22.11.2020, 06:10

Tam kapanma yalan oldu aç kapaya döndük!

TÜRKİYE'de Pandemi döneminde yapılan yanlışlıklar yüzünden Ağustos ayından bugüne Corona virüse yakalanma ve ölüm sayıları hızla artmaya başladı. Son olarak ülkemizde Corona virüs vaka sayısı yüzde 300 arttı. Sadece aile hekimliği verilerinde Türkiye genelinde günlük vaka sayısı 47 bin 629’a, İstanbul’da günlük vaka sayısı 12 bin 631’e ulaştı. TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı TTB’nin açıkladığı günlük 87 bin vaka görüşünün abartılı görülse de aile hekimlerinden edinilen bilgilerin de bunu doğruladığını kaydetti. Fincancı, “TTB olarak sorumluluğumuz, insanların ölümlerinin engellenmesi ve hastane yoğunluklarının azaltılması için hazırladığımız tedbir paketinin uygulanması için zorlamaktır” dedi. Sonuçta ekonomik yönden de zorda olan iktidar Corona ile mücadelesinde "Tam Kapanma" yerine "Aç-Kapa" modelini seçti. Buna göre virüsün en etkin bulaşma saaatleri ! Akşam saat.20.00 ile sabah saat 10.00 olarak açıklandı ! Virüs keçisi olarak ise toplu taşıma, AVM'ler yerine kahve ve lokantalar seçildi. Yani kısaca bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete...

Ana amacı ekonomik olan ve "Güvenli ülke" Türkiye imajı ile Corona'yı yok sayıp turizmi yaz aylarında yaşatmak isteyen yönetim anlayışının başına Corona Virüs büyük bela açtı. Sayıları saklayarak, bilgi paylaşımını en aza indirgeyerek ölüm nedenlerinie "Bulaşıcı Hastalık" yazdırıp Covid-19 belasından "Şark Kurnazlığı" ile çıkmak isteyen siyasi iktidar bunu başaramadığı gibi hastalığın da kırana dönüşmesine yol açtı. Teker kırıldıktan sonra yolgösteren çok olur elbette. Peşinden de Türk usulü yeni bir yasaklar dönemi başlatıldı. Ancak verilere baktığımızda tablo maalesef çok kötü.

Corona gece bulaşıyor!

Corana da vaka sayıları gizlenemez hale gelip ülkenin dört bir yanı "Haya eve Sığar" uygulamasında "Kırmızı" renge bulanınca Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplanarak Covid-19'da görülen artışlar ve salgının ikinci yükselişini önlemek amacıyla alınacak tedbirleri görüştü. Tedbirler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı.Daha sonra İçişleri Bakanlığı genelgeleri ile de neler olacağı belirlendi.

Güzel bir benzetmedir. “Salgına karşı tedbir almak hamilelik gibidir. Azı olmaz, ya tam olur, ya olmaz” Virüsle mücadele de aynen öyle.Ya mücadele edersin ya etmezsin.Biraz mücadele olmaz.Ucundan acık mücadele, hiç mücadele etmemekle eşdeğerdir. Sadece acıyı uzatır.

Salgının nasıl önlenebileceği ve aslında en fazla nasıl yayıldığı konusunda Türkiye’yi yönetenlerin hiçbir fikri yok. Coronavirüsün sadece lokantalarda ya da gece bulaştığı düşünülüyor. Milyonlarca çalışanı ile cafeler ve lokantalar yine “virüs keçisi” seçildi.

Elbette ki, sosyal mesafe dinlemeyen, kurallara uymayan, müşterilerini dipdibe masalarda oturtmaya devam eden, yeni döneme uygun hareket etmeyen lokanta kapatılmalı, cezalandırılmalı ama tüm lokantaları kapatmak akıllıca bir iş değil. Velev ki, tam kapatma dışında. Salgını hızla aşağı çekmek için tek bir çare var ve bunu yazıp söyledik.Tam kapanma.Bir seferde, en az iki hafta tam kapanma.

