Dünkü yazımda olduğu gibi bugünkü yazımıza da bir iki soru ile başlamak isterim. Çünkü konunun daha iyi anlaşılması için bu sorulara verilecek cevaplar çok önemlidir.
Soru 1: Yaşadığınız kentin Valisini ne kadar tanıyorsunuz, ismini biliyor musunuz, ne zaman atandı?
Soru 2: Sorunlarınızın çözümünde Validen de daha çok yetkili olan kaymakamın adı nedir, kaymakam bey ne zaman ilçeye atandı? Kaymakamlık     nerededir?
Bu sorularımıza çoğumuzun cevap veremeyeceğini bilen biri olarak aşağıdaki yazımı okumanızı ısrarla tavsiye ederim.
Sadece siyasi yerel yöneticiler mi sorumlu?
Yerel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde gözler kimin belediye başkan adayı, kimin belediye meclis üyesi veya kimin muhtar adayı olacağına dönmüş     durumda.
Seçimlerin yaklaşması ile doğal bir durum olarak karşıladığımız bu bakışın asıl bakmadığı diğer bir yönde seçilmişlerin seçildikten sonra karşılaştıkları ilginç durum olmalıdır.
Ve seçilmişlerde daha etkili, yetkililer olduğunu bilmek gerekir..
Çünkü bu ülkede halkın oyları ile seçilen ve sözde demokrasinin gereği olan belediye başkanı, belediye meclis üyesi ya da muhtar seçilmenin yeterli olmadığını da bilmek gerekir.
Neden mi?
İşte tam da bu noktada Başkan Erdoğan’ın da şikâyetçi olduğu ama taahhüt etiğinin aksine azaltmayıp, var olanlara yenilerini eklediği bürokrasi imparatorluğu ve bürokratların gizli iktidarı burada da önümüze         çıkıyor.
Evet siz aday olmayı düşünebilirsiniz, halkta sizi         seçebilir..
Ama o makamlara oturduğunuz gün karşınıza vilayetse vali, ilçe ise kaymakam ve müdürler çıkar..
Ve siz iktidarın belediye başkanı, belediye meclis üyesi ya da muhtarda olsanız ‘Mülki Amir’ denen kişi sizin o kafanızdaki plan ve projeleri istediğiniz gibi hayata geçirmenize ya yardımcı olur ya projelerinize engel çıkarır, olmadı geciktirir..
Benim 33 yıllık gazetecilik hayatımda gördüğüm ise bu saydığım üç maddenin ikisi hep ön plana     çıkmıştır.
Yani belediye başkanı bir şey yapacaksa, ‘Acaba Vali ne der, Kaymakam katılır mı?’ sorusuna hep cevap aramış ve çoğu zamanda bu sorularına cevap         bulamamıştır..
Yani işin kısacası çokta heveslenmeyin ‘Ben başkan olayım, meclis üyesi, muhtar seçiliyeyim’ diye..
Evet kısaca durum bu halde iken asıl iktidar olan bürokrasinin başı vali, kaymakam yada müdürlerin de sevabı, vebalı vardır o kentin gelişmesinde..
Yada Ardahan gibi sınır da, dipte köşede ve Ankara’nın gözünden uzak kentlerin, köylerin beklediği hizmetleri alamamasından..
Ama hep art niyetli yada komünizm döneminde bile olmayan bürokrasiyi kendilerine kalkan eden bürokratlar mı bu saydıklarımız?..
Tabikî de değil..
Çünkü onlarda başında bulundukları ve mülki amir sıfatını taşıdıkları kentin gelişmesini, büyümesini isterler ve bunu başardıkları takdirde kendilerini atayanlarca, halkça hep ödüllendirilmiş, tarihin beyaz sayfalarında yer almışlardır.
İşte tamda burada İstanbul gibi büyük kentlere çokta akıllara gelmeyen vali, kaymakamlar, Ardahan gibi küçük kentlerde ki mülki amirlere hatırlatmak gerekir, ‘Yerel Yönetici Şehrin Sorumlusudur..’ diye..
Evet, son olarak ziyaret ettiğimiz AK Parti Esenyurt İlçe Başkanı Sayın Yasir Çelik’i ziyaretimizde de gündeme gelen bu konuyu kendisi ve yöneticisi arkadaşlarıyla enine boyuna konuştuk.
Ve vali ve kaymakamlarında var olan sorunlar karşısında birer belediye başkanı, meclis üyesi ve muhtar kadar hatta daha çok sorumlu olduğu o ziyaretimizde öne çıkarken Esenyurt AK Parti İlçe Teşkilatı olarak bu yönde yani İlçe Kaymakamı ile birlikte önemli adımlar atıldığını öğreniyorduk.
Çünkü devleti temsil etmesine karşın adeta kendilerini saklayanlar dolayısıyla halkın ilgi alanına girmeyen, çalışması için baskı yapmadığı bürokrasinin başındakiler, Esenyurt’ta olduğu gibi kimsenin gelmediği için saat 15.00’da kaymakamlığı terk eden Üsküdar Kaymakamının Özel Kalem Sekreterinin ve kaymakamının makamlarının yani Üsküdar Kaymakamlığın nerede olduğunu bilenlerin sayısının az olduğu bir ülkede yaşıyoruz.
Yani, ‘bir sorun olduğunda aklı esenin aklına ilk gelen belediye değil, devletin temsilcisi olan vali ve kaymakamlar gelmeli’ deniyordu.
Evet, siyasilerde sonra akla gelmesi gerekenlerin mülki amirler olduğunu ve bunların kendilerini saklamaktansa, gelen işleri savsaklamaktansa hiçbir insana siyasi olarak bakmadan devlet adamı kimliği ile babalık, analık, kardeşlik ve asli görevini yapmalıdır.
Bunun için bu ülkenin iki ayak üzerinde yürüdüğü bunun birincisinin siyasiler, ikincisinin de siyasilerden daha etkin makamlarda oturanlar vali, kaymakamlar olduğu unutulmamalıdır.
Ve kimsede kendisine düşen her türlü görevden kaçma gibi bir lüksü yoktur.
Çünkü ülke genelinde ki siyasiler ve bürokratlar kadar yerel siyasiler ve bürokratlarda bu halka hizmet için vardır..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.