13.09.2020, 07:00

Sen ölürsen herkes ölür...

Bir filmin unutulmaz repliği idi bu başlık. Buna bir de "Virüse karşı tek başına"sözlerini de ekleyebiliriz. Corona virüs salgını da evet maalesef ülkemizin gerçeği her ne kadar "Sosyal devlet" olsak da bireyin kendi önlemini almasından başka sağlıklı bir seçenek şu anda görünmüyor. Devletten de her şeyi beklemek elbette yanlış ne var ki devletin (Elbette Siyasi iradenin) Corona virüs ile ilgili gerçekleri de hiç bir tartışmaya yer vermeyecek şekilde yurttaşlarıyla paylaşması sürecin doğru yönetilmesi ve pandeminin geriletilmesi adına çok önem taşımaktadır. Bugün tersten başladık tersten devam edelim. Neler yapılmalı derseniz "Bilim Kurulu kamuoyu önünde itirazlarını açıkça yapmalı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan doğru ve yeterli bilgilendirilmeli. Her tür iç ve dış (turizm dahil) toplumsal hareketlilik, transit geçişler en aza indirilmeli,En az 14 günlük tam kapatma için hızla hazırlık yapılmalıdır" derim.
 

Tehlikeli sularda yüzüyoruz


Salgın saydam, dürüst, katılımcı ve tartışmasız biçimde Epidemiyoloji Bilimi ilkeleri doğrultusunda yönetilmelidir.Yeni vakaların 7 günlük ortalaması 1700 seviyesinde, ölenlerin 7 günlük ortalaması 56 seviyesinde süreklilik kazandı. Her ikisi de tehlikeli seviyeler. Aktif vakalar, ağır hastalar ve zatürre geliştirenler hızla artıyor. Ciddi tedbirlere gereksinme bulunmaktadır. 4 Eylül 2020 günü Ağır hasta sayısı 1076, vaka 1612, ölüm 53 iken. Sadece bir haftada yani 11 Eylül 2020 de tablo şöyle gerçekleşti: Ağır hasta 1223, vaka 1671, ölüm 56.
Covid-19 yayılımıyla ilgili çok daha dikkatli olmamız gereken yerler; kafe, bar, gece-dans kulübü, lokanta, büfe, kahvehane, dernek lokali ve spor salonları..Çünkü buralarda, yeme-içme ve aktivite gereği maske takıl(a)mıyor, ayrıca fiziki mesafe, görece göz ardı edilebiliyor...
Toplumun katılımı sağlanmadan salgın yönetilemez!
Ülkemizde Salgının durumunu epidemiyolojik ölçütleriyle tanımlamak önümüzdeki sonbahara -salgının kara kışına- hazırlanmak için "HALKIN SAĞLIĞI" açısından hayati öneme sahiptir. Bakanlık yayınladığı kısıtlı bilgiyle toplumun güvenini sağlayamamaktadır. Güvenin yeniden tesisi ve kanıta dayalı Salgın Yönetimi politikaları belirlemek için şimdiye dek toplanmış verilerden bilimsel bilgi üretmenin önü açılmalıdır.

 

Bulaşın önlemek çok basit ama


Günün birinde Coroan virüsün hızlı ve kontrolsüz bir  biçimde yayılması sona erse bile, virus, bulaşmasını muhtemelen daha düşük bir düzeyde yıllarca sürdürecektir. COVID19’un böyle endemik hale geçmeden önce, ikinci bir dalga  daha yapacağına ilişkin yaygın bir beklenti vardır. Bu nedenle normalleşme adımlarını atarken, virusun uzunca bir süre daha bizimle birlikte olacağını aklımızdan hiç çıkarmamak ve önlemleri asla gevşetmemek zorundayız.
Bu virusun nasıl yenileceği sorusunun bugün verebileceğimiz tek yanıtı vardır: Sağ kalarak ve başkalarının da sağ kalmasını sağlayarak.Uyulacak kuralları ise herhalde duymayan kalmadı: Maske takmak, mesafeye dikkat etmek ve el yıkamak!

 

11 bin 212 entübe vaka var


Sağlık Bakanlığı’nın 24-30 Ağustos 2020 tarihleri arasını kapsayan Covid-19 Haftalık Durum Raporu’na göre bu tarihler arasında toplam 700 bin 942 test yapıldı. Yine aynı tarihleri kapsayan sürede, toplam 10 bin 297 yeni vaka bildirildiği belirtilirken, 205 ölüm, 3 bin 886 hastaneye yatırılan ve 11 bin 212 entübe edilen hasta sayısı olduğu belirtildi. Buna göre en yüksek ölüm oranı 65-79 yaş arasındaki vakalarda görülüyor. Salgın günlerinde birçok insanın aklından geçen, "Ben gencim/sağlıklıyım. Corona virüsü bulaşsa bile iyileşip hayatıma devam ederim" düşüncesinin ne kadar yanlış olduğunu gözler önüne seren  corona virüsü tanısı almış vakalardaki en yüksek oranın, yaklaşık yüzde 50 ile, 25-49 yaş aralığındaki kişiler olması da da ayrı bir gerçek.
Rapora göre 24-30 Ağustos 2020 tarihleri arasında en yüksek yeni vaka sayısı Batı Anadolu’da görüldü. En az vakanın ise 64 kişi ile Batı Marmara’da görüldüğü bilgisi yer alıyor.