Ne sadece lokantayı kapayarak ne sadece gece gezmelerini engelleyerek bu illeti durduramazsınız. Çünkü herkes biliyor ki, bu işin asıl bulaşma mekanizması toplu taşıma, toplu taşıma, toplu taşıma. Otobüs, minibüs, metro. Bunu en iyi bilen İstanbul Valisi. Bunun için esnek mesaiye geçmeye çalıştı. Geçti mi? Kendine bağlı kamuyu geçirdi. Özel sektörü de geçen hafta itibarıyla biraz geçirdi ama sadece biraz. Mesai az esnedi. Haliyle etkisi de az oldu.Bu anlaşılması hayli zor önlemler de mutlaka bir yavaşlama, hafif bir düşüş getirecektir ama “hafif.” Bakın Fransa’ya.7 Kasım’da bir günde 88 bin 900 yeni vaka tespit etti. Hemen tam bir kapanmaya geçti.10 gün sonra 17 Kasım’da tespit edilen vaka sayısı bir anda 14 bine geriledi.Diyeceğim o ki, böyle yarım yamalak tedbirler hiç yoktan iyidir.Ama sadece lokantaları belirsiz bir süre kapatarak coronayı değil, lokantacıları yok edersiniz.Oysa 15 günlük tam kapanmayla virüsü bayağı bir etkisiz hale getirirsiniz.Kimse de 15 günde batmaz..gedlğimiz nokta facia. 127 vefat sayısı ile 19 Nisan günü Türkiye ölümlerde zirveye ulaşmıştı. O gün yoğun bakımda yatan hasta sayısı 1.922, vaka sayısı da 3.977 idi.19 Kasım itibariyle resmî vefat sayısı 123, ağır hasta sayısı 3.850, hasta sayısı 4.542. Vehametin farkında mısınız? Dünkü açıklanan 20 Kasım 20 Covid-19 verilerine göre ; Maalesef hastalarımızdan 141' i daha vefat etti. Toplam vefatımız 12.084 oldu. Virüs başlangıcından beri en yüksek vefat gününü yaşadı Türkiye. Korkarım bu acı katlanarak artacak

Hastaneler alarm veriyor

Bakanlık verilerine göre günlük hasta sayısı 5 binin üzerine çıkarken yoğun bakım hasta sayısı da o civarda. Ancak gerçek böyle mi? Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve TTB Aile Hekimliği Kolu, “Aile Hekimliği Pandemi Anketi Kasım 2020” sonuçlarını kamuoyuna açıkladı.Toplantının açılış konuşmasını yapan Dr. Nuri Seha Yüksel, TTB olarak alınması gereken önlemleri her fırsatta dillendirdiklerini ancak önlemlerin etkin biçimde alınamaması sonucu ürkütücü bir tablo ile karşı karşıya kalındığını söyledi. Dr. Kazım Doğan Eroğulları da “Maalesef salgının kontrolü kaybettik. Suçu ve sorumluluğu vatandaşa, yükü sağlık çalışanına yıkan, ikinci basamakta, yani tedavi edici hekimlikle karşılanan bir pandemi ile mücadele anlayışı başarılı olamayacaktı ve olamadı da” diye konuştu.

Veriler acı gerçekleri söylüyor

“Aile Hekimliği Pandemi Anketi Kasım 2020” sonuçlarını ise Dr. Emrah Kırımlı paylaştı. 73 ilden 1270 aile hekiminden alınan verilere göre;Sadece aile hekimliği verilerinde Türkiye genelinde günlük vaka sayısı 47 bin 629’a, İstanbul’da günlük vaka sayısı 12 bin 631’e ulaştı.Aile hekimi başına 59,59 hasta ve 19,79 COVID-19 hastası düştü. İstanbul, Bursa, Ankara, İzmir, Antalya ve Gaziantep artışın en fazla olduğu kentler oldu.Aile hekimlerinin yüzde 91’i vaka sayılarının arttığını, sadece yüzde 4’ü vaka sayılarının azaldığını söyledi.Vaka sayılarının artmasıyla telefonla izlem oranı yüzde 76’dan yüzde 66’ya geriledi.Aile sağlığı merkezlerinde COVID-19 geçiren sağlık çalışanı oranı yüzde 49’a yükseldi.Hiç tükenmişlik hissetmediğini söyleyenlerin oranı sadece yüzde 2’de kalırken; arada sırada tükendiğini hissedenlerin oranı yüzde 32, tükenmiş hissedenlerin oranı yüzde 66, tamamen tükenmiş hissedenlerin oranı yüzde 18 oldu.

Özellikle başta İstanbul olmak üzere hasatanelerin durumu da oldukça kötü. Sağlık çalışanalrı tükendi. Gece gündüz demeden mücadele ediyorlar ama umursamaz bir toplum yüzünden canlarını veriyorlar.

