Ülke gündemi ittifak ve 2019 seçimlerine kilitlenmişken, Ortadoğu’da meydana gelen değişmeler, ABD'nin Suriye'yi bir kalıba sokma girişimi dikkatlerin o bölgeye yönelmesini sağladı. Füzeler ateşlendi, ABD alkışlandı ve daha büyük saldırılar için, bazıları beklenti içine girdi. Bütün değerlerin, inanışların, kabullerin alt-üst oluşunu görüyor olmak, rastlantısal bir sonuç mu acaba?
Yüzlerdeki maskeleri kazımaya kalksan, ortaya çıkacak manzaradan iğrenirsin. Oysa herkes kendi rolünü iyi oynamaktadır. Zihinlerindeki karanlıkları gizleyerek, iyi insan rolü oynayanların, toplumu yanlış beklentiler içerisine sokması, hayali bir cennet yolcusu yaratma çabası, gerçeklere toslayarak tükendi ve tükenecek.
Tarih boyunca insanlara hayali numuneler yaratmaya, farazi tanrılar ve tanrıçalar bulma arayışı, dejenere edilmiş ve edilen değerler arasında sıkışıp kalan insanlık, zihinleri tersyüz edildiği bir yeni süreçten geçiyor. Ve meçhulleşen değerler, bu sürecin rengini alarak, bir nedene oturtamadığımız kabullenişlerimiz olarak zihinlerimizdeki yerini almaktadır. Ve hakikat bir kez         daha sahte bir tarih kurgusuna kurban     edilmektedir.
Bugün Ortadoğu'da oynanan bu oyunla, gerçeklerin üstüne bir kez daha kara perde çekilmek istenmektedir. Hep tekrarlanarak günümüze ulaşan, güce tapınma, objeleri tabulaştırma, kendi yarattıkları, yonttuklarına teslim olmaktadırlar. Hep var olmuş ve olacak olan, şirk ve küfür gerçeklerden arındırılmış bir din olarak insanlara dayatılmaya devam ediliyor. Statüko, zulüm-soygun ve haksızlıkların üzeri hak dini olmayan bu dinle ilahi bir ruha büründürülmeye çalışılmaktadır. Bununla ekonomik ve siyasi hegemonyalarını güçlendirmekte, üstünlüklerini ve diğer halk zümrelerinden farklı olduklarını bununla pekiştirmekteler. Ve bunun adına da Tanrının iradesi diyerek, karşı çıkışları engellemeye çalışmaktadırlar.
Emperyalist güçlerin dizayn etmeye çalıştığı Ortadoğu'da, asıl hedefin İsrail'in güvenliği olduğu konusu kulaklarımızı hep tırmalamıştır. Filistin sorununa duyarlı olan tek ülke olan Suriye, Antiemperyalist duruşuyla Ortadoğu'nun tek ülkesidir. Dolayısıyla antiemperyalist bir kalenin yıkılışıdır asıl gerçek. Bir komplo senaryosuna kurban edilmek istenen Suriye; bölgedeki işbirlikçilerin, uşak anlayışına sahip olanların zihinlerindeki mezhepçi ve tekçi anlayışlarını da azdırmış durumdadır. Bu savaşın gerçekliliğine farklı yorum ve anlamlar yüklenerek saptırılmış, adeta bir mezhep savaşına dönüştürülerek emperyalist emeller gizlenmiştir. Kısaca muhtevası adeta bir din veya mezhep savaşına dönüştürülmüştür. Yazımızın başında belirttiğimiz şirk ve küfür burada devreye girmiş ve mezhepsel bir örtüye bürünmüştür.
Bütün bu organizasyonun sonunda Türkiye ve İsrail'i buluşturan derinlik, Ortadoğu'da Türkiye'nin rolünü açığa çıkarmış durumdadır. Rusya ile stratejik bağları koparılan ve batının kapısında konuşturulan bir Türkiye'nin, Ortadoğu'da plan mı, rol mü aldığına karar vermek zor olmasa gerektir. Sanırım yaşananların ve yaşanacakların nedeni, Ortadoğu denilen coğrafyayı yeniden şekillendirmektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.