 

Yüzde 49'u kadın
Bakanlık, raporunda salgının başından beri elde edilen verilere de yer verdi. Raporda şimdiye kadar tespit edilen 269 bin 550 toplam vaka sayısının yüzde 49’unun kadın, yüzde 51’inin erkek olduğu belirtildi. Tüm vakaların 18 bin 563’ünü 15 yaş ve altı çocuklar (Yüzde 6,9) 37 bin 456’sını 15-24 yaş aralığı kişiler (Yüzde 13,9),133 bin 78’ini 25-49 yaş aralığı kişiler (Yüzde 49,4),50 bin 303’ünü 50-64 yaş aralığı kişiler (Yüzde 18,7),23 bin 358’ini 65-79 yaş aralığındaki kişiler (Yüzde 8,7), 6 bin 791’ini ise 80 yaş ve üzeri kişiler oluşturuyor. (Yüzde 2,5)Raporda ayrıca; ‘Onaylanan vakaların içinde yaşı bilinmeyen sadece 1 vaka mevcuttur. Son 7 gün içinde, 100 bin kişiye düşen en yüksek yeni COVID-19 vaka sayısı 80 yaş ve üzeri erkek bireylerde görülmüştür’ bilgisi de yer aldı.
Haftalık durum raporunda yer alan bilgilere göre, Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış Türkiye’de toplam 6 bin 326 kişinin COVID-19 nedeniyle hayatını kaybettiği bilgisi yer alıyor. Onaylanmış vakaların içindeki ölüm hızının yüzde 2,35 olduğu belirtiliyor. Raporda en düşük ölüm hızının yüzde 0,03 ile 2-4 ve 15-24 yaş grubunda gerçekleştiği, en yüksek ölüm hızının ise yüzde 25,77 ile 80 yaş ve üzeri gruba ait olduğu belirtildi.

 

15 yaş altı 12 ölüm var


Rapordaki diğer önemli bilgiler şöyle: COVID-19 nedeniyle vefat eden 6 bin 326 kişiden 3 bin 930'u (yüzde 62) erkek, 2 bin 396'sı (yüzde 38) kadındır.
Ölümlerin 4 bin 491'i (yüzde 71) 65 yaş ve üzeri kişilerde gerçekleşmesine rağmen vaka sayılarının sadece yüzde 11’i bu yaş grubundadır.
Şimdiye kadar 15 yaş ve altı çocuklarda COVID-19 nedeniyle 12 ölüm bildirilmiş ve Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmıştır.

 

Ölümlerin yaşa göre dağılımı
2 yaşından küçük 6 çocuk, 2-4 yaş arasında 1 çocuk,5-14 yaş arasında 5 çocuk,15-24 yaş arasında 10 genç,25-49 yaş arasında 397 genç ve yetişkin 50-64 yaş arasında bin 416 yetişkin 65-79 yaş arasında 2 bin 741 ve 80 ve üzeri yaşlarda bin 750 kişi corona virüsü nedeniyle hayatını kaybetti.
Türkiye’de 279 binden fazla, dünyada ise 27 milyondan fazla corona virüsü vakasının görüldüğü günlerde özellikle kronik rahatsızlığı olmayan, sağlığı iyi olan ve nispeten riskli yaş grubunda olmayan insanların sık sık kendilerini rahatlatmak için söylediği, “Ben sağlıklıyım. Birkaç gün hastanede yatar iyileşince hayatıma devam ederim” sözünün aslında ne kadar tehlikeli ve yanlış olduğunu gözler önüne seren bir araştırma yapıldı.

 

Gencim hastalığı kolay yenerim


Uluslararası kamuoyuna yansıyan araştırma Avusturya’da yapıldı. Avusturya’nın önde gelen eğitim kurumları ve enstitüleri, Tirol bölgesinde corona virüsünü yenerek sağlığına kavuşan ve hastaneden çıkarak normal yaşantılarına dönen hastalar üzerinde inceleme yaptı. Bilim insanları aradan haftalar hatta aylar geçmesine rağmen birçok hastanın ciğerlerindeki hasarın gitmediğini tespit etti. Birçok hastanın taburcu olduktan 6 hafta sonra sağlıklarına kavuştuğunu açıklayan bilim insanları, “Taburcu edilen hastaların yarısından fazlası, aradan 6 hafta geçmesine rağmen halen semptom gösteriyor. Bazı insanlarda nefes darlığı ve uzun süre devam eden öksürük nöbetleri görülüyor” açıklamasını yaptı. Bölgedeki farklı enstitülerin dahil olduğu araştırmada semptomların yanı sıra çekilen röntgende de korkutucu sonuçlar ortaya çıktı. Bilim insanlarının yaptığı araştırmaya göre “sağlığına kavuşan” hastaların haftalar sonra hastaneye geldiklerinde yapılan testlerde yüzde 88’inin ciğerlerinde hasar meydana geldiği belirlendi. Bahsi geçen hastaların bir süre sonra ikinci kez kontrolden geçtiklerinde ise ciğerlerindeki hasar oranının yüzde 56 olduğu belirtildi.
 

Kış dönemini tsunami olarak görürüz


Türkiye'de corona vaka sayıları hızla artarken yükselişin önüne geçmek için alınan tedbirler ve yapılan uyarılar da sıklaştı. Bu kapsamda çarpıcı bir uyarı da Prof. Dr. Kemalettin Aydın'dan geldi. Yaz dönemiyle birlikte toplumda tedbirlerin gevşetildiğine işaret eden Prof. Aydın  "Yaz modunda devam edersek, kış dönemini 2'nci dalga değil de tsunami olarak görürüz" dedi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kemalettin Aydın Türkiye’nin yaz aklı ve kış aklı olduğuna inandığını söyleyen ve yaz dönemiyle birlikte toplumda tedbirlerin gevşetildiğini ifade etti. Aydın “Yaz modunda devam edersek, kış dönemini 2’nci dalga değil de tsunami olarak görürüz” dedi.

Yorumlar (0)