20 günde rekora koştuk

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, 1 Kasım’da 2 bin 100 olan günlük vaka sayısının 19 Kasım itibariyle 4 bin 552'ye yükselmesi ile ilgili olarak açıklamalarda bulundu. Saip, “Söz konusu rakamlar Sağlık Bakanlığı'nın tablosuna yansıyanlar. Bunların içinde testi pozitif olup evde takip edilenler ve testi negatif olup tedavi görenler yok. Gerçek tablonun bu rakamların çok üstünde olduğunu biliyoruz” diye konuşarak alarm veren artışların ana nedenlerini şöyle sıraladı:

1) Açılmanın kontrolsüz yapılması.

2) Koruyucu hekimliği önceleyen alt yapımızın yetersiz olması.

3) Havanın soğuması ile birlikte insanların kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirmek zorunda olması. Virüs kapalı ve kalabalık ortamlarda daha kolay yayılıyor.

4) Okulların yeterli önlemler alınmadan açılması.

5) İnsanların toplu olarak bulunduğu fabrikalarda, iş yerlerinde, alışveriş merkezlerinde, lokantalarda, toplu ulaşım araçlarında maske, fiziksel mesafe, yeterli havalandırma ve hijyen kurallarına uygun koşulların sağlanmaması.

6) İnsanlarda salgının bittiği algısının oluşması.

7) Ağır olmayan hastaların evlerde tedavi edilmesi, bu hastaların test sonucu çıkana kadar toplum içinde dolaşması. Ortada hiç salgın yokmuş gibi parti kongrelerinin, toplu açılışların yapılması toplumda salgına karşı duyarlılığı azalttı” diye konuşan Saip, “Yetersiz olsa da bazı kısıtlamaların yapılmış olması duyarlılığı arttıracaktır. Ne kadar çok insan hasta olursa maalesef o kadar çok ölüm olacaktır..

Bilim Kurulu Üyesi Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Nilay Etiler ise "Aslında 1 Haziran'da tam açılma olduktan sonraki 14 günde bir artış yaşandı, sonrasında hasta sayısı durağanlaştı” diye konuştu.

Ağustos ayının ortasına kadar benzer düzeyde seyretti. Yaz aylarında havaların sıcak olması, insanların daha çok dış ortamda bulunması ve büyükşehirlerde nüfusun azalması gibi nedenlerle vaka sayıları düştü. Yaz mevsiminin bitmesi ile kentlere dönüş hızlandı, okullar açıldı, havaların soğuması ile birlikte insanlar kapalı alanlarda zaman geçirmeye başladı ve virüsün yayılımı da hızlandı” dedi. Bakan Koca'nın semptomsuz vakalarla ilgili açıklamalarının tamamen hekimlerin kendi aralarında söylediği gibi “klinik bakış açısı” olduğunu söyleyen Etiler, halk sağlığı bakış açısında belirtili olsun belirtisiz olsun tüm biçimlerin göz önünde bulundurulduğunu, alınacak önlemlerde bu durumun çok önemli olduğunu vurguladı. Bu durumda enfekte ama belirtisiz kişileri saptamak daha önemli hale geldiğini, o nedenle en başından beri yaygın test önerdiklerini de kaydetti.

Hasta sayısı yüzde 300 arttı

TTB Aile Hekimliği kolunca yapılan ankette Aile Sağlığı Merkezi(ASM) çalışanları arasında COVID-19 geçirenlerin oranı bir ayda %41’den %50’ye çıktı. Her üç aile hekiminden ikisi “Tükendim, baş edemiyorum” diyor. Anketie yanıt veren aile hekimlerinin %92’si hasta sayılarının arttığını söylerken, salgının maalesef tüm Türkiye’de hızla artmakta olduğunu söyleyebiliriz.

Anket Döneminde En Az 500 Bin Kişi PCR+ ve 1.5 Milyon Kişi Evde İzolasyondadır.

“Hasta ve temaslının evde kalmasını sağlayacak maddi imkân temin edilmeli.”Anketimizden elde ettiğimiz verilere göre Türkiye genelinde aile hekimi başına ortalama 19,79 PCR+ ve 59,59 izlem hastası düşmektedir. İstanbul için bu sayılar 31,12 ve 87,9’dur. Sağlık Bakanlığının açıkladığı en son aktif aile hekimi sayısı Türkiye için 24082, İstanbul için 4059’dur. Bu sayılar ile yaptığımız hesaplamaya göre Türkiye’de aile hekimlerinin listesine her gün 47629, İstanbul için 12631 yeni PCR+ hasta eklendiğini tahmin etmekteyiz.. Hastanede yatarak takip edilen COVID19 hastaları bu listede değildir.

