05.03.2021, 06:54

Söz yaşamın; "Annen yok kimsen yok"

"Annen öldüğünde hiçbir şey istemeye hakkın yok hep başkalarının dediğini yapmak zorunda hissedersin." Doğan Cüceloğlu

Sevgili Doğan hocanın bu sözü üzerine sadece “Attan düşenin halini attan düşen anlar” diyebilirim.

Aslında yaşanan bu ayrılık ilk ayrılık değildir, doğduğu gün göbek kordonu kesildiğinde de insan annesinden ayrılmıştır zaten.

Biz insanlar aslında tüm duygularımızı tek başına yaşayan zavallı korunaksız varlıklar değil miyiz? Öyleyse neden bu hezeyan?

Kolu kanadı kırılmış hisseden biri nasıl ayağa kalkar nasıl savaşır acıyla kederle, kırılgan küskün ruhunu nasıl iyileştirir? Demlenerek; acıya demlenerek, özleme demlenerek, yalnızlığa demlenerek. Öyle birini düşünün ki hassas, kırılgan, naif, hiç savaşmamış güç göstermesi gerekmemiş. Onun yerine her zaman arkasında duran karşılıksız ve çıkarsız seven koruyan, kömür karası yürekli insanlardan! kollayan, senin yerine hayatının on sene sonrasının bile planını yapan engelleri yolundan bir bir temizlemeye çalışan biri var. Sonra bir gün hiç hazır olmadığın belki de hiç bir zaman hazır olamayacağın yoklukla yüzleşirsin. Tepetaklak olursun için kavrulur burnunun direği sızlar. Başbaşasındır acınla, yalnızlığınla, kömür karası yürekli insanlarla. "Öyle prens prenses halleriyle olmuyor çek acını beter ol" der kara yürekli insanlar! İnsanların sadece aynı yerden canları yandığında sizi anladığını görürsün. Yavaş yavaş demlenen kişi, çıkış arar acıdan yalnızlıktan. Önce kabullenir "Annen yok kimsen yok" yalnızdır, tek güç sensin der. Bir iç ses yaratır, anne iç sesi bu ses "yalnız değilsin dinle beni" der. Bazen güç cesaret verir bazen yapma sakin ol bekle der. Sonra ne mi olur? Tıpkı Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğar. Kırılmış, incinmiş, örselenmiş ama demlenmiş ruhuyla ayağa kalkar. Tek güç kendisidir. Acıyı, özlemi, yalnızlığı yaşamış kendini yerin on kat dibinden çıkarmıştır. Bazen sorar kendine hayatın anlamına ermek acıyla demlenmek midir?

Çok şaşırır bazen insanların dert tasa yaptıklarına, bardak kırılmıştır üzülür en sevdiğim takımdı der, yemeği yakar karalar bağlar ne yiyeceğiz şimdi der, topuğu kırılır lanet olsun hep mi beni bulur der. Mutsuz olmak için hep bir sebebi vardır çerçevenin bütününe bakmaz hiç, orda takılır kalır. Küçük mutsuzluklardan koca bir mutsuzluk çemberi örer kendine.

Oysa ki şu korktuğumuz hep uzak gördüğümüz ölüm aslında ne çok yakındır bize sevdiklerimize. Şuan bir pıhtı kalp damarlarımızı tıkıyor olabilir, bir kanser hücresi harekete geçmiş olabilir, sarhoş bir sürücü direksiyonu üzerimize kırmış olabilir...

Hayatın özünde hiçbir anlamı olmadığı gerçeğini ne zaman idrak eder insan acıyla kavrulduğunda mı?

"Sevgili Doğan Cüceloğlu hocamızın devri daim olsun huzurla uyusun."

Yorumlar (1)
Ali Demirbaş 1 ay önce
Daha güzel anlatılamazdı. Kalemine, yüreğine sağlık.