal etmeleri olduğunu, o yüzden maske kuralını geri getirdiklerini vurguladı.

SİNOVAC'TA İKİ AŞIDA ETKİNLİK  YÜZDE 83.5

CoronaVac’ın Türkiye klinik çalışması sonuçları “The Lancet”te yayınlandı.  Çin’den Sinovac firmasının geliştirdiği CoronaVac aşısının Türkiye’deki faz 3 klinik çalışmalarının sonuçları dünyanın en saygın tıp dergilerinden The Lancet’te  8 Temmuz 2021 deyayınlandı.Türkiye çalışması, CoronaVac aşısının bilimsel bir dergide yayınlanmış ilk faz 3 çalışması oldu. CoronaVac Türkiye’de Çin aşısı veya Sinovac aşısı olarak biliniyor.

The Lancet, paylaştığı basın bülteniyle CoronaVac aşısının faz 3 klinik çalışmasının ara analizine göre güvenli olduğu ve hastalığa karşı koruduğu sonucunu duyurdu. Bu yazıda Türkiye’de gerçekleştirilen çalışmanın duyurulduğu basın bülteninde açıklanan detaylarını paylaşıyoruz.

Aşıların güvenliği ve etkililiğini ölçen randomize kontrollü faz çalışmalarındaki süreçlerin ve çalışma sonuçlarının hakemli dergilerde yayınlanması son derece önemli. Bugüne kadar, sekiz adet COVID-19 aşısı için faz 3 çalışmalarının geçici etkililik ve güvenlik sonuçları bilimsel dergilerde yayınlandı. Bu aşılar Oxford Üniversitesi / AstraZeneca, Gam-COVID-Vac, Moderna, Pfizer-Biontech, Janssen, Novavax ve Sinopharm tarafından geliştirilen iki inaktive aşılarıydı.

CORONAVAC AŞISI VE TÜRKİYE ÇALIŞMASININ AYRINTILARI

CoronaVac aşısında inaktive edilmiş bütün bir virüs kullanılıyor. İnsanlar aşıyı aldıklarında, bağışıklık sistemleri antikor üreterek virüsün zararsız formuna saldırıyor ve bu da bağışıklığa yol açıyor. Sinovac  tarafından geliştirilen, 2-8°C’de saklanabilen ve taşınabilen aşı, 22 ülkede acil kullanım için onaylandı. 2020 ortalarından bu yana Brezilya, Endonezya, Şili, ve Türkiye’de faz 3 çalışmaları yapıldı. Türkiye’deki çalışmada, katılımcılara 14 gün arayla iki adet 3μg CoronaVac dozu verildi.

The Lancet‘in basın bülteninde Türkiye’deki faz 3 çalışmasıyla ilgili aşağıdaki ayrıntılara yer verildi:

14 Eylül 2020 ve 5 Ocak 2021 arasında, 18 ila 59 yaşındaki 10.218 yetişkin katılımcıdan aşı ve plasebo grupları rastgele belirlendi. 6650 kişi aşı grubuna ve 3568 kişi placebo grubuna atandı.

Çalışma, Türkiye’de 24 merkezde gerçekleştirildi.

Yaş ortalaması 45 olan katılımcıların 5907’si (%58) erkekti.

İlk dozdan sonra aşı grubundan 87 katılımcı ve plasebo grubundan 98 katılımcı çalışma dışı bırakıldı. Aşı grubundan dışlanmanın en yaygın nedenleri, pozitif COVID-19 testi (60 kişi) ve çalışmadan çekilmeydi (11 kişi). Plasebo kolundaki en yaygın dışlanma nedenleri, ikinci dozdan önce körlüğün kaldırılması (45 kişi) ve pozitif COVID-19 testiydi (35 kişi). Aşı grubundaki 4 katılımcı, 59 yaşın üzerinde oldukları için ikinci dozdan sonra çalışma dışı bırakıldı.

Toplamda 10.029 katılımcı (aşı grubunda 6559 kişi ve plasebo grubunda 3470 kişi) etkinlik analizine dahil edildi ve 10.214 katılımcı (59 yaşın üzerinde olan 4 kişi hariç) güvenlik analizine dahil edildi.

Ortalama 43 günlük bir takipten sonra PCR testi ile toplam 150 adet COVID-19 vakası doğrulandı. Bu da vaka oluşma hızı olarak “bir yılda 1000 kişide 123 vaka”ya denk geliyor.

İkinci dozdan 14 gün sonra aşı grubunda 9 adet, plasebo grubunda ise 32 adet belirti gösteren/doğrulanmış COVID-19 vakası rapor edildi. Bu bulgular aşı olmuş grupta “bir yılda 1000 kişide 32 belirtili COVID-19 vakası, plasebo grubunda ise “bir yılda 1000 kişide 192 belirti gösteren COVID-19 vakası”na eşdeğer. Bu bulgularla yapılan analiz sonucunda aşı etkililiği %83,5 olarak belirlendi. 

Yorumlar (0)