23.10.2020, 05:54

Sanma ki Kürt'tür, anlamaz!

Biri ipek demiryolu olmak üzere 3 gümrük kapısına sahip, ülkenin Kafkaslara açılan kapısı, Doğu Anadolu'nun Karadeniz'e açılan yolu üzerinde bulunan, Azerbaycan'a yeniden saldıran ama beklediğini bulamayıp, işgal ettiği toprakları terk etmek zorunda kalan Ermenistan ve Gürcistan'a komşu olan, hayvancılığının yanı sıra Kafkas Arısının balı, kaşarı, doğası ve Damal bebeği, kışları donan gölü ile serhat kenti Ardahan'a komşu olan Şavşat ile bir Kürdün kirveliğini anlatacağım bugünkü yazımı okuyanlar gülümserken yaptıklarıyla, kendilerini uyanık sanıp, karşıdakilerin hiç bir şeyden anlamadığını, keriz olduğunu sanıp, fakat bu düşüncelerinde haksız olduklarını anlayıp, ders almalarını umuyorum..

Evet, bana değil birçok Şavşatlıya sorulsa Ardahan'a bağlanıp, bu kentin sınırları içine katılması gereken yakınlığı ile bilinen Artvin'ine uzak Ardahan'la iç içe Şavşat ilçesinin büyük bölümünün Ardahanlılar ile kirvelik başta olmak üzere akraba, dostluğu, alış/verişi ile iç içe olduğunu biliyor musunuz bilmem ama özelikle Kura Nehrinin hayat verdiği ve Düz Ardahan olarak bilinen ovadaki köyler ile Şavşat ve köylerinin bir çoğunun akraba, dost, kirve, kız vermiş, gelin almış olduğunu bilmenizde fayda var.

Evet, Ardahanlının Şavşatlı ile olan kirveliğinde yaşanan ve bugüne kadar gelen bir olay insanlar arasında, 'kardaşız' denilip, kardeşlik ilkesi ile uzaktan yakından alakası olmayan ilişkiler ile toplumlar arasındaki samimiyetsiz dostluğu da ortaya koyma konusunda önemli bir gösterge olarak değerlendirilir ve her yaşanan olumsuz durumda sıkça dile getirilir.

Gelelim o her samimiyetsizlikte hatırlanıp, söylenen Ardahanlı Kürt ile Şavşatlının kirveliğinde yaşanan ve bugün hala devam eden o samimiyetsiz dostluğa.

Efendim Ardahanlı Kürt kirvesi olduğu Şavşatlıya ziyarete gitmeye karar verir ve bugün hala delinip, Ardahan'ı Karadeniz'e bağlayacak olan ama bugüne kadar hala bir kazmanın bile vurulmadığı tünelin yapılacağı söylenen Sahara dağını bir yaz günü kan ter içinde aşıp, Şavşatlı kirvesine misafir olur.

Kürt kirvesinin çat kapı gelmesinden çokta memnun olmayan Şavşatlı kirvesini içeri alır ve kendince ilgilenmeye başlar. Ve ilk gün gelen yemekler, serilen yataklar ile bir gün, iki gün derken işi birazda uzatan Kürt kirvenin bu davranışından bir hayli rahatsız olsa da bir şey diyemeyen Şavşatlı Kürt kirve beklenmedik bir anda 'haydi bana izin ilgin, alakan için eyvallah' deyip, evine gitmek için ayakkabılarına yönelir. Bu duruma sevindiğini çaktırmayan Şavşatlı ise yalandan da olsa 'Nereye Kirve, kalaydın' dese de Kürt kirve durmaz ve çıkar evine doğru zar, zor çıktığı Sahara dağından evine giden yola yönelir ve yaklaşık 20 kilo metrelik yolu geldiği gibi yaya inmeye başlar. Ve evine yaklaştığında bir anda geri dönerek yeniden Sahara'ya, Şavşatlı kirveye yeniden yönelir.

Ve bir önceki gibi o sıcakta erinmeden ama kan ter içinde kalan Şavşatlının Kürt kirvesi nefes nefese kaldığı Şavşatlı kirvenin kapısını çalar, Şavşatlı kirve kendisini yeniden görünce yüzünü ekşiterek ama çaktırmayarak 'Buyur kirve.. Hayırdır bir şey mi unuttun?' der..

Kürt Kirve su bile istemeden ter içinde kalan yüzünü koluyla silerken kanamış ayağını göstermeden Şavşatlı kirvesine derki;

'Yok kirve bir şey falan unuttuğum yok. Ama içimde kalmasın diye bunca yolu geri geldim' der ve devam eder..

'Ey kirve sonra demeyesin ki Kürttür anlamaz diye.. Ben sana dost, arkadaş, akraba, hemşerim diyerek hal hatırını sormak için geldim ve hepsinden önemlisi kirven olarak geldim. Ki sen benim gibi bir kez değil kaç kez hem de o pis bardakla bana çay yapan, tuzsuz yemeği veren, ottan yapılmış döşeği seren, çürümüş armudu yediren yengemle birlikte bana geldiğinde kestiğim koyun, yedirdiğim yoğurt, tavuklar, içirdiğim soğuk sular, gıtlamalı çaylar sana helal olsun ama sakın demeyesin ki Kürt anlamaz diye geri geldim ve tuzsuz yemeğin, pis bardaklı çayın, ottan yapılmış döşeğin, çürümüş armudunla kirveliğini ortaya koydun. Bunları anlamadı, Kürttür anlamaz demeyesin, hepsini anladım bilesin..' der ve Şavşatlının kızarmış yüzüne bakmadan gerisin geri evine döner.

Evet, bu ülkede 1-1 olduğumuzu söyleyip, vatan-millet-sakarya edebiyatı ve en önemlisi her dönemin siyasi uşakları olan siz kirveler pardon arkadaş, hemşeri veya kendinizi dost sanıp, benden beklenenin çoğunu alıp, Kürt olduğumdan dolayı hep 1-0 yenik olarak sizinle mücadele eden bana yani dostluğunuzla ilgili çokta bir şey vermeyen ey kirveler 'Kürttür anlamıyor' diye..

Anlamasına anlıyorum da yüzünüz kızarmasın diye kendimi tutup, Şavşatlı kirve gibi sizi hem kendinizle, varsa vicdanınızla baş başa bırakıp, tavır, tutum ve onca çok bilmiş ukalalıklarınızı Allaha havale ediyorum.

Çünkü o benden daha iyi görüyor ve sizin benim nefes almamı bile kıskanıp, bu yönde attığınız çelmelere karşın zaman zaman düşüp, yorulsamda, üzülsem de inanın hep sizden daha iyi bir yerde, kariyerde, işimde, aşımdayım ve onca çelmenize, engellerinize, iftira, şer, çekememezliklerinize rağmen yoluma namusumla, yüz akımla, göğsüm kabarık, gönlüm açık, yüzüm ak olarak devam ediyorum...

Bilmem ama size ne anlatmak istediğimi anlayıp, ter döken, kızaran sana, ona, size veya kirveye tek tavsiyem odur ki; Sizde yaptıklarınıza bakın hele nerede, hardasınız kendi yaptıklarınızı göremeyecek karanlık kuyuda ya da çukur damısınız yoksa?!..

Bu yazımı az olsun benim katkımla adam, insan olmuş, kariyer almış ya da az olsa da tanınmışlar daha iyi anlar..

...

Yorumlar (0)