07.05.2021, 06:01

Şimdi tam zamanı!

İkizdere'de, CENGİZ İNŞAAT'ın doğa talanına karşı cıkan direnişçilere destek vermek amacıyla imza toplayan CHP'li ve Rizeli eski siyasetçilerimizi yürekten kutluyorum.

İçlerinde çok değer verdiğim siyasetçilerin de olduğu büyüklerimizin, CHP orgütü, KK İNŞAAT tarafından talan edilirken de bir bildiri ile örgüte destek vermelerini, Türk Siyasetinde "Parti içi demokrasi" konusunda dosta, düşmana örnek olarak, sürekli ezilen örgüt emekçilerimizin haklarını korumak açısından da onlara önderlik yapmalarını çok isterdim.

Her genel ve yerel seçim öncesi ile Kurultaylar sürecinde kendi üyesinin rızasını almadan (tıpkı, ormana dalan Cengiz İnşaat'ın dozerleri gibi örgütün içine dalarak) "parti içi demokrasiyi" talan eden KK inşaat''ın dozerleri arasında bir fark var mı?

Nasıl ki, Cengiz İnşaat, İkizdere halkını insan yerine koymadan ve onların rızasını almadan büyük bir saygısızlıkla ormanlara dalıyor ve doğayı tahrip ediyorsa, KK inşaat da taşaronları marifetiyle CHP Örgütünün içine dalmış ve hem üyelerini insan yerine koymamış, hem de parti içinde yıllardır oluşmuş ve olgunlaşmış demokratik teamülleri de paramparça etmiştir. Bir başka deyişle CHP'nin 90 yılda oluşmuş ve olgunlaşmış olan mayasını da bozmuştur.

Biz 1930'ların CHP'si değiliz diye kendisini tarif etme ihtiyacı hisseden Kemal Kılıçdaroğlu, 11 yıl içinde parti içi demokrasiyi 75 yıl geriye götürmüştür.

Kendisini seçen örgüt emekçilerine sormadan ve üyelerin rızasını dahi almadan onlara Milletvekillerini, Belediye Başkanlarını ve Belediye Meclis Üyelerinin yedeklerini bile ahlaki ve siyasi olmayan bir uslupla dayatarak onlara büyük bir saygısızlık yapan Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının Türk Demokrasisi'ne ve laik Türkiye Cumhuriyeti'nin güvencesi olan CHP'ye verdiği büyük tahribata karşı da eski siyasetçilerimizin, bir çift sözü yüksek sesle dile getirmelerini beklerdim.

Cevdet Sunay'ın cumhurbaşkanlığının 2 yıl uzatılması için destek vermeyen İsmet İnönü'ye, paşam neden destek vermiyorsunuz diye sorulduğunda, Sunay'ın değişmeyeceğini ve şimdiye kadar ne yaptıysa bundan sonrada aynısını yapacağını söyleyerek karşı durdugunu belirtmesi gibi, Kılıçdaroğlu'nun siyasi ömrünün uzamasına hiç itiraz etmeyenlere seslenmek istiyorum. O da 11 yılda ne yaptıysa bundan sonra da aynısını yapacaktır. Bu kişi, kendi dar kadrosundan başka kimseye umut vaadetmemektedir. Ayrıca kendisine CHP'nin sadık seçmeni de güven duymamaktadır.

Kılıçdaroğlu sayesinde CHP, program ve tüzüğündeki CHP olmaktan çıkmıştır. Parti örgütünde hiçbir proje tartışılmamaktadır. Genel Başkan Baş Danışmanı ünvanı ile partiye doldurulmuş ve hangi odaklardan talimat aldıkları meçhul bir takım zevatın hazırladığı reçeteler KILIÇDAROĞLU tarafından bir kaç ayda bir yukardan aşağıya rakamlarla sıralanmakta ve parti kazanında demlenmemiş ve parti süzgecinden süzülmemiş, günü kurtarmaya yönelik bu reçeteler örgüte lütfen sunulmaktadır. Bu, bazen 5, bazen 9 ve bazen de 13 ayrı başlıkta sıralanan vaatler dizisini, yöneticiler bile ezberleyememişlerdir. Zaten örgütün bu gibi sloganlarla organik bağı olmadığı için de hiçbir başlık içselleştirilememiştir. CHP Genel Merkez kadrosu Türkiye'nin ağır sorunlarına Kocakarı İlaçları ile çözüm bulmaya çalışmakta, her daim erken seçim dile getirilerek de örgüt "şimdi zamanı değil" uyşturucusu ile avutulmakta ve oyalanmaktadır.

