25.11.2020, 05:42

Siirt semalarında 1 saat 15 dakika

Türkiye’de siyaset, devlete teslim olmuş ideolojilerin bir tür cenneti; çünkü siyaset ve siyasetçi, nedendir bilinmez, devleti aşma ihtiyacı duymaz. Oysa devlet bir vasıta, araç yani, üstelik ideoloji denilen geniş ailenin küçük bir ferdi. Din, ekonomi, kültür ve hatta bağımsız olabilse siyaset bile, devlet aparatından daha üst bir rütbe. Dünyada işler böyle sıralanıyor ama Türkiye’de her zaman ve dönemde sıralamanın tepesinde hep devlet, görkemli yerini aldı. İşte Türkiye’de devlet-siyaset ilişkisini baş aşağı sallandıran bu inanç ve algıdır. Bir toplum, bütün gücüyle sadece devletini öncelikler listesinin en başına alınca, ilkeler, etik, ve ahlakta hızla aşınıyor, itibar kaybediyor.

Son bir aydır siyaset dünyasında olup biten ve ama “bu kadar da değil” dediğimiz her şeyin olup bittiğini hep beraber yaşadık, yaşıyoruz.

Yüz seksen derece değişen siyaset dilinin devlete yansımasının hiç kolay olmadığını ve son beş yılda yaşanan düşmanlaştırıcı dilin, ülkeyi uzun bir dönem daha zehirleyeceğini görmemek, saflık olacak diye düşünüyorum.

Hayatın hemen hemen her alanına yansımış olan bu zehirli dil ve duruşun en vücut bulmuş halini Devlet mekanizmalarında görüyoruz.

Ne demek istediğimi yaşadığım uçak yolculuğu ile anlatayım size.

Dün, Gelecek Partisi’nin Siirt il kongresini izlemek için uçakla Siirt’e giderken -evet giderken diyorum ama- bir türlü Siirt hava alanına inemedik, neredeyse bir buçuk saat havada bekletildik.

Pilot sürekli “Sayın yolcularımız, meteorolojik nedenlerden ötürü Siirt hava alanına inemiyoruz, yeteri kadar yakıtımız vardır" diyordu.

Bu anons her on dakika da bir tekrar ediliyordu.

İstanbul-Siirt arası bir saat 15 dakika.

Biz o süreye ilaveten tam bir saat 15 dakika Siirt semalarında dolaştık.

Evet, Siirt hava alanının üzerindeyiz, ama inemiyoruz!

Sis var deniliyor, ama camdan bakılınca yer görünüyor ve sis yok.

Dakikalar geçmek bilmiyor.

Pilotun anonsu da bitmiyor.

"Yeteri kadar yakıtımız vardır "

Nihayet bir saat 15 dakika sonra uçak iniş yaptı.

Hava alanı güneşlik.

Ve sisten eser yok.

Niye, neden diye sormaya başladık, ama bir cevap alma şansımız olmadı.

Bir iddiaya göre, bizden hemen önce iktidara yakın bir işadamı özel uçakla aynı hava alanına inmişti!Ve AK Parti’nin de aynı saatlerde kongresi olduğunu öğreniyorduk.

Muhalefet liderlerinden ve Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun içinde olduğu uçak havada bir saat 15 dakika dolaşırken, iktidara yakın bir işadamının özel uçağı hemen hava alanına iniş yapabilidiyse, çok ilginç!

Meteorolojik engel, sadece muhalefet uçağı inerken oluşmuştu galiba!

Ve il kongresini saat 14’te yapmak durumunda olan Gelecek Partisi, ancak saat 16’da kongresini yapabildi.

İki saatlik gecikmeyle sanırım Gelecek Partisi’ni seçmenler nezdinde beceriksiz olarak göstermek istediler. Hiç kimse iki saatlik gecikmeyle beceriksiz damgası yemez. Ama iki saatlik bariyerlerle engellenmiş bir gecikme mutlak şekilde mağdur yaratır. Bu küçük ayak oyununu öyle sanıyorum ”güvenlik” nedenlerini bahane ederek açıklamaya çalışacaklardır. Tabi eğer, açıklama yapma nezaketi, hala bir vicdan olarak zihinlerde varlığını sürdürüyorsa.

Bürokrasinin, güvenlik yöneticilerinin ve mülki idarecilerin keyfi davranışlarını yazmıyorum bile.

Bildiğim tek şey: Bir parti devlet olmuş.

Devlet, parti devleti haline gelmiş.

Bu vahim tablo devam etmemeli.

Yazıktır…

Günahtır...

İktidar, ancak kaliteli bir muhalefetle kaliteli bir iktidar olabilir.

Yorumlar (0)