Aile hekimleri tükendi

“Bu iş sürdürülebilir olmaktan çıktı. Gebelere, bebeklerime ve hastalarıma vakit ayıramıyorum”

Kasım ayı çalışmasında aile hekimlerinin yüzde 49,5’i kurumlarında en az 1 sağlık çalışanının COVID-19 geçirdiğini belirtmiştir. Eylül ve Ekim ayları çalışmasında yüzde 40 olan bu oran salgının tepe yaptığı bu dönemde yüzde 25 oranında artmıştır. Sağlık Bakanlığı verileri açıklamasa da sadece bu 1 aylık dönemde binlerce aile sağlığı merkezi çalışanının COVID-19’a yakalandığı görülmektedir.Çalışmada 3 aile hekiminden 2’sinin tükenmişlik yaşadığı görülmektedir. Beş seçenek arasından yapılan tükenmişlik sorgusunda en şiddetli tükenmişlik göstergesi olan “Tamamen tükenmiş hissediyorum ve bununla nasıl çalışmaya devam edebilirim bilemiyorum.” diyen aile hekimi oranı yüzde 18.5’dir.

Evde takip edilen

en az 500 bin hasta

Ortalama vaka sayılarının geçen aya göre 3 kat arttığı ve tüm Türkiye’de artışın olduğu bir dönemde evde takip edildiğini düşünülen yaklaşık 500 bin COVID-19 hastası vardır. Orta şiddette hastalar ya da semptomları ağırlaşan hastaların evlerinde ne yapacağını bilmez halde kaldıkları katılımcıların yazdıklarından anlaşılmaktadır. Acil müdahale gerektiren hastalar ne yapıyor diye sorduğumuzda çözüm olarak gelen yanıtlarda, hastaların yüzde 60’ı kendi araçları ile hastaneye gittiği, yine benzer bir oranının ASM’ ye telefonla ulaştığı, yüzde 18 oranında ise doğrudan ASM’ye geldiği bildirilmiştir. Çözüm bulamıyorlar diyen aile hekimi oranı ise yüzde 25’dir. Bulantı, ağrı, sonuç öğrenme gibi hastalığın doğasında olan daha hafif sorunlar içinse telefonla ulaşanların oranı yüzde 86, ASM’ye geliyorlar oranı yüzde 23’tür.

Bu sonuçlar salgın yönetiminde evde kalan hastaların acil ya da hastalığın seyrinde olan sorunlarla başa çıkmada önemli sıkıntılar yaşadığını göstermektedir. Salgının bu kısmı için düzgün bir planlama yapılamadığı anlaşılmaktadır."Filyasyon ekipleri ve aile hekimleri ne kadar çabalarsa çabalasın 1,5 milyona yaklaşan vaka ve temaslı sayısıyla baş edebilmenin zor olduğunu düşünüyoruz." diyor TTB ve aile hekimleri.

BAKAN KOCA ÖLÜ

SAYISINI AÇIKLADI

Sağlık Bakanı Koca, Türkiye’de ölüm bilgilerinin iki kaynakta toplandığını, bunlardan birinin belediyelerin e-Devlet veri tabanında da yer alan defin sayıları olduğunu, diğerinin ise Türkiye İstatistik Kurumu olduğunu belirtti.

Söz konusu iki ayrı veri tabanının birlikte kullanımının yanlış olduğuna ifade eden Koca, ölüm raporlarında bulunan bazı kategorik bilgilerin de yanlış yorumlandığının söyledi.Ölüm sayıları konusuna açıklık getirdiğini ifade eden Bakan Koca, ölüm bildiriminde kullanılan formun yeni olmadığını vurguladı.Koca, bu formun 2013’ten itibaren kullanıldığını anımsatarak, bu belgede yer alan iki hanenin önemine işaret etti. Koca, belediyelerin e-Devlet veri tabanında yer alan mezarlık bilgi sisteminde söz konusu ildeki defin sayılarının yer aldığını belirtti.TÜİK verilerine göre, geçen yılın 9 ayında ölüm sayısının 329 bin 274, yıllık öngörülen yüzde 2 oranında artışla bunun şimdi 336 bin 518 olmasının beklendiğine işaret eden Fahrettin Koca, şunları kaydetti:

