26.11.2020, 05:49

Şiddetin kördüğümü

Amcamın ikinci eşi olan çok sevdiğim bir yengem vardı. İkisi kavga etmeye başladıklarında amcam  yengeme dayak atardı. Bu duruma hiçkimse de karışmazdı. Amcam yengeme vurur sonra da evden kovardı. Yengem de olayı öyle kanıksamıştı ki  ‘’karnım aç önce yemek yiyeyim de sonra giderim’’ derdi. Birlikte yemek yemeğe başlarlar  ve aralarında bir sohbetle az önce yaşanmış kavga hiç yaşanmamışcasına unutulur giderdi. Başka bir kavga sonrasında bu sefer yengem “ineği sağmadım, sağayım da öyle giderim’’ derdi. İnek sağ, danaya bak vs. derken işlere dalar bir türlü gidemezdi - gitmezdi. Zaten gidecek yeri de yoktu. Bir düzine çocuk vardı, onları bırakıp da gidemezdi. Bu gün yaşanan vahşi cinayetler, bizi “keşke çiftler arasındaki bütün kavgalar böyle olsa” dedirtir hale getirdi.
        İnsanoğlu sevdiği bir canlıyı nasıl olur da dayakla terbiye edebileceğini düşünebilir. Az gelişmiş veya ehlileşmemiş bir duygu değil mi bu. Eğer bu duygu ehlileştirilemiyorsa insani çerçevede, demek ki etkin ve kalıcı çözümler için bilimsel araştırmalara ve bu araştırmaları temel alan uzun vadeli ve akılcı devlet politikalarına ihtiyaç vardır.
        Şiddet; eğitim, düşünce özgürlüğü, hukuk ve adaletin olmadığı toplumlarda artar.
Dünya Sağlık Örgütünün 79 ülkede yapmış olduğu araştırmada, fiziksel ve cinsel şiddet gören kadın oranı %30’un üzeride. Türkiyede bu oran %39. Bu oranlar sadece fiziksel ve cinsel şiddeti içeriyor, diğer taraftan işyerlerinde uğradıkları mobing de ayrıca eklendiğinde bu oran kimbilir kaçlara kadar çıkacaktır. Aynı işi bir kadın, erkeklere göre %28 daha ucuza yapıyor, bu da eğitim seviyesi ne kadar yüksek olursa olsun.  Kadın her ortamda bir şekilde şiddete maruz bırakılıyor.
Şiddetin temel sebeplerine gelince; kadınlar yüzyıllardır her alanda bastırılmış, kendi benliklerini ortaya koyamamışlardır. Kendi eş seçimlerini bile kendileri yapamamış, küçük yaşta zorla evlendirilmişlerdir. Kadın ve erkeğin düşük eğitim seviyesinde olması, düşük gelir seviyesine sahip olmaları, kadın erkek arasındaki şiddetin artasına neden olmuş bu aşamada düşecek görünmüyor.
             Kadın ya da erkek kişisel özellikleri bakımından kendi kendine yetebilen yetenek ve özelliklere sahip olmalıdırlar. Bir kadın tüm beklentilerini erkeğe ,bir erkek de tüm beklentilerini bir kadına yüklememelidir. Eğitim olaylara bakış acısını %80 oranında çözmektedir.
              Kadınların mağduriyetini gidermenin en önemli yollarından biri, kız çocuklarına yeterli eğitim olanağı vermek ve hayatta herşeye karşı dirençli ve tek başına yaşama becerisini kazandırmak gerekir.
Eşler arasında yaşanan şiddetin hoş görülmediği, kadın erkek arasındaki toplumsal eşitsizlikleri ve kadına karşı şiddetin önlenmesinde yasal düzenlemelerin yapılması. Şiddeti engellemenin yollarından biri olabilir. Burada İstanbul sözleşmesini hatırlatmak, bunun üzerinden koparılan fırtınalara yasa düzenleyicilerinin kadın gözünden bakmalarını istemek hepimizin görevi. İstanbul sözleşmesine dinsel ve kültürel gözden bakmadan ve uygulama yönünde olumlu adımlar atmak suretiyle kadına şiddeti bu günkü seviyeden çok geriye götürecektir.
Yıllarca kadına karşı şiddete karşı çıkarak durumu  kendimizce değiştirmeye çalıştık, ancak gelinen noktada  şiddeti önleyebilmiş değiliz. Beraber yan yana şiddetsiz ve insanca yaşamak kadının kendini güçlendirmesiyle mümkün olacaktır. Kadının güçlenmesinin en önemli yolu da, iyi bir eğitim, iyi bir meslek ve özgür bir duruştur.

Yorumlar (0)