Tam 50 yıldır yani 1969 seçimlerinden bu yana seçimlerin içindeyim. Sandık Başkanlığı, Bölge Sorumluluğu, Milletvekilliği ve Belediye Başkanı adaylığı dahil seçimin her safhasında bulundum.
Kazanmayı da, kaybetmeyi de bildik ve tattık. Ama hiçbir zaman rezalet çıkarmadan, hukukun üstünlüğüne olan inancımızla gerekli mercilere müracaat ettik. Onların oyalamadan, bahaneler uydurmadan ve kimsenin de etkisi altında kalmadan verdikleri kararlara, “Eyvallah” deyip uyduk ve yolumuza devam ettik.
Ekrem İmamoğlu İstanbul’a aday gösterilince, mensubu olduğu partililer dahil, “Yahu Ekrem Beylikdüzü’nde bir devre daha devam etsiydi. İstanbul’da tanınmıyor şimdi ne yaparız” diyerek hoş karşılanmadı.
AKP’liler ise ellerini oğuşturarak, “Oh tam bize göre aday. Bu seçimi de kazanırız” diyerek onu hafife aldılar.
İmamoğlu ise, “Kimse merak etmesin. Ben kısa sürede kendimi tanıtırım ve herkes beni sever. Ben buna inanıyor ve İstanbul ittifakına inanıyorum” demişti.
Vee öyle de oldu.
Kısa sürede İstanbul tanıdığı gibi, onu bağrına baştılar ve evlerinde misafir edip, gönüllerini verdiler. Şimdilerde tanıdığım çok sayıda AKP’li,  İmamoğlu için, “Yahu CHP’nin elinde  böyle biri vardı ise neden saklıyorlardı. İmamoğlu Kılıçdaroğlu’na ve Muharrem İnce’ye seçim sonuçlarına nasıl sahip çıkılacağının da dersini verdi” diyorlar.
Yetmedi, Ak Partili Tülakalar sayesinde dünya da tanıdı. Dünyanın önemli yayın organlarında habere konu oldu. Kendisinden başka daha makamına oturmadan ülkemizin adından da bahsettirdi.
Seçim öncesi Beka sorun olmuştu. Seçimler bitti, kimse Beka sorunundan bahsetmiyor. Bu sorunun partilerinde olduğu anlaşıldı.
Şimdi İstanbul kazanılmış olduğu halde sayım üstüne sayım yapılıyor. Değişen bir şey olmayınca bahane ve senaryolar çoğaltılıyor.
Yetmiyor, ilk defa ve bu zamana kadar baş vurulmayan Olağanüstü Başvuru durumunu öğrendik. AKP’liler bu yolu da deneyeceklerini belirtiyorlar.
Büyükçekmece konu edildi. 14 bin seçmen yerleştirildiği ileri sürüldü. Resmi rakamlara bakılınca 24 Haziran seçimleri ile 31 Mart seçimleri arasında artan seçmen sayısı bin yüz civarında. Göç alan ilçe olması ve yeni seçmen yaşına gelenler düşünüldüğünde iddia edildiği gibi bir şey olmadığı netleşmiş durumda.
Sonra Maltepe. Neden tümü sayılıyor anlayan bilen yok. Sandık kurullarının sayıp tutanaklaştırdığı sandıklar, İlçe Seçim Kurulu’nca oluşturulan görevliler tarafından sayılıp yine tutanaklaştırılıyor.
Sonra. “Olmaz efendim” denilerek itiraz ediliyor. YSK, “Bunlar tamamdır. Tutanak tutun imzalamayanlar şerh koysun” diyor.
Bu kere, “O da olmaz” denilip yeniden sayım isteniyor.
Haydi bakalım YSK bu kere kendi kararına rağmen hadi bakalım yeniden sayın ama bu kere çoklu gurupla değil. İki gurup la sayım kararı alınıyor.
Sayımlar başlıyor.
Daha önce bu konuları yürüten AKP Genel Başkan Yardımcısı  Ali İhsan Yavuz, bir canlı yayında, “Yeni hazırlıklar yapıyoruz. Elbette itiraz edeceğiz” deyip özür diledikten sonra bu kere Binalı Yıldırım ile birlikte huzura Abdullah Güler çıktı ve tüm suçlamaları CHP’ye yükledi. Yani Maltepe ‘de olup bitenlerin sorumlusunun CHP olduğunu açıkladı.
Evet sayımlar Kablumbağ hızıyla da olsa devam ediyor.  Bekleyip göreceğiz..
Benim önerim oradaki görevli arkadaşlarımızın yorulmaması ve çok daha iyi netice alınabilmesi, oy pusulalarının enine boyuna incelenmesi, hile ve hurdasının olup olmadığının anlaşılabilmesi için günde bir, iki sandığın sayılmasıyla sonuca gidilmesi ve tutanakların daha sonra tutulmasıdır.
Diyeceğim ama diyemiyorum ki.
Ben orada hukukun üstünlüğüne inanan ve uygulayan görevlilerin ve Hakimlerimizin olduğunu biliyor ve onlara güveniyorum.
Şimdi ey siyasiler, ‘İmamoğlu maça gitmemeli. İstanbul seçimleri yenilenmeli’ diyerek kaos yaratacağınıza;
İşsizliğin yüzde 15 lere gelmesini, benzinin litre fiyatının 7 TL ye gelmesini, Patates ve soğanı küçümseniyor ama, bunların fiyatının yükselmesini, döviz kurlarının fırladığını ve freninin tutmadığını, tarım alanlarımızın boş kaldığını, esnaf ve sanayicinin zor anlar yaşadığını, günden güne faiz yoluyla artan dış borçların arttığını  düşünün ve bu işlere son verin.
Haklının hakkını verin.
Kaybetmeyi kabul edin. Adamın mazbatasını verin ve çalışma yollarını açın. İstanbul hepimizin olduğuna göre, orada yaşayanlara verilmesi gereken hizmeti yavaşlatarak suç işlemeyin.
Hükümetimiz ve yerel yöneticilerimiz işine baksın. Sonuçları hazmedemeyenler ise rövanş için 4.5 ve 5 yıl sonra yapılacak seçimleri bekleyin.
Her canlının öleceğinin bilindiği gibi, her parti de seçimleri kazanacağı veya kaybedeceğini bilmelidir…
YSK'da deneyimli hakimlerin olduğunu biliyoruz ve kararlarını da merakla bekleyeceğimizi de belirtelim..

DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.