05.12.2017, 11:46

Sorumluluk bilincimiz

Insanlara eğitim/öğretim çağında verilen her bilgi onun daha bilinçli, daha kaliteli bir yaşam sürmesini temin etme maksadına yönelik eziyetli bir uğraştır. Bu uğraşı sonunda toplumsal düzenin olumlu anlamda işleyişi de sağlanmış olur. Yaşam kolaylaşacağından yaşanılır bir hayat ortaya çıkar, insanlar yaşamaktan haz alırlar. Bu olgunun pratik hayatta gerçeğe dönüşmesi, ancak çocukluk zamanlarımızda bize verilen değerleri sorumluluk ve mesuliyet bilinci ile korumamıza, uygulamamıza bağlıdır. Çünkü sorumluluk, dünyada huzur ve saadet getirecek vazgeçilemez bir olgudur.
Peki, bizde nasıl oluyor? bir bakalım:Herhangi bir şeyi koruyup kollayan, görüp gözeten anlamına gelen ve kendisine emanet edilen sürüyü gütmesi, koruması sebebiyle çobana "rai" denmiştir.Devlet başkanından hizmetçiye kadar her fert, bir sorumluluk altındadır. Bu anlamda devlet reisi milletinin huzur ve güveninden sorumludur. Baba, ailesinin, çoluk çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamaktan, onlara değerlerini öğretmekten, onları her türlü yanlış ve yasaktan koruma noktasında sorumluluk sahibidir.
Anne, evinini her türlü fitne ve kötülükten koruyacaktır. Çocuklarının terbiyesine gereken önemi verecek, onları dürüst ve şerefli birer şahsiyet olarak yetiştirecektir.Yazar, okuyucusundan sorumludur. Onlara gerçeği, doğruyu ve güzeli aşılayacaktır. Haysiyet sahibi bir yazar, yazılarında din, vatan, millet ve fazilet düşmanlığı yapamaz.
Memur, işçi işinden sorumludur. İşinin hakkını verecektir. Doktorun hastanedeki davranışı kendi özel bürosundaki ile çelişmeyecek, avukat, haksız davaları bilerek savunmayacak, hülasa herkes hayatının bütün safhalarında yaptıklarından sorumlu olduğunu unutmayacaktır. Altında son model araba, sırtında markalı elbise ile arabanın camından sigara izmaritini, içtiği suyun pet şişesini caddeye fırlatan adamdaki sorumluluk bilinci irdelenmelidir. Çünkü, tabii denge böyle bozulmakta, çevre kirliliği oluşmakta, hayat yaşanmaz hale gelmektedir.
Sokağa, caddeye gelişigüzel, sağlı sollu park yapmanın sonucunda yollardan araba değil bisiklet bile geçemeyecek durumlar oluşunca;- yangın oluyor itfaiye giremiyor,-soygun oluyor polis ulaşamıyor,-hasta oluyor ambulans giremiyor...Tüm bu kepazelikler sorumsuzca yapılıyor, sokak ve pazarlarda mafya bozuntuları kol geziyor, canlara kıyılıyor, ocaklar sönüyor, sonra da özgürlük, daha çok demokrasi naralarıyla hak aranıyor ve bunları yapanlara 'Müslüman' deniyorsa; vay halimize…!
Ürettiği sucuğa domuz eti katanı, ölmüş hayvanın etini satanı, ağdayı bal diye yutturanı, tereyağına mısır unu katanı bu toplum kendi içinden ne zaman temizleyecek, nasıl ayıklayacak?Hayat ne zaman yaşanılır olacak, yaşam kalitemiz ne zaman özlediğimiz şekle dönüşecek?Doğrusu, ümit dağın ardında olsa da..., yine de ümit etmek gerek. Sevgi ve saygı ile. 

Yorumlar (0)