“Bu yılın ilk 9 ayında Kovid-19 kaynaklı ölümler dahil 339 bin 26 ölüm gerçekleşmiştir. Yani aradaki fark 7 bin 244’tür. Kovid-19 kaynaklı tespit edilmiş ölümlerin sayısı 8 bin 62’dir. Ölüm nedenleri, TÜİK tarafından Dünya Sağlık Örgütünün standart sınıflamasına göre yayımlanır. Bu sınıflamada, enfeksiyon ve parazit hastalıkları başlığı altında 21 alt başlık ve 932 hastalık bulunmaktadır. Sadece Kovid değil. Bağırsak enfeksiyonları, hepatit, tüberküloz bunlardan bazıları. Kovid-19 şu an için en çok akla gelenidir. Geçtiğimiz yılın ilk 9 ayında 21 başlık altındaki 932 hastalık sebebiyle ölüm sayısı 8 bin 977’dir. Bu yıl ise Kovid hariç 8 bin 785’tir. Geçen yıla göre üstelik daha azdır. Kovid ölümlerinin ‘bulaşıcı hastalık’ başlığı altında verilmediği açıktır. Bunları sırf bulaşıcı hastalık sebebiyle ölüm diye Kovid-19 hanesine yazmak yanıltıcıdır.”

Ağır hasta 8 kat arttı

Koca, Kovid-19 vaka ve hasta konusuna da değinerek, dünyada ülkeler arasında test politikası birliği olmadığını söyledi. Bazı ülkelerin sadece solunum güçlüğü çekenlere bazılarının ise hastanelerde yatanlara test yaptığını, açık test politikaları uygulayanların da bulunduğunu dile getiren Bakan Koca, uluslararası bildirimlerde Türkiye’nin sadece semptomlu hastalara test yapan ülkeler arasında sayıldığını bildirdi.Vaka sayılarının da bu açıdan kıyaslandığını, DSÖ’nün de böyle bildiğini aktaran Koca, Bakanlık rehberinde de “semptomu olanlara test yapılır” şeklinde yazıldığını belirtti.

Uyumsuzluğa yol açmamak ve normalleşmeyle birlikte dünyanın test politikasından vazgeçtiğini, sadece solunum sıkıntısı olan hastalara test yapılmaya başlandığını o dönemde Türkiye’nin kesitsel taramalar, havaalanları ve sporcular gibi pek çok tarama yapıldığını dile getiren Fahrettin Koca, şöyle devam etti:

"29 Temmuz’dan bu yana ağır hasta sayımız 8 kat arttı. Bu, vatandaşımızı ve sizleri uyarmıyor mu? Ağır hastamız 8 kat artıyor. Evde semptomu olmayan, hastaneye yük olmayanın sayısı mı sizin için önemli? Bu dönemde şundan emin olun. Pozitif olup semptomu olmasa bile bütün vatandaşlarımız takibe alındı. Filyasyon yapıldı. Bütün vatandaşlarımız telefonla arandı. Bütün vatandaşlarımız HES koduna işlendi. HES kodunda gördüğünüz bütün vatandaşlarımız, herkes orada.”

Gerçekler farklı

CHP Ordu Milletvekili tıp doktoru Mustafa Adıgüzel, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 14 Kasım'da İstanbul'da bulaşıcı hastalıklar sebebiyle 164 kişinin yaşamını yitirdiği açıklamasını anımsatttı.Sağlık Bakanlığı’nın COVİD-19’dan vefat edenlerin sayısını 103 olarak açıklamasına karşı şu bilgileri paylaştı: "Verdiği sayı 103. İstanbul, Ankara ve İzmir cenaze dairelerinden, resmi COVİD pozitif olan, doktorların imzalayıp başhekimlerin onaylayıp defin işlemlerini yapsın diye gönderdiği sayı, İzmir için 17 Kasım tam rakam 50, Ankara için 38, İstanbul için 164. Dün itibariyle Ankara, İstanbul ve İzmir’de COVİD-19’dan vefat eden, belediyelere intikal eden vefat sayısı 252. Bu üç ilimizde 25 milyon insan yaşıyor. Bunu 83 milyona projeksiyonlarsanız 836 cenaze yapıyor. Bu sadece pozitif vakalar. Bir de testi negatif çıktığı halde, COVİD-19 tedavisi alan ve vefat eden bir bu kadar daha sayı var. Bu şu demektir. Türkiye’de bugünlerde bin-bin 500 arasında insanımız COVİD’ten vefat ediyor. Buna rağmen Sağlık Bakanı 103 diye bir rakam ifade ediyor. Tam onda biri."

Yorumlar (0)