Siyasetçinin kıblesi, köy ve mahalledeki seçmendir. CHP'de ise bunun tam tersi yaşanmakta olup, üyelerin kıblesi Söğütözü'ndeki ilkesiz ve ideolojisi kendinden menkul etkisiz ve yetkisiz sözde yöneticiler olmaktadır.

Neredeyse il ve ilçe başkanı olmak isteyenler bile Söğütözü'ne dönerek secde etmektedirler.

Partinin laik ve demokratik cumhuriyet düşüncesinin rehberi olan Atatürk ilke ve devrimlerinden imal edilen "CHP mayası" bozulduğu gibi, örgütün de özlem ve beklentileri toplumsal olmaktan çıkarılarak bireysel hale dönüştürülmüştür.

Programında "emek en yüce değerdir" yazan CHP'de, örgüt emekçileri iyice değersizleştirilerek, adeta RTE'nin besleme seçmenine benzetilmişlerdir. İşin en korkunç tarafı da bu emekçilerin efendilerine hiç itiraz etmemeleri ve onlara sıtkı sadakat ile bağlanmalarıdır..

Yıllardır parti içinde demokratik yarışlar yapılmadığı için, eski siyasetçilerin demokratik refleksleri dumura uğramış, yeni nesil siyasetçilerin de demokratik refleksleri hiç gelişmemiştir. Türkiye'de herkes RTE'ın ağzına baktığı gibi, CHP de de bireysel beklenti içinde olanlar KK'nun ağzına bakmaktadırlar. Onurlu ve erdemli yaşamayı ilke edinmiş siyasetçiler için bu ortam hiç cazip değildir.

Bu tespitlerimizde eksik vardır.

Fazla yoktur.

Bu böyle gitmez.

CHP böyle yönetilmez.

Eğer CHP bu sakat mantıkla yönetilirse Türkiye yalnız mali açıdan değil, siyaseten de iflas eder ve ne yazık ki dış güçlerin acımasızca tam kontroluna girer!

Peki ne yapmalıyız?

Bu sorunun yanıtı kolay değildir.

Neden kolay değildir?

Çünkü CHP içinde herşey Kemal Bey'e göre düzenlenmektedir. Tıpkı Türkiye'de herşeyin RTE'ye göre düzenlendiği gibi..

CHP içinde hak, hukuk, adalet ve demokrasinin zerresi yoktur. Bu durum parti içinde ahlaki değerleride yok etmek üzeredir..

Sözü uzatmayalım!

Pandemi sonrası, parti içinde demokratik arayış ve direniş için bir çalışma başlamalıdır. Bu arayışı ve direnişi örgütleyen üyelerden çıkacak sağlam ve dayanıklı bir kadroya CHP'nin çok ihtiyacı vardır. Eski Genel Başkanlara, Eski Genel Sekreterlere, eski ve mevcut PM Üyeleri, eski ve mevcut Milletvekilleri ile eski ve mevcut Büyükşehir Belediye Başkanlarımıza iş düşmektedir. Halk CHP'de tutunacak dal aramaktadır. Üyelerin güven duyduğu isimlerin hazırlayacakları bir manifesto etrafında CHP seçmeninin de desteği alınarak en kısa zamanda olağanüstü kurultay çağrısı yapılmalıdır. Mümkünse KK'da ikna edilerek, bir kurucu meclis mantığı ile CHP yeniden yapılandırılmalı ve CHP, kendi tüzük ve programına sadık, Atatürk ile sorunu olmayan bir kadro ile seçmene umut ve güven vermelidir.

Başta, CHP Genel Başkanı ve Genel Merkez bürokrasisi dahil PM ve MYK olmak üzere mevcut il ve ilçe yönetimleri Türkiye üzerinde çok ağır bir yük haline gelmişlerdir. Mutlaka içlerinde bunu hisseden ve görenler de vardır. CHP kadroları yeni bir heyecanla tepeden tırnağa değişmediği takdirde demokratik ve laik cumhuriyete sadakat ile bağlı olan seçmen büyük bir umutsuzluk içine düşecektir ki korkarım bu durum, vatanın bütünlüğü, milletin birliği ve devletin tekliğini tartışılır hale getirecektir..

Türkiye çok zaman kaybetti.

Artık tahammülümüz yok!

Kendisini Türk Ulusu'na borçlu hisseden eski, yeni tüm CHP liler ile demokratik ve laik cumhuriyeti ilelebet payidar kılmaya and içmiş olan tüm siyasetçilere görev düşmektedir.

Siyaseten seferberlik günlerini yaşıyoruz.

Ayağa kalkma zamanıdır..

Yorumlar (0)